Karşıyım derken…

Bu haber 18 Ağustos 2017 - 0:58 'de eklendi ve 554 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

 Descartes’in “Düşünüyorum öyleyse varım” sloganı günümüzün modern toplumu için “Tüketiyorum öyleyse varım” sloganına dönüşmüş olarak gözüküyor.

Günümüz insanı, tüketim nesneleri ile çepeçevre kuşatılmış bir durumda. İnsanların gündelik alışverişlerini ihtiyaca göre değil de yükselen bir değer olan, moda mal ve hizmetlere göre belirlenmesi, algılanması ve güdülenmesi, tüketimi var olma, kabul görme aracı haline sokmuştur.

Zenginlik mal para olduğu kadar tüketim kültürü ile de toplumda bireylerin bilinç altına yüklendi.

Ve bir de moda değeri olan ve hızla yenilenen malların tüketiminde, tüketmek prestije dönüşür.

Bir kadın çıkıp koluna taktığı çantanın bir daire parası olduğunu sosyal medya üzerinden göstermeye çalışarak,  tüketiyorum öyleyse varım diyor. Aslında zenginliğini,  kişisel gelişmesi ve beyni ile ortaya koyması gerekli iken, çantası ile kimliğini ve kişiliğini ortaya koymaya çalışıyor.

Yani tüketim kültürü çok vahşice insanların beynine pompalanıyor.

Tüketim toplumunda birey ne kadar çok tüketirse o kadar çok saygınlık kazanır. Tükettikçe parası var algısı ile daha fazla saygınlaşır. Böylece insanlar tüketim çılgınlığı içerisinde, toplumsal ayrıcalık kazandıkları zannını taşımaya başlıyorlar.Bir sarmal gibi sürekli tüketmeye devam ederler..

Kapitalist sistem tüketimi, ilerleme ve mutluluk aracı olarak sundukça bireyin tercihlerini çoğaltıp tetikliyor..Tükettikçe sistemin sömürenlerine uşaklık ederek itaat etmiş oluyor.

Esas konu kapitalist sistem ve tüketim olgusu.

Tüketin kültürü yemeye ve içmeye de yansıdı..

Fast Food ve hamburger kültürü, yeme kültürü ile topluma pompalandıkça pompalandı. Sağlıklı geleneksel beslenmeden uzaklaşıldı.

Ve bize bir ilah gibi sunulan Coca Cola..

Mega tröstler; lobileri yoluyla bu tartışmayı Türkiye’ye getirtmezler” demişti ulusalda bir yazar…

Kola’dan bahsetmiş..

Dikkat çekmek istemişti. Mış olarak da kaldı.

Cola’nın insan sağlığına verdiği zararları anlatıp, mega tröstlerin piyasada ilahlaştıklarını, insanların tüketim alışkanlıklarını, kendi ürünleri olan kolayla, nasıl doldurduklarından bahsedip bu trollerin piyasa ekonomisini ellerine geçirdiklerinden söz etmişti.

Bunlar piyasaya hakim işletmeler.

Bu işletmelerin birleşmesindeki amaç, sistemin hükmedeni olabilmek. Piyasada manüplasyonlar yapmak ve ürünlerini öyle veya böyle insancıklara satabilmektir. Özellikle de yüksek kar ile.

Sigara vb bir çok ürün, insan sağlığına zararlı, fakat  peynir ekmek gibi satışları yapılmakta. Geçmişte boy boy reklam afişleri yapılarak, bireylerin bilinçaltına hükmedildi ve sigara içmenin bir ayrıcalık olduğu mesajı ile geniş kitleler sigara içme bağımlısı yapıldı.

Dünya garip bir yer. Hem zararlı ürünleri üretip sattırıyorsun sonrasında da zararlı ürünleri kullanmayın diye bilinç yaratmak için uğraşıyorsun.

Hem can hem de canan denilmekte.

Siyaset ve göbek bağı, mega kararlar almaya ve uygulamaya muktedir değildirler.

Tröstler mega işletmelerdir ellerindeki güçler çok büyük.

Bu mega işletmeler aynı malı üreten firmalarla  yatay birleşme sağladıklarından piyasayı denetim altında tutan kuruluşlardır.

Bunlara karşı savaş açanlar, güçlü ekonomiye sahip değiller ise  karşılarında zor ekonomik şartlar bekler.

Derler ki kartellerin beşiği  Almanya, tröstlerin ise ABD..

Sistemde güçlü bir şekilde var oldukları için  piyasa ekonomisine  olduğu kadar, siyaset üzerinde de etkin oluyorlar.

Siyasi otorite, insan sağlığını etkileyen bir ürün için çıkıp açıklama yapamaya, satışını engellemek için de çaba harcamayı aklından bile geçiremez.

Sistem farklı boynuzlarla bir birine greft olmuş. Aralarında illiyet bağı da vardır.

Kola’ya rengini veren 4-MEI isimli katkı maddesinin kanserojen olduğu gerekçesiyle Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde yasaklanıyor. Bizim ülkemizde konunun üstü çarşafla örter gibi örtülüyor.

Amerika’da kanser yaptığı gerekçesiyle yasaklanan ”formül ülkemizde uygulamaya devam edecek ve masum halkımız içecek.

Ben asitli içeceklere karşıyım..

Cola’ya da karşıyım. Karşıyım derken her şeye karşı olan Mandra Filozufu’ da değilim.

Asitli gıdaları vücudu asitlendirdiğini ve asitlenmiş vücutta hücrelerin sapıtarak kanser yarattığını sağır sultan bile biliyor.

Ey masum halkım! Asitli içecekleri içmeyiniz.

Asitli içecekler bize zararlı.

Prof. Dr. Canan Karatay, kolanın adeta bir eroin gibi insanı kendisine hapsettiğini belirterek, “Kola içerseniz hayatınız kısalır” diyor.

Kolanın zararları ile ilgili tıbbi çok bilgi anlatılabilir ama konuyu çok uzatmamak adına burada nokta koyuyorum..

***     ***    ***

18 Ağustos…

Bugün benim doğum günüm…

İyi ki varım iyi ki doğdum…

Ayrılmasın şans yanımdan…

Mutluluklar da daima benimle olsun…

Sağlıkla bir hayat benimle.

Hayatımın her anına neşe dolsun…

Doğum günüm kutlu olsun…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.