Kadın Sorunu Mu, Erkek Sorunu Mu?

Bu haber 30 Haziran 2015 - 0:01 'de eklendi ve 1.195 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Kadın cinayetleri dur durak bilmiyor…

Cansu Kaya cinayeti 2015’in ilk 6 ayında Muğla’da 4’ncü, Türkiye’de 144’ncüydü.

Hafta sonunda Cumartesi günü Muğla Sınırsızlık Meydanı’nda Muğla Kent Konseyleri, Kadın Meclisleri Birliği’nin düzenlediği protesto etkinliğinden bir gün önce sayı 145 oldu.

Ben bu yazımı kaleme alırken 146 oldu mu bilmiyorum… Ama dün CNN Türk kadın cinayetlerinin kurban sayısını 150 olarak duyuruyordu.

Ne ara 5 kadını daha kurban ettik? Neredeyse her aya 30 kadın cinayeti düşüyor…

Önüne geçilebilir mi? Bilemiyorum… (!)

xx        xx        xx

Geçen cumartesi günü Sınırsızlık Meydanı’nda yapılan etkinlikten önce bu köşede, (26.06.2015) “Bayım Kızınız Var Mı?” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. O yazımı aynı soru ile noktalamıştım. Bu sorumu “kızınıza iyi davranın” diye anlayan salaklar olmuş.

O yazımda “Umarım yarın Sınırsızlık’ta kadın kadına bir eylem olmaz!” demiştim.

Muğla’da yaşanan 3 kadın cinayetinin ardından bir Perşembe günü Muğla Kadın Platformu tarafından açık pazar yerinde kadın cinayetleri protesto edilmişti. Protestocuların tamamı kadındı.

Olabilirdi… “İçinizde neden erkek yok?” diye eleştirecek değiliz. Tercih meselesi…

Ama Sınırsızlık Meydanı’nda yapılacak olan eylemde erkekler de olmalıydı. Ben böyle düşündüm. 6 aya sığdırdığımız (CNN Türk rakamlarına göre) 150 kadın cinayetini bir “kadın sorunu” olarak değil, “erkek sorunu” olarak da görmemiz gerekir.

Hatta “insanlık sorunu”…

xx        xx        xx

Doğrusu ben “Bayım Kızınız Var Mı?” sorusunu, ertesi gün Sınırsızlık Meydanı’nda kadınlar kadar erkeklerin de olmasını istediğim için sormuştum, ama…

Şaşkınlık içindeyim!

Datça Kadın Meclisi Başkanı Nazmiye Halvaşi o “Bayım Kızınız Var Mı?” sorusunu soran yazımın altına bıraktığı teşekkür mesajında şöyle demişti:

Kadın mücadelesinin en zor yanlarından biri erkeklerden destek alamamaktır! Oysa bu sorun KADIN SORUNU değil.. ERKEK SORUNUDUR!

Kadın cinayetleri, KADIN KATLİAMINA dönüştüyse ve bunu yapanlar erkeklerse, bence erkekler isyan etmelidir! Erkekler bu haberleri hangi duyguyla izliyorlar doğrusu çok merak ediyorum.

Bu mesajdan da anlaşılacağı gibi Sınırsızlık Meydanı’ndaki etkinlik erkeklerin de katıldığı bir eylem olacaktı.

Bazı kadın gurupları için öyle değilmiş!

xx        xx        xx

Ben evde devam eden tedavim nedeniyle o gün Sınırsızlık Meydanı’na gidemedim. Meslektaşlarımın gözüyle izledim. Mustafa İnci arkadaşımdan Bodrumlu Feministlerin alana erkekleri almak istemediklerini, bunun üzerine tartışma yaşandığını öğrendim. Bana ulaşan fotoğraflarda tartışan kadınların içinde HDP’nin Muğla’dan liste başı adayı Hürriyet Karadeniz’i gördüm. Şaşırdım…

Bu gün parlamentoda çok sayıda kadın milletvekilinin yer alabilmiş olmasında önemli payı olan ve öteki partilerdeki kadınları kıskandıracak “eş başkanlık” sistemine sahip HDP’nin Muğla Milletvekili Adayıerkeklerin o eyleme katılmasını istememiş olamaz” diye düşünmek istedim.

xx        xx        xx

Eyleme katılan CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir, Yatağan Belediye Başkanı Hasan Haşmet Işık, Muğla Barosu Başkanı Cumhur Uzun ve çok sayıda erkek bir gurup kadının “erkek düşmanlığı” karşısında ne yapacaklarını bilememişler. Bazıları alanı terk etmiş!

Anlaşılır gibi değil…

Sonra bir başka arkadaşımdan kadınların ağırlıklı olarak “erkeklerin de orada olmasını istediklerini” öğrendim. Erkekler eylemi terk etmemiş…

Ancak Menteşe Kent Konseyi Kadın Meclisi ortak basın açıklamasında kendilerine düşen bölümü okumaktan çekilmişler!

Erkeklerin alana alınmamasını isteyenler yoksa Menteşe Kadın Meclisi üyeleri miydi? Bilemiyorum. Ancak erkeklere bayrak açanların Bodrumlu Feministler olmadığını sonradan öğrendim. Menteşe Kadın Meclisi ortak açıklamada paylarına düşen bölümü okumaktan neden çekilmişler bilen yok…

Ancak herkesin bildiği bir şey var, o da hafta sonunda Sınırsızlık Meydanı’nda yapılan protestonun provake edilmek istendiği… Yazık… Bu “insanlık suçu” sorununun önüne böyle mi geçilecek?

xx        xx        xx

Haberlerde göremedim. Sınırsızlık Meydanı’nda yaşanan tartışmanın ardından kadınlar aralarındaki erkeklerle birlikte yürüyüşe geçip, sonra yeniden Sınırsızlık Meydanı’na gelmişler ve ortak basın açıklaması okunmuş. Aynı metnin ilk bölümünü okuyan Bodrum Kadın Meclisi Başkanı Nermin Gönen146. kadının kanı da üzerimize sıçramasın diye isyan ediyoruz. Her gün başka bir kadının kanı sıçrıyor üzerimize. Boğuluyoruz. Yasta değil, isyandayız.” derken, Milas Kadın Meclisi’nden Nurten SaydamMuğla Üniversitesi öğrencisi Feride, kimliği belli bir erkek saldırgan tarafından kaçırılmıştı. Biz kadınların Muğla yerelinde ve sosyal medyada yarattığımız duyarlılık ve bazı vekillerin süreci hızlandırmaya yönelik baskılarıyla Feride 30 saat sonra kurtarılmıştır. Bu dayanışma gücünü bir kez daha gözler önüne sermiştir.” demiş.

xx        xx        xx

Yatağan Kadın Meclisi Başkanı Suna Arslan da “Başta iktidar olmak üzere erkek devletin ve erkek medyanın kadınlara yönelik cinsiyetçi söylemleri bitmek bilmiyor. Din adamları televizyonlara çıkıp ‘eşiniz size şiddet uygulayarak deşarj oluyorsa şükredin. Ya üstünüze kuma getirirse ne yapacaksınız’ diyerek kadına kuma istemiyorsan dayağa razı olacaksın dayatması yapıyor. Şiddeti meşrulaştırıyor. Özendiriyor.” diyen bölümü dillendirirken, Datça Kadın Meclisi Başkanı Nazmiye Halvaşi metinden “Anayasa Mahkemesi resmi nikâh olmadan imam nikahı kıyılmasını artık suç olarak kabul etmiyor. Başta kadın milletvekilleri olmak üzere TBMM’ni göreve davet ediyoruz.” ifadesini aktarmış.

Marmaris Kadın Meclisi’nden Dilay Uçar, “Şiddet artmadı, görünür oldu, bu sadece Türkiye’nin sorunu değil, tüm dünyada oluyor’ diyenleri” bir kez daha düşünmeye davet etmiş.

Ortaca Kadın Meclisi’nden Binnaz Ceylan, “Alınan yargı kararlarında, devam eden mahkeme süreçlerinde kadın katillerine kıravat taktıkları, erkekliğime laf etti dedikleri, pişmanım, seviyordum dedikleri için haksız tahrik indirimi uygulandığına” dikkat çekip, kravat indirimine karşı çıkmış.

 

Metnin son bölümünü okuyan Fethiye Kadın Meclisi’nden Eda Koylu da “Bizler, Özgecan Aslan cinayetinden sonra kadına karşı işlenmiş suçlarda keyfi uygulanan ceza ve tahrik indiriminin kalkması için imza veren yaklaşık 1 milyon 250 bin kişinin de talebiyle Özgecan Yasası’nın bir an önce çıkarılmasını istiyoruz.” ifadesini aktarmış.

xx        xx        xx

Şimdi, o gün bir gurubun erkek düşmanlığına rağmen orada bulunan erkeklerden CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir ile Muğla Barosu Başkanı Cumhur Uzun’a görev ve sorumluluk düşüyor. Yeni bir Kanun teklifi mi verilecek, gündemdeki kanun teklifi ile ilgili bir şeyler mi yapılacak. Her ne yapılacaksa…

Unutmayalım… Sorunlar kadın eli değince daha çabuk çözülür. Kadın cinayetleri ise salt kadın sorunu olmadığı gibi feminizmde erkek düşmanlığı değildir…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nazmiye Halvaşi 30 Haziran 2015 / 01:35

Özcan Bey,
Çok teşekkür ederim objektif bakıp salt “kadınlar kavga etti” magazin haberciliğine dönüştürmediğiniz için..
MUĞLA KADIN MECLİSLERİ BİRLİĞİ ilk kez ve çok hızlı hazırlanarak bir eylem yaptı. Gündem sıcakken yapılmalıydı..
KENT KONSEYLERİ ve KADIN MECLİSLERİ çatı örgütlerdir! Kentteki bütün Siyasi partiler, STK, Oda, sendika, resmi kurumlar, muhtarlar, belediye vb bu kenseylerin/meclislerin bileşenleridir. Aslında KOALİSYONdur bu yapılar..
Bugün ülke gündeminde tartışılan koalisyon bu yapılarda süreklilik arzeder! Ve yine aynı çatı altında hiçbir şartta yan yana gelmrm diyen MHP ve HDP bu yapılarda birlikte temsil edilirler. Yine barsj sorunu olmadığından o kentte örgütlü olan bütün siyasi partilerin buralardatemsil hk vardır.. Bu ne kadar müthiş bir şeydir! Farkedersek….!
Biz bu eylemde farklı bir şey yaptık. Birliği oluşturan meclislerin başkan veya temsilcileri basın açıklamasını hep birlikte okuduk.. Emeğimiz de, sözümüz de var dedik.. Katılımcı demokrasiyi kadınlar üzerinden örnekledik! Menteşe bu fikre katılmayıp tek kişinin okumasını savundu! Ortak okuma kabul edilmeyince çekildi. Ben arkadaşların bir sonraki etkinlikte katılacaklarını düşünüyorum..
Birçok kongrede divan başkanlığı yaptım. Özelikle kadın kongrelerinde CHP Kadın Kolları gibi) kadınları söz almaya ve konuşturmaya zorlarım. Yıllar geçen aradan o salondan bir kadın siyasette ilerler ve sana ” o kongrede topluluk önünde ilk kez konuşmuştum. Özgüvenimi artırdınız!” Der..
İŞTE KAZANMAK BUDUR..
(5 Haziran’da toplanıp değerlendirme yapacağız..)
SEVGİ VE SELAMLAR..
HALVAŞİ

tayyar alçı 30 Haziran 2015 / 08:39

Eskiden bu kadar kadın cinayeti işlenmiyordu. Otuz yıl öncesine kadar. En fazla namus cinayetleri duyulurdu. Destancılar destan yazıp sokaklarda satarlardı. Bu gün niye arttı? ve artarak ta devam ediyor. Bunun temelinde 24 ocak kararları var. 12 eylül faşist darbesi var. sosyal medya üzerinden oluşturulan algı var. Sosyal medyadaki dedi kodular yalanlar iftiralar var. Ekonomik gelişme var. Burjuva özentisi var. Dinden ahlaktan uzaklaşma var. Var oğlu var. Bu toplum sosyolojik olarak masaya acilen yatırılmalıdır. Gerçi üniversite hocaları sekreter kız yüzünden cinayet işleyecek hale gelmişlerse hangi üniversiteyle yapacağız bunu. Yine ne varsa eskilerde var. Onları bir araya getireceğiz. Bu sefer onlara da beyni sulanmış, çağ dışı kalmış, suçlamaları gırla gidecek. İnsan öldürmenin günah olduğunu, Allah katında büyük suç olduğunu söyleyeceğiz. Bu sefer de şeriat istiyorlar dedi koduları alıp başını gidecek. En iyisi vicdanlı, merhametli nesil yetiştirmeye yöneleceğiz. Kedileri, köpekleri öldürmeyen, yollarda ki kaplumbağaları ezmeyen, hayvanları eziyet etmeyen, güçsüzü koruyan çocuklar yetiştirelim. Hayvana bir şey yapmayan merhamet eden kadın öldürmez. Bu konuda sorumluluk en çok kadınlara düşüyor. Çünkü çocukları doğurup büyüten yönlendiren kadınlardır. Erkekleri de onlar yönlendirir. Dünyada dişisin den korkmayan canlı var mı? Erkek köpeğin dişi köpeği saldırdığını gördünüz mü? Feminizim erkeği dışlayan bir anlayış. Bu anlayış kadın sorununu çözemez. Ancak körükler. İzan, anlayış, saygı, vicdan, merhamet sahibi erkekler yok mu? Var. Bu anlayış onları da dışlar. Sanki kendileri dünyaya gelirken babasız dünyaya gelmişler. Dünyada şu anda çözümsüz gibi sorunların başında “İZM” lerin ortaya çıkışını sağlayan kapitalizmde yatıyor. 12 eylül öncesi sol örgütler vardı. Toplumun oto kontrolünü sağlıyorlardı. Şimdi yoklar. Olsalardı bu toplum bu hale gelmezdi. Türkiye’de yasa yok mu? Var. Mahkeme, karakol, polis, jandarma, savcı, ceza evi yok mu? Var. Sorun üreten sistem sorun çözemez. Sorun kaynağında çözülmeli. Bu işleri en iyi sizin kaleminiz yazar. Nokta.

Funda Karadağ Dural 30 Haziran 2015 / 09:51

Syın Özgür, orada olup kendi gözlemlerinizi aktarsaydınız keşke…Ama bizimle görüşmeden yazdıklarınız bizi çok üzdü.1-Menteşe Kadın Meclisi olarak biz basın metnnin okumaktan alanda çekilmedik size kim bilgi verdiyse yanlış bilgi vermiş.Ön planda olmak amacında olmadığımız için biz metni okumayacağımızı günler öncesinden arkadaşlarımızla paylaşmıştık.Ayrıca basın açıklamasını zaten Menteşe meclisi olarak biz kaleme aldık.2-Menteşe Kadın meclisi olarak çağrı yaptığımız stk.lara erkeklerin katılabileceğini ancak yürüyüşün öznesi olarak değil destekçisi olarak katılabilecekleri bilgisini verdik ki kendi engelli meclisimiz de oradaydı ve alandan ayrılmak zorunda kaldılar.3-Bu yürüyüş için yapılan toplantıda zaten karar aynen bu şekilde alınmıştır.

Yazınızda konuşulacak çok nokta var ancak bunları yüzyüze konuşmayı tercih ederiz.Orada bir provakasyon yoktu herkes kendi dilini konuşmak istedi ama kimse birbirine tahammül edemedi.Biz Menteşe meclisi olarak ise ne pankart taşıma ne basın açıklaması okuma ne de basının fotoğraf karelerine girme derdinde olmadığımız için görebildiğimiz kadarıyla ortalığı yatıştırma görevini üstlendik. Katılan , orada olup da olaylar nedeniyle katılamayan herkese teşekkürlerimizle