Katılım

Bu haber 22 Mayıs 2015 - 0:43 'de eklendi ve 784 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz adına gündeme getirilen önemli gelişmelerden biri, seçimlere katılım.

Genel ve yerel seçimler adına vatandaşın ilgisi.

Üstlendiği sorumluluk gereği vatandaşlık hakkından hareketle her iki seçimde sandık başına gidiyor mu?

Yoksa, kendini soyutluyor mu?

İlişkin olarak mukayese edilir.

Dünya ülkeleri, özellikle Avrupa’da halk, söz konusu seçimler için mutlaka sandık başına gidip oyunu kullanıyor mu?

Yoksa oy kullanmasam da olur yaklaşımı içerisinde mi?

Aslında bu sorular adına verilecek cevaplar, ülkeden ülkeye değişiyor.

Buna karşın aynı olayla ilgili yapılan araştırmada ortaya çıkan sonuç, dikkate değer.

Kısaca, söz konusu seçimler için oy kullanma bağlamında Türkiye’nin de yer aldığı Avrupa kıtasının izlediği politika gerçekten ilginç.

Öyle ki aynı kıtada konuşlanan ülkelerde halk, istenilen rakamda sandık başına gitmiyor.

Bunun anlamı oy kullanmadığıdır.

Konuyla ilgili ortaya çıkan bulgular bunu gösteriyor.

Diğer ülkelerde ise sandık başına gidip oy kullanma oranı, normal şekilde seyrediyor.

Oy kullanma oranının düşük olduğu ülkelerden İsviçre başı çekiyor.

Yanı sıra İskandinav ülkeleri ile orta ve batı Avrupa’da yer alan ülkeler geliyor.

Ülkemiz için durum farklı.

Hangi seçim için olursa olsun vatandaşımız, anayasanın kendisine tanıdığı hakkı kullanıyor.

Dolayısıyla bu tür seçimlere katılım oranı, hiçbir zaman % 75’in altına düşmedi.

Bazı yıllarda bu oran çok yukarılara çıktı.

Buda halkımızın, kendisine tanınan hakkı kullandığını gösteriyor.

Buna karşın bazı istisna teşkil eden yıllarda bu oran oldukça düşük.

Neden? diye bakıldığında, halkın verdiği cevap gerçekten çarpıcı.

Siyasiler seçim sürecinde verdikleri sözleri tutmadılar!

Özellikle iktidar olanlar, halkın olmazsa olmaz gördüğü hususlar adına dahi gereğini yeterince yerine getirmediler.

Şüphesiz bunun anlamı, halkın sükût-u hayale uğramasının ötesinde partilere olan güvenin sarsılmasıdır.

İlişkin olarak vatandaş açıklıyor.

Seçim sürecinde söz verdiler.

Öne çıkan sorunların mutlaka üstesinden gelineceğinin altını çizdiler.

Bizde buna istinaden oyumuzu verdik.

Buna karşın verilen sözler yerine getirilmediğini gördük.

Bu yüzden oyumu kullanmadım.

Bu şekilde düşünen ve kendine göre protesto eden vatandaş, birçok seçimde sandık başına gitmiyor.

Şüphesiz bu durum, seçimlere katılımın düşük olmasının nedenleri arasında ilk sırayı alıyor.

Aslında katılımın düşük olmasında tek neden bu değil.

Bir önemli sebep, halkın siyasi partilere olan güvenin sarsılması.

Öyle ki kendisine mikrofon uzatıldığında, çoğu kez aynı cevabı veriyor.

Partilere güvenimiz kalmadı.

Bir başka neden daha var ki gerçekten ilginç.

Hangi parti genel başkanı olursa olsun, bir adım öne geçebilmek için rakiplerine demediğini bırakmıyor.

Çoğu kez belden aşağı vuruyorlar.

Bunlara mı oy vereceğim!

Oysa bunlar örnek olmalı.

Olmalılar ki vatandaş tercihi yaparken hataya düşmesin.

İşte söz konusu nedenlerden dolayı seçimlere katılım oranı yıllar itibariyle değişiklik gösterdi.

Kimi yıllarda katılım yüksek olurken, bazı senelerde düşük rakamlar içerdi.

***

Peki 7 Haziran seçimlerinde ne olur?

Halkın katılımı yüksek rakamlar içerir mi?

Yoksa, düşük mü olur?

Veya normal mi seyreder?

Şahsen katılımın normal seyredeceğini düşünüyorum.

% 70-75 bandında olacaktır.

Bunun dışındaki her rakam ekstrem olur.

Katılım % 90’la civarında olmadığı gibi % 50-60 oranında olmaz.

Tabi beklenti katılımın yüksek olması.

Vatandaşın kendisine tanınan hakkı kullanması.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.