Karabağlar’da Sırlanan Zaman

Bu haber 30 Nisan 2019 - 0:05 'de eklendi ve 942 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

 İllaki bir meşenin altına oturacak sırtını yıllara dayayacak bülbül sesleri arasında sırlayacaksın zamanı; hatta tüm benliğini..”

İllaki bir meşenin altına oturacak sırtını yıllara dayayacak bülbül sesleri arasında sırlayacaksın zamanı; hatta tüm benliğini..” hikâyeler peşinde koşturuyorum. Girdiğim mekan kendine çekiyor hemen beni, bulunduğum yerde sırlanıyorum sanki. Karabağlar’da Süpüroğlu mevkiinde bir misafirimi ağırlayayım diyorum. Hava her zamanki zamanlarında çıkmış durumda sanki. Biraz fazla esiyor, yağmur her yağabilir. Gökyüzü de bu yüzünü pek göstermek istemedi bizlere.

Nasipliyiz belli, güzel bir hava var. Dar vakitte ta İstanbul’dan bir günlüğüne gelen misafirime şehrimin farklı bir yüzünü, ruhunu tanıtmak istiyorum. Nasipliyiz, güneş bütün güzelliği bulunduğumuz mekanı aydınlatıyor. Koca çınarların altında dingin, huzur dolu bir ortam. Ah keşke yanımızda bir radyo daha da alası bir pikap olsa. Tam keyif zamanı. Karabağlar’ın Süpüroğlu’ndan Keyfoturağı’na, Hacıahmet’e Kır Kahvesi’ne bir temaşa içerisinde nakşedilecek  o kadar güzel mekanları var ki.

Neyse fazla vaktimiz yok. Mekan; Süpüroğlu!. Kahvelerimizi içiyoruz. Bülbül sesleri eşlik ediyor. Ruhun büründüğü zamana, mekana derinlik katılıyor. Şairin mısralarındaki ana eşlik ediyoruz sanki : “Ruhun perde perde solmakta.”

Tayy-ı zaman, tayy-ı mekan anları. Misafirim de dalıp gidiyor, kendisi musıkişinas; bir tanbur ustası. “Bülbül sesleri, çok başka, mekanın ötesinde bir ruh hali burası”  diyor gözleriyle. Burada söze pek iş düşmüyor. Duyular, duygular senfonisi her ana hakim.

Karabağlar’ın kendine has huzur ve keyif anlarının ötesinde doğanın insana ait mekan ve zamanla yaşadığı mekanın ve zamanın dışına çıktığı anlar.

Karabağlar’da zamanın ve mekanın gerçek yüzünde emek, alın teri, bakım, masraf her şeyi kuşatıyor ama bütün bu çabanın, çalışmanın ötesinde “hayat içinde hayat”a sahip olduğun o özel anlar için her türlü sabra, masrafa değer. Karabağlar’da yaşayan için iş bitmez, yorgunluk bitmez ama o kendine ayırdığın yarım saat hatta; beş dakika bile o hayat içinde hayatı yaşamaya değer.

Kahvemizi yudumluyoruz, bülbül sesleri eşliğinde tabiatın bahşettiği tüm ikramları da kabul ediyoruz. “Huzur ve keyif” beraberinde gündelik hayatın dışına çıktığımız sırlandığımız o anları yaşamımıza vesile oluyor.

Şöyle bir yürüyelim diyoruz, zamanımız kısıtlı olsa da. Yer yer yaylamızın sembolü sarı çiğdemler, baharda olmamıza rağmen hazanı hatırlatan bu tabloda kaçak göçek açmaya başlamış bahar çiçekleri ve bir kesiğin dönemecine yaslanmış ulu bir ağacın altında mekan tutmuş nazlı mor menekşeler. Menekşeler ağacın altında mükemmel bir tablonun zarafetini temsil ediyorlar. Gözümüz, kulağımız, burnumuz ve de gönlümüz “huzur ve keyif” anlarında seyrana durmuş.

Şu ara nereye gitsem zamanın, mekanın dışında kurgu anları benliğimi istila etmiş durumda. Muğla’daki evimizde “hayat” adını verdiğimiz iç mekanlarda havuzumuz, çiçekliğimiz nasıl özel bir yere sahipse yaylada da “köşk” adını verdiğimiz yüksekçe kurulu, yatabileceğiniz, yemek yiyip sohbet edebileceğiniz hatta; çocukken oyun oynayabileceğiniz ahşap kirbetler özel bir yere sahipti. Bir nev’i yayladaki evlerimizin evden bağımsız evlerdeki hayata bakan balkonları gibiydi. Yüksekçe bir mekanda temaşa zevkine doyum olmaz. Suyun soğukluğunu ve özel rayihasıyla suya lezzet katan testi, kilim yazgılar, üzeri özel dokunmuş örtüleriyle sert ot yastıklar, radyo, karpuz, peynir ve de kirbetin önünde çıkardığım hep lastik kokan tokyo sandaletlerim.

Nereden nereye götürüyor zaman, mekan bizleri. Dediğim gibi sırlanıyoruz. Hayat içinde hayat kucaklıyor, sarıyor yer yer kuşatıyor. Zaman ve mekan içerisinde “huzur ve keyif”le doluyoruz. Misafirim burada bir yaz kalmanın mümkün olup olmadığını soruyor. Her zamanki söylemlerimize başlıyorum. “Yazın şehir yanarken burada yorganla, battaniyeyle yatarsın. Sükunet en büyük sermayen olur, ruhun şehrin yarattığı bütün kargaşadan, kaostan sıyrılır. Hayat içinde hayatın semeresi “huzur ve keyfi” yaşarsın. Bir de yanında kırk yıllık hatırı olan mercanköşklü kahvemizi içer yanına dostluğu da katarız.” diyorum. Kendi kendime de hiç beceremediğim bir espri yapıyorum. “Ne zaman geleceğini ve de bilhassa gideceğini önceden haber ver de hazırlık yapalım”

Topu topu yarım saatlik bir kahve ziyareti nerelere götürüyor insanı. Ve beraberinde onlarca kurgulanmış hikâye. Yazılmayı bekliyor. Hikâyeler yazılmayı bekleyedursun biz hazır elimizin altındayken ve de henüz her şeyi ezip geçen zamanın elinde yitip gitmeden bu özel “huzur ve keyif” mekanı Karabağlar’ın doya doya yaşayalım.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.