KADINA GÜÇ GÖSTERİSİ MARİFET DEĞİLDİR

Bu haber 16 Şubat 2013 - 9:58 'de eklendi ve 1.094 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Son yıllarda, bilhassa geçtiğimiz yıl ve bu sene ülke bazında yayın yapan medya organlarına yansıyan oluşumların başında “kadına şiddet” uygulamasının geldiğini yadsımak olası değildir.
Aksi iddia edilemez.
Zira aynı yayın organlarında gün geçmiyor ki buna benzer bir haber yer almasın.
Kadınlar ya sokak ortasında ve ya evlerde katlediliyor.
Ya da Allah ne verdiyse şiddet uygulanıyor.
Sanki evin reisine böylesine bir hak verilmiş gibi!
Oysa bilmezler ki ölüm sadece Yüce Yaratan’ın takdiridir.
Onu yaşatacak ve mutlak sona ulaştıracak olan sadece Allah’tır.
Ama bu bilinçte yoksun olunca, hiçte tasvip edilmeyen katliamlar gerçekleştiriliyor.
Meselenin en tüyler ürpertici yanı, kadının çocuklarının önünde hunharca öldürülmesi veya ölesiye dövülmesi.
Bilmezler ki aynı vahşet sahnesine tanık olan çocukları, hayatı boyunca ruh hallerinden kolay sıyrılamazlar.
***
Bu arada, hadi diyelim ki basın organları meseleyi abartıyor.
Ya birçok kurumun yaptığı istatistikler?
Yanı sıra Kadın Hakları Savunucularının ortaya sürdüğü rakamlar?
Her biri olayı abartacak bir eğilimde olmadığına göre realite, kadınlara yönelik şiddetin her geçen gün artış gösterdiğidir.
***
Peki nedendi?
Neden, eşi veya bir başkası kadınlarımıza böylesine bir şiddet uygulamaktan geri kalmıyor?
Bunun bir değil birçok sebebi olduğu gün gibi aşikâr.
Bir kere böylesine bir eğilim içerisine girmek, aczin ifadesinden başkası olamaz.
Güya kadından daha güçlüyüm! gibi saplantı, onu şiddet uygulamaktan alıkoymuyor.
Oysa kadına güç gösterisinde bulunmak, ruh dengesinin yerinde olmadığının belirgin işaretidir.
Aksi olsaydı, en azından çocuklarının anası diyerek, böylesine bir eyleme tenezzül etmezlerdi.
Dedim ya bu tür kişilerdeki ruh bozukluğu, eşine şiddet uygulamayı bir yerde mubah gösteriyor.
Bu tür halet-i ruhiye içerisinde olanların şiddete başvurması altında yatan bir diğer ayrıntı işsizlik ve geçim sıkıntısıdır.
Bu kesinlikle kadına şiddet uygulamasında mazeret olmamasına karşın, ne yazık ki bazıları, sözde içinde bulunduğu durumdan kaynaklanan bir etkiyle bu tür eyleme girişiyor.
Güya kadına böylesine bir ceza vermekle sıkıntılarından arınacaklar!
Oysa bilmezler ki daha bir batağa sürüklenirler.
***
Ülkemizde kadına şiddet uygulamasına yönelik olarak gözlenen bir başka neden, kıskançlık.
Şu veya bu nedenden eşini kıskananlar, çözümü yine dayakta ve ya onu katletmekte görüyor.
Peki sonuç?
Kadın mezara, kendisi işlediği cürümün karşılığı olarak hapishaneye boyluyor.
Geride kalanlar ise yetim ve öksüz kalan yavrular.
Ve de evladını yitiren anne ve babalar.
***
Meselenin bir başka boyutu var ki direkt ülkemizi ilgilendiriyor.
Bu tür bir eylemler ülke konumunu yerle bir ediyor.
Siz ne denli Türkiye’nin insan haklarına saygılı, demokratik bir ülke olduğunda diretseniz de, başkaların bakış açısı hiç değişmeyecektir.
Nasılsa ülkemizin demokratikleşme bağlamında notu kırık.
Bu tür olaylarla bir kez daha sınıfta kalmamıza neden oluyor.
Sonrasında siz istediğiniz kadar tevile çalışsanız da karşınıza bu tür örneklerle çıkacaklardır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.