Kamuda Liyakat Sorunu Nasıl Çözülür?

Bu haber 19 Aralık 2018 - 1:02 'de eklendi ve 2.234 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Her gün izlediğimiz, okuduğumuz, şahit olduğumuz olumsuzluklar birçoğumuzu rahatsız ediyor. Ancak pek az insan bu sorunların çözümüne dair bir şeyler yapıyor; şikayet etmek yerine, öneri getiriyor. Ancak ülkemizde sorumluluk sahibi, sosyal meselelere kafa yoran, önerisi olan değerli insanlar da var.

Enes Berksun da geleceğe dair hayalleri olan, soran, üreten, kuyuya taş atmayı seven bir proje insanı. Kurumuna ve ülkesine katkıda bulunmak için çabalayan, kurumsal tarih ve suç üzerine çalışan genç bir kamu görevlisi Enes. Bir akşam çay sohbetinde atanamayan bir tarih öğretmeni olan eşine “Osmanlı’nın yıkılışının en önemli sebebi ne?” diye sorar. Eşi de tek kelimeyle “liyakat…” cevabını verir. “Acaba?”nın peşine düşerek sesli düşünmeye başlar. Eşiyle liyakat üzerine yaptığı sohbet bir hayli uzar. Enes “Fikrim geldi!” diyerek akşamın ilerleyen saatlerinde beni aradı. Heyecanla düşüncelerini anlattı, uzun uzun sohbet ettik.

Türk toplumu, Osmanlı’nın kuruluş ve yükseliş dönemi ile övünürken yıkılış döneminden ders çıkarmayı unutmuş bir toplum. Dolayısıyla Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne miras kalan liyakat sorunu hâlâ en önemli sorunlarımızdan biri. Bilindiği üzere ülkemizde Kamu Görevlileri Etik Kurulu, Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu, Kamu Denetçiliği Kurumu gibi kamu denetim kurumları var. Ancak birçok adım atılmasına rağmen ne yazık ki ülke olarak liyakat sorununa bir türlü çözüm bulamadık. Enes Berksun bu noktada “Kamu Liyakat Kurumu” kurulmasını öneriyor.

Enes ile hafta sonunda İzmir’de buluşup uzun uzun sohbet ettik. Ortaya şöyle bir öneri çıktı: Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisine bağlı olarak; milli eğitim, adalet-hukuk, savunma, içişleri, ekonomi-maliye, çevre-kültür, sağlık, sosyal politikalar, bilim-teknoloji ve dış politika olmak üzere on komisyondan oluşan bir Kamu Liyakat Kurumu oluşturulmalı.

Kamu Liyakat Kurumu; üst kurumlarda başkanlık, başkan yardımcılığı, yönetim kurulu üyeliği ile genel müdür, genel müdür yardımcısı, vali, il müdürü gibi yöneticiliklere atanacak olan kişilerin belirlenmesi sürecinde Cumhurbaşkanlığına öneride bulunmalı. Atama yapılması gereken pozisyona Cumhurbaşkanı, bakanlar ve üst kurumlar tarafından önerilen en az beş isim; Kamu Liyakat Kurumunun inceleme ve mülakatına tabi tutulmalı.

Her bir komisyonun farklı disiplinlerde uzman üç üyesi olmalı. Örneğin, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir genel müdürlüğe atanmak üzere teklif edilen beş aday hakkındaki incelemeyi yapacak olan üç kişilik komisyon; eğitim, adalet-hukuk ve ekonomi alanlarında uzman birer üyeden oluşmalı.

Kamu Liyakat Kurumu, adayları atanacağı pozisyona dair bilgi ve deneyimi, kişiliği ve karakteri, yönetim ve liderlik becerileri, temsil becerisi, göreve uygunluğu, geçmişte öncülük ettiği çalışmalar ve geleceğe dair projeleri gibi çok geniş bir açıdan değerlendirerek Cumhurbaşkanı’na öneride bulunmalı.

Peki, Kamu Liyakat Kurumunun üyeleri kimlerden oluşmalıdır?

İşte bu soruya net bir cevap vermek şu an için zor. Ancak, eski bakanlar, emekli üst düzey bürokratlar, emekli akademisyenler ile toplumda karşılığı olan akil insanlar bu kuruma üye olarak atanabilir.

Olur mu? Neden olmasın?

Dertli bir insanın “acaba?” diyerek ortaya attığı bir öneri; etkin, adaletli, hakkaniyetli ve liyakatli bir bürokratik yapının oluşturulması konusunda neden bir adım olmasın? Neden Cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte daha güçlü bir Türkiye’nin kurulması yolunda değerli bir adım olmasın?

Ne yazık ki, liyakatsiz yöneticilerin ülkemize faturası çok ağır oluyor. Liyakatsiz yöneticilerle kurumlar kötü yönetiliyor. Kurumsal hafıza oluşmuyor. Yasakçı bürokratik zihniyet kırılamıyor. Değişim ve gelişim sağlanamıyor. En önemlisi vatandaşın sisteme ve siyasete olan güveni sarsılıyor.

Böyle bir adım, hem liyakat sorununun çözülmesinde hem de toplumun siyasete ve sisteme olan güveninin yeniden tesisinde önemli bir adım olabilir. Çünkü liyakatsiz yöneticiler, kurumlara pranga vuruyor. Koltuğu korumak hırsıyla mevcudu koruma refleksi geliştirerek gelişime ve değişime engel oluşturuyor. Bu nedenle liyakat sorununu büyük oranda çözen bir Türkiye Cumhuriyeti, 2023 ve 2071 hedeflerine daha hızlı koşabilir.

Bu anlamda Enes Berksun’un önerisi dikkate almaya değer bir öneri değil mi?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
EMRE AKCAGÜNDÜZ 19 Aralık 2018 / 13:01

Hocam bir kamu yönetimci olarak bunu ben sıklıkla dile getiriyorum. ABD de liyakat kurulları zaten var. Bu konuda ülkemizde çeşitli makaleler yazıldı. Bende blog sitemde günler önce yazdım https://emreakcagunduz.blogspot.com/ Fakat bu liyakat konusu önce içselleştirilmeli. İnsanlarımıza küçük yaşlardan itibaren benimsetilmeli. aksi taktirde bakın yazınızda yazmışsınız pek çok kurum kuruldu ama sonuç yok.