KAYBOLAN SADECE KÖYLER OLSA!..

Bu haber 16 Şubat 2010 - 0:00 'de eklendi ve 610 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İnsanoğlunun yaşamı süresince etkisi altında kaldığı çok önemli unsurlar vardır.
Hayatın çeşitli evrelerinde karşılaştığı öyle durumlar olur ki, kolay kolay etkisinden kurtulamazsınız.
Aradan ne kadar süre geçerse geçsin, o dönemin izleri yakanızı bırakmaz.
Zaman en iyi ilaç olarak görülse bile geçmişten sıyrılamazsınız.
İşte sizi böyle bir halet-i ruhiye içerisinde bırakan temel olgulardan biri, yeriniz yurdunuzdan olmaktır.
Ama bir farkla.
Şayet kendi rızanızla doğup büyüdüğünüz köyden, kentten bir başka yere göç etmek durumunda kalmışsanız, o denli koymaz.
Zira şartlar sizi zorunlu kıldığı içindir.
Bakıp gördünüz hayatın idamesi adına başka çare yok.
İster istemez kendinize yeni mekanlar edinirsiniz.
Dedim ya, artık sizin geleceğini belirleyen yerler buralardır.
Dolayısıyla sizde kalan sadece hatıralar.
Buna karşın yine de içiniz burkulur.
Ancak…
Siz zorunlu göçe tabi tutulmuşsanız.
Şartlar sizi geçmişten koparıp almışsa, yeni hayata adapte olmanız o denli kolay değildir.
Hele, kendi ülkeniz değil de bir başka memlekette yaşamaya mahkum olmuşsanız.
Bunun en bariz ve de çarpıcı örneklerini gösteren, geçtiğimiz yüzyıl ve öncesi döneme aittir.
Şu veya bu nedenden çıkan savaşlar öyle bir tablo ortaya çıkardı ki, kimi ülkeler paramparça oldu.
Daha kısa süre öncesinde bir arada olanlar, ebediyen birbirlerinden ayrılmak zorunda kaldılar.
Gerek I. gerekse II. Dünya savaşının ortaya çıkardığı tablo ülkeleri parçalamakla kalmamış, aileleri yeri yurdundan etmişse, daha başka ne söylenir.
Bugün Almanya, Çekoslovakya, Rusya ve Yugoslavya benzer acıları çeken ve çekmekte olan ülkelerdir.
***
Kişinin kendi rızası ve de savaşların meydana getirdiği mecburi ayrılıklar dışında bir başka sezi yeriniz ve yurdunuzdan eden faktörler vardır.
Aslında mecburiyetten doğan zorunlu bir göç.
Bu bağlamda kendi ilimiz Muğla’yı ele aldığımızda karşımıza bambaşka bir tablo çıkar.
Geçmişten günümüze yeri değiştirilen yerleşim birimlerinin hiçte az olmadığı görülür.
Özellikle Yatağan ve çevresinde konuşlanan termik santraller nedeniyle ortadan kaldırılan köyler yerinde bugün yeller esmektedir.
Bir zamanlar hiçte küçümsenmeyecek nüfusa sahipken, kömür havzası üzerinde olduğu gerekçesiyle taşınan Karakuyu, Tınaz ve Yeşil Bağcılar Beldesinin bir kesimi.
Daha kısa bir süre öncesinde kendi halinde iken bugün yerle bir olan köyler halkıyla konuştuğunuzda, her birinin boğazı düğümleniyor.
Kiminin gözlerinden akan yaşlar, terk etmek zorunda kaldıkları köylerle ilgili hatıralardır.
Her biri o köyde doğmuş, gençlik yılları buralarda geçmiştir.
Şimdi ise bir başka yere ikamet etmek zorunda bırakıldığı için kolay kolay geçmişten sıyrılamıyor.
Aradan ne kadar süre geçerse geçsi, illa da vatanım demekten kendini alamıyor.
Aslında hangi birimiz alabiliriz.
Çocukluğumuz ve gençliğimizin önemli bir devresini geçirdiğimiz yerlerden bir şekilde uzaklaşmak zorunda kalmışsak, bir kalemde geçmişi unutmak mümkün mü?
İster kendi istediğimizle, isterse zorunluluktan olsun uzaklaştığımız yerleri yok sayabilir miyiz?
Bunun için değil mi, o dönemlere ait çeşitli hatıralarla zaman zaman yüz yüze gelmemiz.
Neticede, hangi halde olursa olsun insanoğlunun bir dönem yaşadığı yerlerin bugün ebediyen yok olması veya kaybolmaya yüz tutması, kolay kolay hafızalardan silinen yerler değildir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.