Kadın Cinayetleri ve Özel İnfaz Yasası

Bu haber 04 Eylül 2019 - 0:01 'de eklendi ve 794 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Kayıp çocuklar ve cinsel istismar haberlerinin arka arkaya gündeme düşüp bir hafta içerisinde dört çocuğun cansız bedenlerine ulaşılmasının üzerine 11 Temmuz 2018 günü “İdam Yüreğimizi Serinletir mi?” başlıklı bir yazı kaleme almıştım.

O günlerde idam ve cinsel katrasyon (kimyasal hadımlaştırma) yüksek sesle tartışıldı. “İdam isteriz!” sloganları sosyal medyada bolca paylaşıldı. Ancak taciz, cinsel istismar ve kadın cinayetleri hâlâ ülke gündemini meşgul etmeye devam ediyor.

Kırıkkale’de 6 yıl önce ayrıldığı eşi tarafından çocuğunun gözleri önünde boğazı kesilerek katledilen Emine Bulut cinayeti idamı yeniden gündeme taşıdı. Arnavutköy’deki evinde akşam temizlik yaparken eve pencereden giren Murat Uslu tarafından 6 yaşındaki küçük kızının gözü önünde başından vurulan Tuğba Anlak, 28 gün sonra yaşam mücadelesini kaybetti. Gaziantep’te ise hastanede doğum yapan G. Y.  yaklaşık 6 aydır ayrı yaşadığı A. Y. tarafından bıçaklandı. Ağır yaralanan G. Y.’nin tedavisi sürüyor.

2019 Haziran ayında 40 kadın, Temmuz ayında 31 kadın, 2019’un ilk yedi ayında ise toplam 245 kadın öldürülmüş.

Yine geçen hafta Batman’da yaşanan ve insanı isyan ettiren bir başka olay da 20 yaşındaki Suat Yüksekbağ’ı 20 yerinden bıçaklayan ve ölmesi için başında bekleyen iki saldırganı polislerin ve vatandaşların seyretmekle yetinmesiydi.

“İdam Yüreğimizi Serinletir mi?” başlıklı yazımda cezalandırma ve hapsetme ile toplumun korunmasının, olumlu davranış değişikliği sağlanarak suçlunun topluma kazandırılmasının hedeflendiğini, ancak mevcut ceza ve infaz yasalarının caydırıcılıktan ve suçluda davranış değişikliğini sağlamaktan oldukça uzak olduğunu söylemiş; “Bilimsel bulgular ve sahada elde edilen deneyimler, infaz sürecinde herkesi ıslah etmenin ve topluma kazandırmanın mümkün olmadığını göstermektedir. Güncel sorunlar ve idam tartışmalarına geri dönersek;  çözümün idamda değil, özel infaz rejiminde olduğunu düşünüyorum.” demiştim.

Konunun önemine binaen yaklaşık bir yıl önce yazdığım bu önerimi yeniden paylaşmak istiyorum: Yılların tecrübesi göstermektedir ki; mevcut infaz yasası, aldığı ceza ne olursa olsun, bazı suçlular için caydırıcı olmaktan uzaktır.

Bu nedenle çocuk istismarı, kan davası, tecavüz ve kadın cinayeti gibi vicdanları yaralayan suçların failleri; yani bir dış etkiye bağlı olmaksızın bilerek, isteyerek ve sonucunun farkında olarak bu suçu işleyenler; cezalarını mevcut infaz yasasına göre değil, özel bir infaz sistemine göre infaz etmelidir.

Çünkü bilinçli bir iradeyle ve sonucunu bilerek bu suçları işleyen insanlar için idam bir cezalandırma değil, failleri açısından iyi bir finaldir. İdam, failin aslında isteyip de cesaret edemediği bir sonun başkaları eliyle gerçekleştirilmesidir. Bu noktada toplumun bir kesiminin talebinin aksine, idamın pek de caydırıcı olmadığını söyleyenlere de kulak vermek gerekiyor.

Ben bu nedenle bu suçların faillerinin idam edilmesini değil, cezaların özel infaz yasasına göre infaz edilmesinin daha caydırıcı olacağını düşünüyorum. Bu özel infaz sistemini, toplumun ıslahı mümkün olmayan kişiden ümidini kesmesi ve kendisini koruması olarak değerlendirebiliriz.

Bir yıl önce “Özel infaz sistemi nasıl olmalı?” sorusuna da şu cevabı vermiştim:

Özel infaz sistemi; yargılama öncesinde yapılan tetkikler ve adli tıp raporları doğrultusunda özel ihtisas mahkemelerince verilen hapis cezalarının herhangi bir iyi hal indirimi uygulanmadan, koşullu salıverme, eğitim ve iyileştirme programları, sosyal ve sportif imkân, ziyaret vb. haklar olmaksızın kapalı cezaevinde infazını öngörmelidir. Hükümlü cezasının tamamını özel bir kanunla kurulan, özel koşullu “depo cezaevi”nde tamamlamalı; bu süre içerisinde hükümlü günlük iaşesi ve temel sağlık desteği dışında başka bir imkândan yararlandırılmamalıdır. Unutmayalım ki, ne kadar acı olursa olsun, bir anlık son olan idam toplumun yüreğini serinletmekten çok faili kurtarmaya hizmet edecektir. Bu nedenle idam dışında daha caydırıcı bir yöntem bulunmalı; verilen ceza ve cezanın infaz şekli de toplumun yüreğini serinletmelidir.”

İdam, yalnızca istisnai durumlarda uygulanan sembolik bir ceza olarak uygulanabilir. Ancak toplumun vicdanını yaralayan ve hukuka olan güveni zedeleyen bu tartışmada, çözümün idamı geri getirmek ile değil -ki bu da zor görünüyor-  toplumda failin hak ettiği cezaya çarptırıldığı inancının oluşmasına katkı sağlayan “özel infaz yasası”nı çıkarmak olduğunu düşünüyorum.

Biraz da özel infaz sistemini tartışmaya ne dersiniz?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İsmail Zorba 04 Eylül 2019 / 15:54

Okudum vee etkilendim. Bu benzeri yazilar hep dogruyu haktan yana olani isaret ediyor. Yasanan tum acilarin zulumlerin degeri haber olmaktan ibaret. Haberi duyuyoruz haksizliga zulme tacize baş kaldiriyoruz. Unutuyoruz uyutuluyoruz. Uyuyoruz. Lakin yasalar vicdanla eşdeğer. Her yasa insan eliyle insan haklari göz önune alinarak cikariliyor. Yasa çikaricilar hala neyi bekliyor bu duzenlemeleri yapmak icin. Yoksa bizde bu yasalarin cikarilmasini erteleyen engellilerin hesabi nedir? Devlet, yasa vatandaş icindir oysa. Her gun katledilen taciz edilen zulmedilen insanlarin hakkini kim koruyacak kim onlara hizmet ediyor veya ne zaman edecek? Kimleri kaybettikten sonra. Iktidariyla muhalefetiyle bir hizmette bulunuluyor. Ama asla İNSANA TABİATA degil. Hep mutlu azınlığa.. İDAM mi yazida soýlendigi gibi çözum değil

Salih Ünal 05 Eylül 2019 / 18:04

Hocam yazınızın noktası virgüllüne kadar katılıyorum siz insani boyutundan bakıyorsunuz ama boşa zaman harcamış olacağını düşünüyorum kendini bu derece toplumdan dışlayan bir kişiye idam temiz çözüm bunlara harcanan (iasesi, ısınması, sağlık gideri, güvenliği hepsi ayrı bir sorun ) zaman ve maddi kaynak israf olduğunu düşünüyorum ayrıca içeride başına birşey gelse kara kaşlı kara gözlü oluyorlar savcının karşısına çık anan adı, baban adı adliyeye git git gel