“Kanseri Yedim, Stand-Up Tadındaydı”

Bu haber 26 Kasım 2009 - 0:00 'de eklendi ve 1.116 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Kanseri ben yemedim. Hem kanser yenir mi?..
Gürsel Eren gibi sadece yaşamla değil, kendinizle de dalga geçebilecek kadar “barışık” iseniz kanseri bile yerseniz!
“Hep onkologların söylediği bir şey vardır; ‘Bu kanser hücreleri çok akıllı olur. Bizler bunlarla oynarız. Verdiğimiz ilacı hemen tanır ve ona göre savunmasını yaparlar… Hemen hemen kanserle uğraşan bütün tıp adamları böyle düşünürler. Ancak ben buna katılmıyorum. Yine Gürsel Eren üslubu ile bu tezlerini bakın nasıl yok edeceğim. Şimdi şöyle düşünelim. Bu kahrolası akıllı tümörü ben davet etmedim, kendisi geldi. .. bu tümörler söylendiği kadar akıllı olsa benimle beraber dostça yaşamasını öğrenirdi. Büyüyüp, bulunduğu organı işe yaramaz hale getirip, beni öldürdüğünde, kendisinin de öleceğini bilmesi gerekirdi. Şimdi tıp adamlarına soruyorum, bu tümörler nasıl akıllı oluyorlar? Bunların hepsi salak…”
Allah gani gani rahmet eylesin, Gürsel Eren kardeşim, daha dün kansere meydan okurken, adeta ardında bir şey bırakmanın telaşı içinde kaleme aldığı kitabında böyle demiş…
Dalgasını geçmiş…
 
xx           xx           xx
Gürsel Eren kim?
O’nu anlatmak zor. Yaşamak gerekir… “O’nu yaşayan” şanslı insanlardan biriyim.
O, Muğla’nın ünlü sülalelerinden “Topallar” ve “Erenler” sülalelerinin evliliğinin bir ürünüydü. Kendi deyimi ile zengin doğmuştu, ama “Ölüm hak, miras helal” derler ya, O başkasının ölümünü bekleyen “mirasyedilerden” değildi. Hep kendi ayakları üzerinde durmaya, harcadığını kazanmaya çalıştı. Muğla’ya hamburgeri getiren ilk kişi, ilk çiçekçi dükkanı açanlardan oldu…
Bu gün kapalı olan İlkadım Gazetesi’nde birlikte olduk. O spor yazardı. Ali Emginoğlu’nun “Kanal e”, “Redyo Karya”, “Kanal 48” maceralarında yan yana geldik. Kazanması zor olduğundan mı ne parayı çok severdi. Kendisine “Paranın adı” adını vermiştik. O da bana koltuk değneklerimden esinlenerek “Değnekli demokrasi” adını yakıştırmıştı.
O “esnaftı”; “bateristti”; “tiyatrocuydu”, “gazeteciydi”; “televizyoncuydu”; “şovmendi”; “mizah adamıydı”; “gönül adamı, dosttu”; “aile babasıydı”; “Muğla sevdalısıydı”…
Keşke O’nu sizde tanıyabilmiş olsaydınız. Hem yaşamla dalga geçer, hem de dört elle yaşama sarılırdınız…
 
xx           xx           xx
Sevgili eşi Asiye ile yuva kurmaları işe yaradı. Muğla ticari yaşamına “Eren Ambalaj”ı kattı. Muğla’nın bütün absürd, gır gır, şamata olayları kendi kişiliğinden de kaynaklanarak O’nda toplanır oldu… Orman Bölge Müdürü’nün şoförlüğünden emekli Nadir Demir’in abartılı yaşam hikayelerinden yola çıkarak “Nadir abi” fıkralarını üretmeye başladı.
İşte o sırada ben, Muğla’nın sözlü tarihi olarak nitelendiren “Gadın Molam” kitabını yayınladım. İkinci baskısını hazırlamakta olduğum “Gadın Molam” Gürsel Eren’i tetikledi. Bir gün “Özcan abi, Nadir abi fıkralarını kitapta toplayacağım. Yardım eder misin?” dedi. “Gürselim yardım etmez miyim hiç…” dedim.
Tam da o sırada, kendisini yiyip bitiren, ama kendisiyle birlikte yediği kansere yakalanmış… Yakalandığından çoğumuzun haberi olmamıştı…
Kitabını yazmak için diz üstü bilgisayar aldı. O yazıyordu, yazarken sık sık görüşüyorduk, kanseri konuşmuyorduk, ben “Nadir abi fıkraları” bekliyordum. Meğer, o kanserle kavgasını yazıyormuş. İçine, yaşamla ve kendisiyle dalga geçme alışkanlığı ve erdemi içinde Nadir abi fıkralarını da serpiştirerek…
 
xx           xx           xx
Aramızdan ayrıldığı zaman, kendisini kaybetmemizden çok, kitabını “Muğla kitaplığına” koyamamış olmasına canım yanmıştı… Ağabeyi, Muğla’nın folklor araştırmacısı Mehmet Ali Eren, kitabı bastırmış, geçen hafta sonunda ben yokken, gazetedeki masama birini bırakmış.
Çok sevindim…
Bir çırpıda okudum.
Bu gün arife, yarın mübarek Kurban Bayramı…
Kimileri kurban kesmenin huzurunu, mutluluğunu; kimileri de kesememenin huzursuzluğunu, mutsuzluğunu yaşayacak.
Pek çoğumuz farkında değil veya unuttu,  ama yüce dinimiz sevginin, hoşgörünün, paylaşmanın dini…
Umarım, kesenler kesemeyenlerle paylaşmasını bilirler.
Unutmayalım. Ölüm de var…
 
xx           xx           xx
Allah gani gani rahmet eylesin, cennet mekanı olsun,  sevgili Gürsel Eren, ne Topallar’dan, ne Erenler’den kalanları beraberinde götürmedi…  Ama O, ardında Muğla’nın, “Muğlalıların hoşgörüsünün, kendisi ile dalga geçme yeteneği ve erdeminin ve dik duruşunun” simgesi olarak, “Kanseri Yedim, Stand-Up Tadındaydı” kitabını bıraktı.
Sevgili Gürsel’in cennet mekanı, Kurban Bayramınız mübarek olsun…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.