Kalkınmaya Adanan Bir Ömür (I)

Bu haber 18 Haziran 2015 - 18:53 'de eklendi ve 880 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir kişi düşünün ki, 91 yıllık ömrü hayatının 70 yılını, ülkesinin kalkınması ve refahına adıyor.

Hem de çoğu kez karşısına çıkan engellemelere rağmen.

Ama o yılmıyor.

Önünü kesmek, barikatlar kurarak yolundan döndürmek isteyenlere inat,  hiç geri adım atmıyor.

Yoluna taş koysalar da, o engelleri kaldırmasını bildi.

Hiç yorulmadan ve de yılmadan, demokrasi kuralları içerisinde inandığı yoldan hiç şaşmadı.

6 kez görevden uzaklaştırıldığı halde 7.kez gelmesinin başkaca izahı olamaz.

Va mı başka çaresi! dedi.

***

Şüphesiz o, ülke sevdası ve hizmet aşkı galebe çaldığı için, karşısına çıkan engeller, getirilen yasaklara karşın, ülkeme hizmette var olmalıyım diyerek, inandığı yoldan hiç şaşmadı.

Her halde değil mutlaka bu müstesna insanın kim olduğunda şüphe edilmiyordur.

Edilemezdi.

O, Türkiye’de halkın oyunla 6 kez ülke yönetiminin başına geçmesine karşın demokrasiyi rafa kaldıranlara inat 7.kez göreve gelendi.

İşte bu kişi, geçtiğimiz Salı gecesi hayata gözlerini yuman 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den başkası değildi.

Yıllar boyu halkın “çoban sülü” diye adlandırdığı, buna karşın yaşamı boyunca hiç alınganlık göstermeyen Isparta’lı Demirel yok artık.

Türkiye’de en genç DSİ genel müdürü, aynı yaş limitinde dönemin AP Genel Başkanlığı, kısa bir süre sonra Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanlığını üstlenen Süleyman Demirel artık aramızda değil.

Yüce Yaratanın takdiriyle, bu dünyadan göç eyledi.

Hem de yediden yetmişe dahası, yıllardır siyasi muarızlarını dahi derin üzüntüye sevkederek.

Ne yazık ki 91 yaşında solunum ve kalp yetmezliği sonucu, ebedi istirahatgâhına doğru yol aldı.

***

Hiç şüphe yok ki o, fırtınalı bir hayat yaşamak zorunda kalmıştı.

Ülkenin koşulları zaman içerisinde öyle bir hal aldı ki, kaçmak mümkün değildi.

Nitekim kaçamadı Demirel.

Halkın iradesi neticesi 6 kez Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olmasına karşın, her seferinde demokrasi kesintiye uğratıldı.

Bu süreç içerisinde en fazla mağdur edilen o ve kader birliği ettikleriydi.

Ama o yılmadı.

Vatan sevgisi ve hizmet aşkı öylesine benliğini sarmıştı ki, bildiğinden hiç şaşmadı.

Ülkenin çağdaş bir yapıya kavuşması noktasında sanayileşmenin vazgeçilmez olduğu bilinciyle, bu alanda çok önemli hamlelerin yapılmasını sağladı.

Bununla da yetinmedi.

Ulaşım, sağlık ve eğitim alanlarında, sınırları zorlayan bir girişimlerin sahibi oldu.

Ülkenin enerji ihtiyacı ve tarım çalışmalarının modern bir yapıya kavuşmasında olmazsa olmaz koşul enerji adına çok önemli girişimlerin öncüsü oldu ki, kendisine “barajlar kralı” payesi verilmesi boşuna değildi.

***                                                                                                                                      

91 yıllık ömrün yarım asırdan çok bir süresi siyasetle geçince, çoğu kez saldırı ve eleştirilerin odak noktasında yer almaktan kurtulamadı.

Bir taraftan ezeli rakibi ve ebedi dostu konumundaki CHP yanlıları, diğer yandan muhalif kesimde bulunanların hedefinde hep o vardı.

İlişkin olarak, cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir devlet adamı, onun kadar basının saldırısına muhatap olmamıştır.

Buna karşın öyle bir hoşgörüye sahip ki, bırakın yönetimde bulunduğu süreçteki eleştirileri ailesine yapılan saldırılara rağmen, hiçbir zaman karşı dava açmayı düşünmüyor.

Ona göre herkes görevini yapıyordu.

Aradan geçen nice yıllar içerisinde ve günümüzde, Süleyman Demirel’i eleştirmedikleri bir gün dahi olmayan nice basın mensupları, onun gösterdiği hoşgörü karşısında, afalladılar.

Sonraki süreçte aynı gazeteciler, Demirel’e çok büyük haksızlık etmişiz diyerek, bir yerde hak sahibine layık olduğu payeyi vermek zorunda kaldılar.

Türkiye adına ortaya çıkan nice eserlerin varlığıyla mutlu olan Demirel için tek anlayış vardır.

Kendine özgü yaklaşımıyla “benim köylüm, benim vatandaşım” derken, topyekûn kalkınmanın kendi insanımız sayesinde kaçınılmaz olduğu inancındaydı.

Şayet der, Türkiye olarak Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret buyurduğu muasır milletler seviyesine çıkmak istiyorsak, önce okullarımızda modern eğitim sisteminin işlerlik kazanmasını sağlamak zorundayız.

Ne zaman bunu tesis ettik, gelişen dünya ülkeleri safında yer alacağımızdan hiç kuşku duymuyorum.

Onun ülkesi için ne düşündüğü bunlarla sınırlı olsa!

Ya özel ilgi ve sempati gösterdiği Muğla için düşündükleri.

Muğla hatıraları.

Bir başka yazımda kaleme almak koşuluyla.

(Devamı Var)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.