Jeoloji mühendislerinden açıklama

Bu haber 17 Ağustos 2015 - 20:47 'de eklendi ve 1.210 kez görüntülendi.

jeolojimuhendisleriMuğla Jeoloji Mühendisleri Odası, 17 Ağustos Marmara depreminin 16.yıl dönümü nedeniyle bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada konuşan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Muğla Temsilcisi Ramazan Kartal, “Jeoloji Mühendisleri Odası olarak deprem zararlarının azaltılması konusundaki çalışmalarda varız, var olmaya devam edeceğiz. Mesleğimiz açısından biz demiştik kavramını etik bulmuyor, sorumluların gereken tedbirleri almasını talep ediyoruz” dedi.

Hafize Ataseven

Muğla Jeoloji Mühendisleri Odası Muğla Temsilciliği, 17 Ağustos Marmara depreminin 16.yıl dönümü nedeniyle basın açıklaması düzenledi.

17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 16 yıl geçtiğini kaydeden TMMOB Jeoloji Mühendisleri Muğla Temsilcisi Ramazan Kartal, geride yalnızca yıkım ve acının kaldığını söyledi.

Kartal, “Artık hepimiz biliyoruz ki ülkemizin, tektonik, jeomorfolojik yapısı ve sahip olduğu iklim özellikleri nedeni ile büyük can ve mal kayıplarına yol açan doğal afetlerle sık sık karşılaşmaktadır ve karşılaşmaya bundan sonra da devam edecektir. Farklı büyüklüklerde yılda ortalama 25 bin depremin meydana geldiği ülkemizde, geçen 16 yıl içerisinde 2002 Afyon depremi, 2003 Bingöl depremi, 2010 Elazığ depremleri, 2011 Simav ve Van depremleri, 2014 Çanakkale depremleri, ülkemiz deprem aktivitesinin önemini bizlere sürekli hatırlatmaktadır. Bu kapsamda; Jeoloji Mühendisleri Odası olarak gerek bilimsel kurullarımızda, gerekse oluşturduğumuz ‘Doğa Kaynaklı Afetler ve Afet Yönetimi’ çalışma grubumuzda yaptığımız etkinliklerle ve yayınlarımızla sürekli ilgilileri uyarıyor ve bilgilendirmeye gayret ediyoruz” dedi.

Bölgede en yıkıcı depremlerin Rodos açıklarında görüldüğünü kaydeden Kartal açıklamasına şöyle devam etti:

“Rodos güneyinde 4000 metrelik bir çukur bulunmakta ve bu çukurda iki kıta yan yana gelmektedir. Datça, Gökova Körfezi ve Muğla-Bodrum arasında aktif olduğu düşünülen çok sayıda fay bulunmaktadır. Bu fayların uzunlukları sınırlı olmakla birlikte 7’den büyük deprem oluşturabilmesi teorik olarak düşünülmez. Muğla, Bodrum, Datça, Marmaris, genel olarak kayalık zeminlerde yer almaktadır. Dere yatakları, alüvyonlar, plaj ve bataklık ortamları depremlerden en fazla etkilenecek bölgelerdir. Yapı stoku açısından bakıldığında genellikle az katlı betonarme yazlık binaların bulunması olumlu bir durumdur. Fakat, özellikle yasal olarak ta yasak olmasına rağmen işgal edilen kumsallar üzerine yapılan çok katlı yapılar gelecek depremler için ciddi sınavlar vereceklerdir. Kentlerimizin büyük ölçüde yerleşime uygun olmayan alanlarda, denetimsiz ve yasalara aykırı yapılaşmalarla biçimlenmiş olması, yaşanan doğal afetlerin kentlerimizde yarattığı tahribatın hem insani hem ekonomik açıdan çok büyük boyutlara ulaşmasına neden olmaktadır. Bu noktada, 1999 Marmara depreminden sonra depremlere çare olacağı anlayışı ile çıkarılan Yapı Denetim Kanunu ve mevzuatı ile 2011 yılında Van depreminden sonra çıkarılan Kentsel Dönüşüm (Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun) çalışmaları hızla amacından uzaklaşarak “kentsel imar rantının dönüştürülmesi” odaklı hale gelmiş, jeoloji mühendisliği mesleğini ve bilimi yok sayan ‘ben yaparsam olur’ mantığıyla şekillenmesi kaygılarımızı yükseltmiştir.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.