Kazanan Demokrasi Olsun

Bu haber 12 Ağustos 2014 - 10:43 'de eklendi ve 814 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye, geçtiğimiz Pazar günü 12.Cumhurbaşkanını seçti.

Ne var ki, bu defaki seçim öncekilerden çok farklıydı.

Farklılığı yaratan da, yıllar sonra Cumhurbaşkanını bizatihi halkın seçmesiydi.

Halkın tercihlerinin öncelik almasıydı.

Bu nedenle;

Türkiye’de asıl olan halktır.

Halkın tercihlerinin demokratik bir şekilde sandıkta yansımasıdır beklentisi, ilk defa gerçeğe dönüşmüş oldu.

Bu paye de ülke demokrasisi kadar, AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a nasip oldu.

Böylelikle, Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’la birlikte, iradesinin egemen kılındığı halk da o nispette mutludur.

Nasıl mutlu olmasın!

Bunca süreçte Cumhurbaşkanını seçmek hakkı, Anayasada karşılığını bulduğu halde kendisine verilmedi.

Oysa Türkiye, demokratik bir ülkeydi.

Demokrasilerde asıl olan halk iradesinin tecellisi olduğu halde, bu hak kendisine teslim edilmedi.

İşte bu yüzden Recep Tayyip Erdoğan kadar vatandaş da, aynı seçimde böyle bir hakkın kendisinde olmasının sevincini yaşamıştır.

Yıllar sonra, bu ülkenin gerçek sahibi bizleriz diyebilmenin hazzını tatmıştır.

***

Bir kez daha altını çizmek istiyorum.

Aynı seçimde halkın ön plana çıkması, Türkiye demokrasisi adına mutlu olunması gereken bir durumdur.

Bir tarafta, ülke yönetiminde asıl olan demokratik kuralların işlerlik kazanması diyeceksiniz.

Buna karşın, iş başa düştüğünde halk saf dışı kalacak.

Bu düpedüz çelişkiydi.

Türkiye yıllar boyu bu sancıyı çekti.

Halk, kendisine verilen bu hakkın kullandırılmamasının ezikliği içerisinde oldu.

Bir yerde, 2.sınıf vatandaş muamelesi yapılmasının ızdırabını yaşadı.

Hal böyle olunca;

Bize verilen bu hak kağıt üzerinde kalmazdı.

Hür irademizle, cumhurbaşkanımızı seçerdik dediler.

Deseler ne yazardı!

Ne zaman Cumhurbaşkanlığı seçimi gündeme geldi.

Ya meclis seçti.

Ya da askeri darbelerle demokrasinin kesintiye uğradığı süreçte, askeri vesayet egemen oldu.

Dolayısıyla ihtilali gerçekleştiren ordunun başındaki komutan Cumhurbaşkanı oldu.

Bu durumda, Türkiye’nin demokrasiyle yönetilen bir ülke olduğunu iddia edemezdiniz.

Etseniz de inandırıcılığınız olmazdı.

Nitekim olmadı.

Demokrasinin tüm kural ve kavramlarının işlediği özellikle batılı ülkeler, Türkiye demokrasiyle yönetilen bir ülkedir deseniz de inanmadılar.

Biz bunu fiiliyatta görmek isteriz dediler.

Yerden göğe haklıydılar.

Zira görememişlerdi.

Halkın egemen kılınmadığı ülkede demokrasiden dem vuramazsınız diyerek, ülkemizi farklı nazarlarla baktılar.

Şimdi ise durum değişti.

Halk, Anayasanın kendisine tanıdığı hakkı kullanarak, cumhurbaşkanını kendisi seçti.

Bu durumda kazanan sadece halk olmadı.

Bununla birlikte demokrasi kazandı.

Halk, bundan böyle göğsünü gere gere, cumhuru ben seçtim.

Bu ülkenin gerçek sahibi bizleriz diyecektir.

***

Pazar günü gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçiminde halk iradesinin egemen kılınması üzerine dış mihraklar da, Türkiye’yi farklı nazarla bakamayacaklardır.

Zira demokrasi bağlamında ülkemize atfedilen iddialar, bir yerde karşılık bulamayacaktır.

İlişkin olarak çok önemli bir ayrıntı var.

Demokrasinin işlerlik kazanması noktasında her şey bitmiş değildir.

Hani dense ki, henüz yolun başındayız.

Kesinlikle abartı değil.

Değil mi ki, yeni bir adım atıldı.

Daha da pekişmesi için demokrasinin olmazsa olmaz kuralları, mutlak surette işlerlik kazandırılmalıdır.

***

Tabi gelinen noktada en büyük görev, Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’a düşmektedir.

Erdoğan, nasılsa köşke çıktım diyerek, her şeyden elini eteğini çekmeyecektir.

Çekmemelidir.

İlişkin olarak, dillendirildiği gibi hükümet varken her şeye burnunu sokmamalıdır.

Sadece anayasanın kendisine yüklediği görev ve sorumluluk anlayışı içerisinde hareket etmelidir.

Ancak bu şekilde bir yol izlendiği sürece, hükümetle köşk arasında bir sorun çıkmaz.

Yok eğer tersi olursa!

Yani yetki kargaşası doğarsa, bundan zarar görecek olan bilfiil halk ve de devlet olacaktır.

O takdirde ne Erdoğan, rahatlıkla Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturabilir.

Ne de hükümet huzurlu çalışma ortamı bulur.

Temennimiz, her kurumun yetki ve sorumluluk çerçevesi içerisinde hareket etmesidir.

Şüphe yok ki, bu şekilde bir yıl izlendiği takdirde kazanan demokrasi ve de halkımız olacaktır.

Çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim sonrasında yaptığı konuşmada “Türkiye’yi birlikte inşa edelim” dediğine göre, ümit edilir ki söylemler ve eylemler birbiriyle örtüşür.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.