Karabağlar Yaylasında Sonbahar « Hamle Gazetesi

Karabağlar Yaylasında Sonbahar

Bu haber 31 Ekim 2017 - 0:50 'de eklendi ve 1.049 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık AÇIKGÖZ

 

Kim demiş bilmiyorum ama o sözü ben söylemek isterdim. Hani şu  “Sonbahar sanattır, diğerleri mevsim” sözünü… Söz, gerçekten güzel ve sonbaharı damardan anlatan bir söz…

Elbette mevsimler arası bir tercih yapmak çok zor. Baharın her taraftan hayat fışkıran ve tabiatin günden güne yeşile büründüğü demleri herkesi heyecanlandırır. Yaz günlerinin sıcak güzelliğinin zevki başkadır. Kış, insanların birbirlerine daha çok sokulması ve can cana olmasıdır. Yaz tatili masrafınız yoksa kış biraz pahalı bir mevsimdir elbette. Odun, kömür, doğal gaz gibi yakıt masrafları; kışlık kalın giyim kuşam masrafları bütçeleri zorlarsa kışın hayat da zorlaşır. Fakat her şeye rağmen, kış mevsiminin hayatı yavaşlatan ve insanı kendisi ve yakınlarıyla daha çok baş başa getiren bir mevsim olması yanında, Enderunlu Vasıf’ın dediği gibi, “Mangal kenarı, kış gününün lâlezârıdır”  Kışın bu lâlezârın kıymetini ve kar beyazlığını yaşamanın ayrı bir tadı vardır ama şu son bahar var ya, şu son bahar!…  Yazının başında dendiği gibi bir sanat olan son bahar… O başka bir zaman dilimi işte.

Baharın rengârenk havasının güzelliği mutlaka tartışma götürmez ama nihayetinde bahar, yeşilin egemen olduğu bir zamandır.  Her bitki çiçek açar ama sonunda yeşile teslim olur. Öbür taraftan yaz mevsimi, sıcak sarılığının bungunluğuyla geçer ama sonbahar demek, tabiatin bir renk cümbüşüne bürünmesi demektir.

Her yerde olduğu gibi, Karabağlar Yaylası’nda da son bahar, yeşilden soyunmanın mevsimidir. Yeşilden soyunmanın ve türlü renklere bürünmenin mevsimi…

Bir yandan güz çimenleri toprağı kaplarken, ağaçların kimisi sarı yapraklarla donanır, kimisi, kırmızı, kimisi kahverengi, kimisi bordo… Sanki gökyüzünden bir el pançak pançak boyalarla yaylayı sarıya, kırmızıya, bordoya boyamakta; irimleri saran sapsarı göç lâleleri de bu güzelliğe güzellik katmaktadır.

İlk sararan yapraklarıyla çınar ve kavaklar güz müjdecisidir… Akasyalar, akça ağaçlar, kirazlar, elma ve kayısılar yaylayı ve dünyayı sarartır ardından.  Ondan sonra da bütün tabiat eşkin at gibi sarıya koşar… Baki’nin dediği gibi “Nâm u nişâne kalmadı fasl-ı bahardan/Düştü çemende berg-i dıraht itibardan” (Bahar mevsiminin adı-sanı kalmadı; ağaçların yaprakları da itibardan düştü)…

Karabağlar yaylasında da yapraklar itibardan düşer gibi dallardan dökülür ama dümdüz yaylaya ve karşı yamaçlar sarının cıvıl cıvıl kaynadığı bir tablo yansır. Gene Baki’nin dediği gibi, ağaçların “her yaneden ayağına altun akup gelür” …

Bütün yaylanın altın rengine büründüğü bu günlerde, yamaçlardaki pınar çalıları ve diğer çalılar da puantiye resim gibi tablolaşır her tarafta.

Renklerin sarıya dönmesiyle bir yandan hüznü yaşatan son bahar, öbür taraftan sıcak renklerin cümbüşüyle cana can katar Karabağlar yaylasında.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.