Kâhin Olmaya Gerek Yok

Bu haber 16 Eylül 2014 - 10:41 'de eklendi ve 908 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Kâhin Olmaya Gerek Yok

 

15 Eylül tarihi itibariyle, Türkiye genelinde konuşlanan tüm ilk ve orta dereceli eğitim ve öğretim kurumları yeni ders yılına başlamış oldu.

Gerçi bir hafta öncesinde okul öncesi eğitim gören minik yavrularımız aileleriyle birlikte okullu olmuşlardı.

Aileleriyle birlikte diyorum.

Henüz 6 yaşına giren miniklerin okula alışması kolay değildi.

Bu yüzden anne ve babasıyla birlikte bir yerde okullu oldular.

Biraz daha süre geçtikten sonra alışacaklar.

Hele yeni arkadaşlar edindikten sonra ailesine pek ihtiyaç duymayacaklar demektir.

***

Bu arada asıl üzerinde durmak istediğim önemli bir ayrıntı var.

Özellikle ülkemiz adına.

2014-2015 eğitim ve öğrenim yılında, her dereceden eğitim kurumlarına devam edecek öğrenci sayısı 17 milyon civarında.

Evet yanlış değil.

Bu rakamda çocuklar ders başı yaptılar.

Kimler nasıl bir yorumun sahibi olsa da bu sayıda öğrenci sayısı, Türkiye adına önemli olduğu kadar beraberinde bir takım sıkıntılar içereceğini yadsımak olası değil.

Önemli olması, ülkemiz adına bu sayıda öğrencinin güç teşkil ettiği.

Neredeyse, dünya genelinde yer eden birçok ülkenin nüfusundan daha fazla.

Bunun bir başka anlamı, her yönden ülkemize belirgin bir güç kattığıdır.

Buna karşın, ülke yönetiminde görev üstlenen hükümet, ilişkin olarak Milli Eğitim Bakanlığına sorumluluk yüklediği de bir gerçek.

Zira, aynı öğrenciler için asıl olan, sağlıklı koşullar altında eğitim ve öğrenim görmeleridir.

Sağlıklı derken sadece beslenmelerinden dem vurmuyorum.

Elbette beslenmeleri çok önemli!

Zira her bir çocuğumuz henüz gelişme evresinde.

Dolayısıyla sağlıklı beslenmesi, olmazsa olmaz koşullardan biri.

Asıl üzerinde durmak istediğim, öğrencilerin yeterli düzeyde eğitim alıp almadıkları.

Özellikle, öğrencilerin geleceğe hazırlanmasında en önemli paye sahibi öğretmenler.

Acaba, ilk ve ortaöğretim kurumlarında görev üstlenen eğitimciler yeterli sayıda mı?

Bilhassa, ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde!

Mesleğe yeni başlayan öğretmenler, yeterli pedagojik formasyon aldılar mı?

Yanı sıra, bu sayıda öğrenciyi hayata hazırlayan öğretmenler, özellikle maddi bağlamda hala sıkıntı içerisindeler mi?

Kısaca yeni bir eğitim ve öğretim yılının başladığı süreçte önemli olan, sorunların giderilmesidir.

Değilse geçmişte yaşanan sıkıntılar devam edecek demektir.

Yıllarca Milli Etiğim Bakanlığı bünyesinde ülkemizin her bir köşesinde konuşlanan eğitim kurumlarında görev üstlenen birisi olarak, mutlak surette üstesinden gelinmek zorunda olunan ayrıntılardan bir bölümünün bunlar olduğunun altını çizmek istiyorum.

Değil mi ki Türkiye olarak hedef büyülten bir ülkeyiz.

Bizatihi ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetin açıklamalarına göre, önümüzdeki kısa süreçte dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer almak istiyoruz.

Bunun en belirgin göstergelerinden biri, ülkenin her bir köşesinde çağdaş eğitimin tüm koşullarını yerine getirmektir.

Ne zaman tüm şartlar yerine getirildi.

Fiziki koşullar bağlamında modern eğitim kurumlarına sahip olduk.

Aynı okullarımızda görev yapan eğitimciler, ders araç ve gereçleri yanında, maddi bağlamda her hangi bir sorunla yüz yüze değiller.

Ancak o takdirde, Türkiye belirlenen hedefe varabilir.

Bu da 76 milyonluk ülkemiz adına gurur duyacağımız bir tablonun ortaya çıkmasıdır.

Yok eğer, tüm iyi niyetli girişimlere karşın ülkemizin bazı kesimlerinde okullar yetersiz olduğu gibi öğretmen eksikliği varsa, belirlenen hedefe varmada zorlanılacağı kaçınılmazdır.

Bu nedenle bir kez daha altını çizmek gerekirse, bir ülkenin çağdaşlaşması bağlamında asıl olan öğrencilerin yeterli eğitim almalarına bağlıdır.

Siz, ilk ve ortaöğretimden yükseköğretime kadar, istenilen bir eğitim sistemini yürürlüğe koydunuz.

Bu bağlamda hiçbir sorununuz yok.

Ancak o takdirde hak ettiğiniz yerde olursunuz.

***

Bütün bunlara karşın bir önemli ayrıntı daha var ki, olmazsa olmaz koşul olduğunda en küçük şüphe yok.

Bu sayıda öğrenciye sahip olmak, elbette ki önemli.

Ne var ki bazı koşulların yerine getirilmesi halinde bir avantajın sahibi olursunuz.

Siz ne zaman bu sayıda öğrenciyi, belirlenen dönemler içerisinde bir tasnife tabi tuttunuz.
Yani kabiliyetlerine göre sınıflandırdınız.

Bir kısım öğrencinin yükseköğrenime devam etmesi sağlandığı gibi bazıları çeşitli meslek dallarına yönlendirildi.

İşte o zaman öğrenciler adına olması gereken adımlar atılmış demektir.

Değilse, şimdi olduğu gibi öğrencileri kaderiyle baş başa bırakırsanız, kendi elinizle çeşitli sorunlara davetiye çıkarıyorsunuz demektir.

Zira, küçük yaşlardan itibaren sınıflandırılmayan öğrenciler, yükseköğretim kurumları önünde yığılır kalırlar.

Böyle olunca her yıl en azından 1 milyon gencimiz işsiz güçsüz olacağı için ailesine bağımlı kalır.

Bu durumun zamanla sorunlar getirdiğini hep gözlemlediğimize göre, mutlak yerine getirilmesi gereken temel kural, özellikle ortaöğretim ikinci kademesine geçmeden, branşlaşmanın sağlanmasıdır.

Sonuçta, yeni bir eğitim ve öğretim yılının başladığı süreçte sağlıklı bir öğrenim ve eğitim adına mutlak yerine getirilmesi gereken koşullar belli.

Her birini uygulamaya koyduk, sorun yok demektir.

Değilse, bu sayıdaki öğrenci avantajının zamanla dezavantaja dönüşeceğini anlamak için kâhin olmaya gerek yok.

Yeni eğitim ve öğretim yılının öğrenciler, öğretmenler, aileleri ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.