KANTARCIOĞLU ÇEKİLMEZSE KARAR YOK SAYILMALI

Bu haber 07 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 848 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Kantarcıoğlu çekilmezse
karar yok sayılmalı…

Anayasa değişiklik paketi
ile ilgili iptal başvurusu…

Anayasa değişiklik paketi
ile ilgili iptal başvurusu gerçekleşmeden, CHP’nin aracısı Seyfi Oktay’la
yöntem üzerine konuştuğu ve yönlendirmeye maruz kaldığı ortaya çıkan Anayasa
Mahkemesi üyesi Fulya Kantarcıoğlu, şu ana kadar davadan çekildiğini
açıklamadı. Gün geçtikçe kamuoyunda tepkiler büyüyor. Maalesef  Yüksek Mahkeme’ye güven de erozyona uğruyor.
Türkiye’de ilk kez 402 Sivil Toplum Kuruluşu bir araya gelerek, “İhsas-ı
reyde bulunduğu ortaya çıkan Kantarcıoğlu çekilmeli” deklarasyonu
yayınladı. Hukuk örgütleri tek tek açıklamalar yapıyor.

İllerde de barolar tepki
gösteriyor. Kantarcıoğlu, “İhsas-ı reyde bulunmadım, çekilmeyeceğim”
diyebilir. Ama Ergenekon terör örgütünün yargı ayağının başında yer almakla
suçlanan Adalet eski Bakanı Seyfi Oktay, kendisine reform paketi içerisinde yer
alan yargı düzenlemelerine neden “hayır” denmesi gerektiğini gösteren
bir dosyayı göndereceğini açıkça ifade ediyor. Pazartesi günü gazetemizde
Venedik Komisyonu Genel Sekreteri Thomas Markert ile yapılan röportaja yer
verdik. “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu bir karar var.
Bir hâkim önyargılı olmayabilir fakat önyargılıymış gibi bir görüntüsü varsa
dahi o davadan çekilmesi  gerekir”
diyor. Bu bilgilerin ışığında Kantarcıoğlu’nun davada yer almakta ısrarcı
davranması, hele hele böyle bir kararın altında imzası bulunması kabul
edilemez.

Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’nin kararları, Anayasa Mahkemesi’nin de üzerindedir. Nitekim Anayasa
Mahkemesi’nin geçmişte verdiği kapatma kararları nedeniyle çok miktarda
tazminat ödedi Türkiye. Venedik kriterleri de AİHM kararları da
Kantarcıoğlu’nun davadan çekilmesi gerektiğini netlikle ortaya koyuyor. Anayasa
Mahkemesi’nin, evrensel hukukun gerisinde kalması düşünülemez. Hukukun
üstünlüğü, Kantarcıoğlu için de geçerli. Anayasa Mahkemesi bütün bu gerçeklere
rağmen hatalı karar alır ve Kantarcıoğlu’nun üyeliğini devam ettirirse, bu
hukuki olmayan siyasi tavra karşı tek çözüm kalır. O da, Anayasa Mahkemesi
raportörü Osman Can’ın ortaya koyduğu, iptal kararını yok saymak. Anayasa
Mahkemesi kararını Resmi Gazete’de yayınlamadan, paketi topyekûn referanduma
götürmek. Kurucu unsur halkın karar vermesini sağlamak. Böylece, askeri
darbeler gibi evrensel hukuka uymayan kararlara da demokratik toplumun gereği
gibi direnilmiş olur.

Tabii, böylesi bir
referandum söz konusu olursa, erken seçim kararı ile birlikte sandığa gitmek
daha makul. Hem reform paketi halkın onayına sunulmuş hem de hükümet güvenoyuna
gitmiş olur. Halk bütün bu süreçlere vakıf olarak, “evet” ya da
“hayır” der. Türkiye de yok yere yeni siyasi gerilimler yaşamaz.
Bireylerin elinde demokratikleşme yolunda onlarca yıl daha kaybetmez.

Erhan Başyut

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.