Kara Elmasta İftar

Bu haber 18 Haziran 2016 - 1:16 'de eklendi ve 662 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yıllarca Yatağan’ın yaramaz çocuğu olarak görülen termik santral ve onu besleyen maden ocakları, son yılların en sakin günlerini geçiriyor.

Özellikle şu sıralar.

Mübarek Ramazan ayında olduğumuz için çalışanlardan kimi orucun etkisiyle, kimileri de mübarek ayın yüzü suyu hürmetine sakin ve de meyus bir halde çalışma sergiliyor.

Oysa daha düne kadar, tabir yerindeyse bölgenin yaramaz çocuğu olarak nitelendirilirdi.

Özellikle desülfrizasyon ünitesi devreye girmeden önce yönetim kademesi olmak üzere çalışanlar diken üstündeydi.

Yanı sıra kent merkezi ve çevresinde iskan edenler.

O sıralar hep birden feryat etmişlerdi.

Bizler bile bile ölüme sürükleniyoruz!

Santral, ya insan sağlığı ve çevreye zarar vermeyecek hale getirilsin.

Ya da devre dışı kalsın!

Her halde, santrallerle ilgili gelişmelerin zaman içerisinde ne hal aldığını bilmeyenimiz yoktur.

Öyle anlar oldu ki, santrallerle yatıp kalkıldı.

Özellikle bölge sakinleri geriye dönüp baktıklarında, aynı kuruluş adına geçmişte neler yaşandığını hemen anımsar.

Özellikle konuya ilişkin Hamle TV’de yıllarca gerçekleştirdiğimiz “günleri izlerken” programlarında, ilgili ve yetkililerin neler söyledikleri hala hafızalarımızdadır.

***

Gel zaman git zaman.

Aynı santrallerle ilgili gelişmeler yıllar boyu bu şekilde sürüp giderken, bir zaman sonra mevcut iktidarın eğilimleri doğrultusunda özelleştirme devreye girmişti.

Santraller satılır satılamaz! karmaşası içerisinde hükümet kanadı, yüklenici firma ve çalışanlar arasında gerçekleştirilen konsersiyum sonrasında, bir karara varılır.

Dolayısıyla bugün Yatağan Termik Santrali, özelleştirme kapsamında, işveren-çalışanlar arasında sağlanan uzlaşma hükümleri üzerine sorunsuz bir şekilde işlevini yerine getirmektedir.

O gün bugün gözle görülür bir sorun olmadığına göre alan memnun satan memnun misali, yüklenici firma temsilcileriyle çalışanlar uyum içerisinde çalışma sergiliyor.

En azından dışa yansıyan bir sorun olmadığına göre, uzlaşma barışı devam ediyor.

Herkesin arzusu bu yönde olduğuna göre ortada sorun yok demektir.

Ümit edilir ki bundan sonrasında da işveren ve çalışanlar arasında gözlenen uzlaşma sürekli olur.

***

Böylelikle, yaklaşık çeyrek asrı geçen sürede sadece bölgenin değil kimi zaman Türkiye gündemine oturan Yatağan Termik Santrali ile ilgili gelişmeler, tarafların arzuları istikametinde neticelenmişti.

Görüldüğü kadarıyla çalışmalar, sorunsuz bir şekilde sürdürülüyor.

Bunun üzerine Muğla Valisi Amir Çiçek, Yatağan Termik Santrali yetkilileri ve çalışanlarla “iftar sofrasında” bir araya geliyor.

Sadece santral değil çevrede de bir takım incelemeler yapan mülki amir, konuya ilişkin görüşlerini açıklarken diyor ki;

42 bin zeytin olmak üzere 1,5 milyon ağacın dikildiği sahalar, diğer açık madencilik sonrası alanların rehabilitasyonuna örnek olması gerekir.

GELİ zamanından bu yana 135 hektar alan, akasya ağaçlarıyla donatılmış.

Ne iş yaparsak yapalım doğaya sahip çıkmamız gerekiyor.

Yatağan’da sergilenen bu duyarlılık sayesinde ülkemizin en büyük akasya ormanına sahibiz.

Vali Çiçek, ağaçlandırma sahasında yapılan incelemeler üzerine asıl kömür rezervlerinin bulunduğu havza hakkında bilgi alıyor.

Konuya ilişkin açıklamalar yapan Maden Direktörü Yüksel Akın;

Batı panosu adı verilen sahada yaklaşık 2 milyon ton linyit rezervi kaldı. Dolayısıyla bu alandaki çalışmalar yıl içerisinde bitirilecek.

Ardından Yeşilbağcılar Panosu adı verilen üretim alanına geçilecek.

Konuşmasını sürdüren Yüksel Akın;

En son teknoloji ile açmayı düşündüğümüz bu maden ocağında 70 milyon ton rezerv tespit edildi.

Yeraltı işletmesi ile 1.500 kişiye istihdam sağlamayı planlıyoruz.

Bu gelişmeler üzerine ister istemez nereden nereye! demekten kendimizi alamıyoruz.

Sonuçta kim ne derse desin, nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa da Yatağan Termik Santrali onca yıl tüm dikkatleri üzerinde toplamıştı.

Bir yerde Yatağan ismini zihinlere kazıdı dense kesinlikle abartı olmaz.

Şimdi, çalışma barışının sağlanması üzerine, gözlemlediğimiz kadarıyla herkes memnun.

Ümit edilir ki, mevcut kömür rezervi daha uzun yıllar çalışmayı gerektireceği için taraflar arası barış sürekliliğini korur.

Korumalı da.

Zira, yıllar boyu santral, yanı sıra ilgili ve yetkililer dahil gerçek emek sahipleri çok çetin mücadele verdiler. Şimdi huzur kavuşmuş olmaları en doğal hakları.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.