Kamu-Sen’den dershanelerin kapatılmasına tepki

Bu haber 22 Kasım 2013 - 8:53 'de eklendi ve 787 kez görüntülendi.

kamusendershanetepkisi12318541231Türk Eğitim-Sen Muğla Şube Başkanı ve Türkiye Kamu-Sen Muğla İl Temsilcisi Mürsel Özata, dershanelerin kapatılması ile ilgili olarak gerçekleştirdiği basın açıklamasında, “Eğitim-öğretim problemleri siyasi değil, bilimsel kriterlerle değerlendirilmelidir” dedi.
Kadir Tamer
Milli Eğitim Bakanlığı’nın dershanelerin kapatılmasına ilişkin hazırladığı yasa taslağına bir tepki Kamu-Sen Muğla Temsilciliği’nden geldi. Türk Eğitim-Sen Muğla Şube Başkanı ve Türkiye Kamu-Sen Muğla İl Temsilcisi Mürsel Özata, konuyla ilgili olarak bir basın açıklaması düzenledi. Kamu-Sen Muğla Şubesi’nde gerçekleşen basın açıklamasına kent merkezinde bulunan dershaneler tarafından kurulan ‘Muğla Dershaneler Platformu’ üyeleride hazır bulundu.
Mürsel Özata, açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı’nın dershanelerin kapatılması ile ilgili çalışmaların basına yansımasından sonra yalanlayan bir açıklama yaptığına dikkati çekerek, “Ancak Bakanlığın yaptığı açıklama, aslında haberi doğrulamaktaydı. Daha sonra Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı iki ayrı televizyon programına katılarak, eteğindeki taşları döktü. Anlaşıldığı üzere, bakanlığın dershaneleri kapatmak için yaptığı çalışma, nedense kamuoyunun gözünden kaçırılarak, şeffaf olmayan bir şekilde ve kapalı kapılar ardında yürütülmektedir. Artık kamuoyunca malum olan sürtüşmenin bir tezahürü olarak gördüğümüz dershanelerin kapatılması tartışmaları, ne yazık ki, hem öğrencilerimizin hem de bu dershanelerde görev yapan öğretmenlerimizin heba edilmesi ile sonuçlanacaktır. Şayet ortada hükümetin bir hesaplaşması varsa, bunu dershaneler üzerinden gerçekleştirme girişimleri bu ülkenin geleceği olan çocuklarımıza büyük zarar verecektir. Bu çok zavallı bir davranıştır. Çünkü bu, devlet gücünü lüzumsuz bir şekilde kullanmak anlamına gelir. Dershaneleri kapatacaksanız kapatırsınız; ancak bu kapatmanın mantığını önce kendinize izah etmeniz gerekmektedir. Eğitim dışı amaç ve sebeplerle dershaneleri kapatmak hem ahlaki, hem de vicdani değildir” dedi.
Dershanelerin kapatılmasıyla ilgili olarak ortaya atılan önerilere dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Özata açıklamasına şöyle devam etti:
“Dershanelerin ve etüt merkezlerinin kapatılması, kapatılan dershanelerin özel okula dönüşmesi ya da iki yıl içinde açık lise olması; okul olan dershaneye çek ya da kupon modeli gibi öneriler üzerinde dikkatlice düşünülmesi gereken konulardır. Nitekim dershanelerin kapatılmasına rağmen, okullardaki ve halk eğitimdeki kursların devam etmesi çocuklarımızın takviyeye ihtiyaç duyacağının da açık bir göstergesidir. Yıllardan beri söylediğimiz gibi, sınav ve eleme olduğu sürece yarış da olacak; dolayısıyla öğrenciler takviye yöntemlere ihtiyaç duyacaktır. Ayrıca bu aşamada dershanelerin kapatılması, merdiven altı dershanecilik faaliyetlerine de zemin hazırlamakla eşdeğerdir. Öte yandan, kamuoyuna yansıyan haberde en dikkat çekici noktalardan birisi, Bakanlığın hazırladığı çalışmada, “Aday öğretmenler yazılı ve mülakat sonuçlarına göre alınır” şeklinde yeni bir hüküm getirileceği iddiasıdır. Anlaşılan o ki, hükümet, mülakat sistemini önce kapatılan dershanelerin öğretmenleri üzerinde denemeyi planlamaktadır. Dönüştürülen okullarda iş bulamayan öğretmenlerin devlette çalışabileceğinin ifade edilmesi de bunun en açık kanıtıdır. Bu öğretmenleri, mülakatla MEB kadrolarına almak hiçbir şekilde akıl ile açıklanacak bir uygulama değildir, tam bir izansızlıktır. KPSS’ye yıllardır hazırlanan, büyük emek veren, geceli gündüzlü çalışan öğretmenlere ve onların ailelerine nasıl hesap vereceksiniz? Dershane öğretmenlerinin mülakatla devlet okullarına atanması demek, önümüzdeki dönemde tüm öğretmenlerin mülakatla öğretmen olarak atanması anlamına da gelmektedir. Böyle bir mülakat olması halinde, dershane öğretmenleri arasından da yandaşların seçileceği aşikârdır. Böylece milli eğitimde yönetici atamaları ile birlikte başlayan, şube müdürlüğü ile devam edecek olan ‘torpil’ halkası öğretmenlere de mülakat getirilmesi ile tamamlanmış olacaktır.”
Mürsel Özata, dershanelerin kapatılması konusunda siyasi ihtirasla değil ilmi, pedagojik gerekçelerle konunun tartışılması gerektiğini savundu. Eğitim-öğretim problemlerinin siyasi değerlendirmelerle değil, bilimsel kriterlerle yapılması gerektiğini de kaydeden Özata, “Kapattık demekle dershaneler kapatılamaz sadece adını ve yapısını değiştirebilirsiniz ama asla yok edemezsiniz. Seçme sınavı yaptığınız sürece dershane ihtiyaç olacaktır. Eğer Milli Eğitim bakanlığı ortaöğretim ve yüksek öğretime geçişlerde sınavın olmadığı bir kriter getirmeyi başarırsa dershaneler kendiliğinden ortadan kalkacak veya sizin dediğiniz gibi özel okullara ve açık liselere dönüşecektir. Unutulmamalıdır ki; insanın fıtratı baskıya aykırıdır, bu tutumda demokrasi ile bağdaşmaz. Bakanlık dershaneleri kapatma konusundaki harcadığı enerjiyi dershanelerde ve özel okullarda KPSS’yi kazanamadığı için neredeyse haftada 40-50 saat derse asgari ücret karşılığı girmek zorunda kalan öğretmenlerin özlük ve ekonomik haklarını iyileştirme konusunda harcaması gerektiği kanaatindeyim” diye konuştu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.