KADINLARIMIZ VE SİYASET « Hamle Gazetesi

KADINLARIMIZ VE SİYASET

Bu haber 30 Mayıs 2009 - 0:00 'de eklendi ve 543 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Son yıllarda, ülkemiz genelinde konuşlanan bir takım kurum ve kuruluşlarda kendini gösteren bir gelişme, sanırım dikkatlerden kaçmıyordur.
Pek çok kurum ve kuruluş bünyesinde yer alan kadınlarımız, bu defa siyasi partiler bünyesinde de boy göstermeye başladı.
Bugün söz konusu kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve de partiler safında birçok kadının yer alması, bunun bariz göstergesi.
En güzel örnek teşkil eden illerden biri Muğla.
Her ne kadar diğer iller bazında, söz konusu teşekküller içerisinde kadınlar bulunsa da bu durum Muğla için daha belirgin.
Bugün merkez belediye başkanlığı dahil ilçeler belediye meclislerinde bir çok kadının temsil görevi üstlenmesi, hep şikayetlere neden olan kadın-erkek eşitsizliğinin, yavaş yavaş ortadan kaldırılması anlamı taşımaktadır.
Bu da gösteriyor ki Muğla, her alanda olduğu gibi siyasi arenada da ilklere imza atan bir kent.
Ve de demokrasinin tüm kuram ve kavramlarının egemen olduğu çağdaş yerleşim birimi.
Bunu anlamak için siyasi partiler ve belediye bünyesinde konuşlanan kadınlar sayısına bakmak yeterli.
Önceleri yok dönecek sayıda iken günümüzde, hem belediye meclisleri hem de siyasi partiler yönetim kurullarında, başka illerde görmenin mümkün olmadığı sayıda kadın vardır.
İktidarı oluşturan AKP’nin yerel bazdaki temsilcisi il ve ilçe başkanlığı, ana muhalefet partisi CHP ve diğer muhalefet partisi MHP saflarında yer alan kadınlar.
Her ne kadar TBMM çatısı altında olmasa da geçmişte bu ülkeye önemli hizmetlerde bulunan DP il ve ilçe başkanlığı yönetim kurullarında görevli olanlar.
Her biri birlikte hizmet etme yarışı içerisindeler.
Üstelik kadınların görev üstlenmeleri siyasi partilerle sınırlı değil.
Bugün Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği,Yardıma Muhtaç Çocuklar, Sağlık ve Eğitim alanında konuşlanan dernekler dahil, daha pek çok sivil toplum kuruluşlarında kadınlarımız etkin görevin sahibidirler.
Bu da, her hangi bir kurum ve kuruluşun işleyişinde, birlikteliğin söz konusu olduğunu gösteriyor.
Hangi siyasi teşekkül ve sivil toplum örgütü olursa olsun, hemcinslerin egemenliğinde değil.
Yani ne tek başına erkekler egemen, ne de kadınlar.
Bu tür oluşumun en son örneği yeni kurulan Türkiye Partisinde gözlendi.
AKP den ayrıldıktan sonra ne zamandır parti kuracağı dillendirilen Abdüllatif Şener’in kurduğu söz konusu partinin yönetim kurulunda, hiçte azımsanmayan sayıda kadın var.
***
Gözlenen bu tablo üzerine, zihinlerde birçok soru oluşuyor.
Madem ki her türlü siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarında kadın-erkek birlikteliği mümkündü, neden bugüne değin bu oluşum sağlanmadı?
Kadınların üstesinden gelemeyeceği gibi bir düşünce mi hakimdi?
Kısaca ne değişti de birlikte hareket etme kararı alındı.
Takdir edilir ki bunun altında bir değil birçok sebep var.
Bir kere dünyanın geldiği noktada kadınların becerisi, dikkatleri bu nokta üzerine çevirdi.
Bakıp görüldü, o güne değin bırakın görev üstlenmeleri, erkeklerin aklından dahi geçmeyen konularda kadınlar en az erkekler kadar başarılı.
Üstelik onlar daha bir dikkatli ve sorumluluk sahibi.
Beis yok dendi.
Bir başka husus, kadınların kendi çapında başkaldırıları.
Neden hep ön planda erkekler olsun!
Bu erkek egemenliği neden?
Hal böyle olunca, ister istemez söz konusu kuruluşlar bünyesinde kadınlar yer almaya başladı.
Bu arada, gözden kaçırılmaması gereken bir husus daha var.
Ne zaman kadınlarımız çoluk çocuğunu, bizim deyimimizle baş göz etti.
Çalışanlar emekliliği hak kazandı.
Hem vakit geçirmek hem de yardımcı olmak anlamında, görev üstlenmeye başladılar.
Tabi böyle bir tablodan esinlenen diğer kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri kayıtsız kalamazdı.
Onlar da kendi bünyelerinde daha f azla kadına yer vermeye başladılar.
Sonuçta şu an gözlemlediğimiz, kadın-erkek beraberliğinden oluşan teşekküllerin kendini göstermeye başladığı.
Peki, yerli yerinde bir oluşum mu?
Hem de nasıl.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.