Karabağlar SOS Veriyor

Bu haber 03 Eylül 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.736 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Muğla Kentsel SİT Alanı ile Karabağlar Yaylası’nı alın, geriye ne kalır?

Soru bile beni dehşete düşürdü…

Dünyaya kazık çakacak halimiz yok. Geldik gidiyoruz. Kalan yok. Herkes gidiyor. O yüzden anlamakta güçlük çekiyorum:

Güzelim SİT evi yok edip yerine apartman dikmek, “yayla evi” diye lüks villayı kondurup, irimleri, kesikleri yok edip görgüsüzlüğü sergileyebilmek için tel örgü çit çekmek veya aşırı mülkiyetçilikle taş duvarlar örmek nasıl bir vandallıktır…

xx        xx        xx

Yazıma “Karabağlar SOS veriyor” diye başlık attım, ama Karabağlar aslında uzun zamandır çığlık çığlığa…

Gezi parkı eylemleri sırasında tencere tava yürüyenler, onların üzerinden siyasi rant elde etmek için kortejlerin en önünde yer alma çabası içinde olan siyasetçilerimiz ne kadar farkındalar bilmiyorum, ama Karabağlar Yaylası gözlerimizin önünde can veriyor. Parça parça yok olup gidiyor.

Ben de mi duyarsızlaştım bilmiyorum… (!)

Bu yazıyı yaz başında kaleme almaya kalkışmıştım. O konu, bu konu derken geldik bu güne…

xx        xx        xx

Bu yazının yazılmasına asıl sebep olan Karabağlar Yaylası Geliştirme ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Raif Özen’dir. Yaz başında Mustafa Şahin ve arkadaşlarının çevre yolunda gerçekleştirdikleri yemekte Raif Özen’i dinlerken yaylada irimlerin arasında, Asar’da kilise yıkıntıları içinde çocukluğum gelip geçti gözlerimin önünden… Yüreğim cız etti…

Evet, çocukluğumda Asar’da Topaltı Sokak civarlarında kilise yıkıntıları vardı.

Şimdi arada bulasın!

Geldik gidiyoruz. Bu gidişle çocuklarımız torunlarımız bırakın bizim çocukluğumuzun Muğla’sını, bu günün Muğla’sını bile arayacaklar!

xx        xx        xx

O akşam yemekte Raif Özen, “SİT Alanı yaylada 3 yılda 6 bin ağaç ve 3 bin dönüm yeşil alan yok edildi.” diyordu.

Doğrusu bu sözler o zaman bana biraz abartılı gelmişti, ama daha sonra AYDEM’in elektrik telleri için yaptığı irim, kesik kıyımını görünce Raif Özen’in rakamlarını az bile buldum.

Raif Özen, Karabağlar Yaylası Geliştirme ve Güzelleştirme Derneği’nin kaçıncı başkanı bilmiyorum, ama ilk başkanının bu gün Büyükşehir Belediye Başkanı olan Osman Gürün olduğunu biliyoruz.

Kendisini önce çok iyi bir ortopedi uzmanı olarak tanımıştım. Sonra da Karabağlar Sevdalısı…

Ama galiba insanların zaman içinde başka sevdaları da olabiliyor!

xx        xx        xx

Raif Özen’in o akşam anlattığına göre, Doğal SİT Alanı ilen edilmekle birlikte sivil mimarlık örneği yapıları ve bazı ağaçları tescilli olan Karabağlar Yaylası 15 bin dönümlük bir alan. İçinde yaklaşık 3 bin 800 yurt bulunuyor.

Bakmayın siz “Turgut Ağa”, “Mehmet Ağa”, “Hasan Ağa” diye anılanlara… Muğla hiçbir zaman “Doğunun Ağalık Düzeni”ni yaşamamıştır. Muğlalının her biri kendisinin ağasıdır… Yoksa 15 bin dönümlük alanda 4 bine yakın yurt mu olur? “Yurt” dediğiniz de Orta Asya’dan taşınmış bir sözcük; yaşam alanı

Dün Muğla’da ağalık düzeninin bulunmaması bu gün bizler için bir övünç kaynağı. Ancak bu gün sosyologların incelemesine muhtaç garip bir “ağalık düzeni” var…

Modern çağın ‘görgüsüz’ ağaları güzelim yaylamızın içine ediyorlar da, gıkını çıkaran yok!

Raif Özen, “Son 10 yılda 6 bin ağaç ile 2 bin dönüm yeşil alan yok oldu. Yaylamızın göç çiçekleri, Karaağaçlar, Karatavuklar, bülbüller yok oluyor. Yaylayı yayla yapan kesik ve anlar kaldırılıp yerine tel çitlerle taş duvarlar geliyor. Buna dur demeliyiz.” diyor.

Aslında demiyor, feryat ediyor…

xx        xx        xx

Yine Raif Özen’in ifadesi ile Karabağlar Yaylası’nda 100’e yakın anıt ağaç bulunmakta.

Allahtan bu ağaçlar irimlerde, kesiklerde değiller… Yoksa AYDEM’in hışmına uğrayabilirlerdi…

Ama yine de anıt ağaçların 70-80’i bakıma muhtaç. “Ağalar Kahvesi” olarak bilinen Keyfoturağı’nın 8 kavak (çınar) ağacından 7’sinin kanser olduğu söyleniyor!

Allan Kavağı sarhoş yatağı olmuş…

15 bin dönüm alanın aslında tamamı bir yeşil alan. İçinde bir göle sahip olmasa da Karabağlar Yaylası’nı Muğla’nın, Menteşe’nin Central Parkı diyebiliriz…

Amerikalının para harcayıp sahip olduğunu Allah bize bahşetmiş… Neye sahip olduğumuzun hala farkında değiliz!

İşte bu 15 bin dönümlük yeşil alanın yaklaşık 3 bin dönümünü kesikler oluşturuyor. O kesikler Yayla Kültüründen bihaber parasının gücüne inanan görgüsüzlüklerin tasallutu altına girmiş olmaları yetmiyor gibi bir de AYDEM giyotininin merhametsizliği…

Eskiden kesiklerde ağaçların tellere değer kısımları budanırdı, şimdi neredeyse ağaçlar köklenir gibi doğranıyor…

xx        xx        xx

Geleneksel yaylalıların en büyük tepkisi kesiklerin yok olması, kesiklerdeki ağaçlara AYDEM’in acımasız davranması…

Yaylalı buna tepki gösterirken, “Bu gidişle Doğal SİT Alanı Yayla da kesikler için ağaç dikme kampanyası başlatacağız.” diyorlar!

Yaylalı belediyeden umudu kesmiş, Anıtlar Kurulu’nu, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünü arıyor…

Her kahvesinde bir mescidin bulunduğu yaylada kahveler ortadan kalkarken mescitler Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün sahip çıkmasını bekliyorlar.

Yaylalı faaliyette olsun olmasın bütün kahvelere çöp konteynırı konulmasını; Eski Şehir Mezarlığı’ndan Karabağlar girişine kaldırım düzenlemesi yapılmasını istiyor.

Karabağlar Yaylası Geliştirme ve Güzelleştirme Derneği yöneticileri ve “geleneksel yaylalılar” yaylanın “geliştirilmesinden” vazgeçmişler “korunmasını” istiyorlar!

xx        xx        xx

Aslında Karabağlar Yaylası Geliştirme ve Güzelleştirme Derneği’ni de eleştirmemiz gerekiyor. Derneğin adını her sene “Yayla Kavunu Yarışması”nda duyuyoruz.

Bu yarışma Osman Gürün’ün dernek başkanlığında yayla kavununun yaşatılması, tohumunun korunması için düzenlenmişti. Zaman içinde yarışma belediye ile düzenlenir oldu.

Bu sene Büyükşehir mi Menteşe mi ev sahipliği yapar bilmiyorum, yeni bir şeyler yapılmalı…

Artık yarışma, “Kültür Şenliği” içinde kavun yarışması ile sınırlı kalmayıp, ilk yıllarda olduğu gibi Kültür Şenliği dışında bir etkinlik haline gelmeli. Bir “Tohum Şenliği”ne dönüştürülmeli.

Kavun Yarışması yanında “Üzüm Yarışması”, “Bağ, Bahçe Yarışması”, “En İyi Korunan Yayla Evi Yarışması”, “Yayla Yemekleri Yarışması” yapılabilir.

En az iki gün sürecek bu etkinlikte pehlivan güreşleri, voleybol turnuvası, dama turnuvası, domino turnuvası geri getirilebilir. Hatta kırmandal delinden en güzel araba yapma yarışı bile yerini alabilir…

Bu etkinlikle yayla Ege’nin önemli tohum takası merkezi haline getirilebilir.

Kim bilir bir gün olası etkinlikte “Yayla Şarabı” ikramı da yapılır…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
reşat öztepe 03 Eylül 2014 / 12:52

Gocaman; sen durup durup kanayan yaremizi kanatıyorsun.Sen yayla depduryosun be ya. Kenan Paşa yaylamı za dokundu sağolsun Sayın Çakır zamanında “o” günden itibaren yayla yok oldu gitti. yaylamızı koruyanlar sadece ve sadce insanımızdır.ne çevre,ne tabiat varlılkalrı kanunu! ne de Dernekler hiç biri koruyamadı daha da tahrip etti ettirdi. Sizde zaten yazınıza konu etmişsiniz. Ne palım erman ağamın kulaklarını çınlata çınlata yazdığı kitaplarını okuruz. selam ve hürmet.

haydar deniz 03 Eylül 2014 / 23:21

Karabağlar Yaylasının kurtuluşu Muğla’nın Aydın girişindeki çevre yolu ile Muğla arasında kalan kıraç araziyi Marmaris kavşağına kadar Uğur Mumcu Bulvarı ve çevre yolu arası Karabağlar Yaylasını belki kurtarabilir. Orada toplanan suyun tahliyesi eski fen lisesinin arkasındaki oyuktan sağlanacak kırıcıyla bir kanalla buraya verilecek.Bu oyuk Erman Şahin beyin tarlasının üst tarafında. Çevre yolu değerlendirilmeden Muğla’nın Yayla sorunu çözümlenmez. Bu bölgede ağaç yok. Çiçek, böçek yok. Tabii ki şehir plancıları bu işe el atarlarsa belki olur.