İsyan Muğla’nın Fıtratında Var!

Bu haber 16 Ocak 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.754 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Hamle Gazetesi’nin manşeti dün “AK Parti’de Ankara ‘Küreci’ Dedi” şeklindeydi.

Peki, Muğla ne dedi?

Sorunun yanıtını yarın Atatürk Spor Salonu’nda hep birlikte göreceğiz. Çünkü partinin Teşkilatlardan Sorumlu İl Başkanı Şadi PirciBuna Ankara değil, Muğla karar verir” diyor!

Yarın 655 delege sandık başına gidecek. Delegasyon ya onay makamı gibi hareket edip İhsan Küreci’nin İl Başkanlığı’nı onaylayacak ya da Şadi Pirci’yi il başkanlığına getirecek.

xx        xx        xx

Yarın yapılacak kongrede Genel Merkezin müdahalesinin olmaması halinde Şadi Pirci’nin rahatlıkla il başkanı seçilebileceği söyleniyor. Peki, seçilirse ne olur?

En çok ta konuşulan bu… Partideki yaygın kanaat böyle bir sonuç alınması halinde Şadi Pirci il başkanlığındaki yönetimin birkaç gün içinde partinin Genel Merkezi tarafından görevden alınacağı şeklinde…

2015 Genel Seçimine bir şey kalmadı. Genel Merkez Şadi Pirci’nin il başkanlığına ses çıkarmayacaktır, çünkü çaydan geçerken at değiştirilmez. Aksi takdirde parti büyük yara alır, diyenler de çoğunlukta.

xx        xx        xx

Bu noktaya nasıl gelindi?

Şadi Pirci için “Her seçimde böyle yapar, il yönetim kurulu üyeliğine fit olur” diyenlerde var. Ancak bu defa öyle görünmüyor. Şadi Pirci önceki gün Muğla Valiliği yanındaki sokakta, 30 Mart Yerel Seçimi’nde Mestan Yayman’ın seçim bürosu olan mekanı seçim bürosu olarak açtı. Böylece AK Parti il kongrelerinde ilk kez seçim bürosu açılmış oldu!

Önceki gece bir grup gazeteci seçim bürosunu ziyaret ettik. Pirci, “Bu noktaya nasıl gelindi?” sorusunun yanıtını o gece bize verdiği gibi dün sabah düzenlediği basın toplantısında da şöyle verdi:

Ben genel merkezimize karşı isyan veya başkaldırı içinde değilim. İki defa il başkanı adayı oldum. İkisinde de feragat etmem istendi. Feragat ettim. Küsmedim. Herkesten çok çalıştım. Şimdi yine feragat etmem isteniyor. Neden hep ben? Daha 11 kişi Ankara’ya gitmeden önce bu defa lise mezunlarının aday olamayacağı söylendi. Bu benimle birlikte bütün lise mezunlarını rencide etti. Bu Şadi Pirci meselesi değil, demokrasi ve hak etme meselesi. Ben kendimden öte, tabandan gelen istek ve teklif sonrası adaylığımı açıkladım. Nasıl ki partimizin kurucusu Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Bu partiyi millet kurdu, millet yaşatacak’ diyorsa, milletin kurduğu bu partide millet diyor ki, bu dönem senin.

xx        xx        xx

Şadi Pirci’nin penceresinden bu noktaya böyle gelindi. Bir de gazetecilik penceresinden bakalım.

Ankara’nın, daha doğrusu Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun çağrısı üzerine Ankara’ya 11 aday adayı gitti. İl Başkanı Öztürk’ün ve milletvekillerinin adayları farklı idi… Aday sayısı 5’e indirildi. 5 kişinin içinde Nihat Öztürk’ün “Adayım” dediği Esat Tugay ve Yelda Gökcan ile kimsenin adayı olmayan Şadi Pirci, Gültekin Akça ve Dr. İskender Gencer vardı.

Bu 5 ismin Başbakan Sayın Davutoğlu’nun önüne gitmesi beklenirken, kimsenin beklemediği bir isim olarak Mimar Murat Dere Ankara’ya çağrıldı.

Herkes Dere’nin il başkanı adayı ilan edilmesini beklerken, O’nun yerine İskender Gencer konuşulmaya başlandı. Tam bu sırada İl Başkanı Nihat Öztürk, ikisi Marmaris’ten olmak üzere Muğla’dan Ankara’ya üç isim daha götürdü ve hiç kimsenin aklından geçmeyen ve ilk 5’in içinde yer alamayan İhsan Küreci’de karar kılındı.

Hakkında söz edilmeyen tek aday adayı olduğu için mi öyle oldu bilen yok!

xx        xx        xx

Peki, Şadi Pirci’nin İhsan Küreci’ye bir tepkisi var mı?

Sanmıyorum… Çünkü Şadi Pirci partisinin Genel Merkezinin, yani Sayın Süleyman Soylu’nun  “İhsan Küreci” demesinin ardından aday olmadı, O 11 isim Ankara’ya gitmeden önce adaylığını zaten açıklamıştı… İşte bu noktada sorulan soru da şu:

Şadi Pirci’yi tabanda bu kadar güçlü kılan ne?

Pirci iki defa aday olduğu halde il başkanı olamadı, ama hem Gültekin Akça’nın hem de Nihat Öztürk’ün yönetimlerinde “teşkilattan sorumlu” oldu. İl Kongresi delegelerinin seçilmesinde etkili olmuş olması gerekir…

Tabi sadece bu değil… İl Başkanı Nihat Öztürk’ün Milletvekili Adaylığına giden süreçte il başkanı adayının belirlenmesinde ortaya çıkan krizi yönetemediği gibi, il başkanlığında da nasıl becerdi ise il genelinde dostlarını da kırarak karşısında büyük bir cephe yaratmış.

Görünen o ki şu anda Muğla’da çok ciddi bir Nihat Öztürk ve dolayısıyla Süleyman Soylu karşıtlığı var… Yani bu gün Muğla AK Parti’de yaşanan gelişmeler İhsan Küreci’nin adaylığına karşı bir gelişme gibi görünmüyor.

Şadi Pirci, il genelinde Küreci’ye karşı değil, Nihat Öztürk ve Süleyman Soylu’ya karşı destekleniyor…

xx        xx        xx

Hal böyle olunca ben yarın Şadi Pirci’nin liste çıkarmasının bir biçimde engelleneceğini bekliyorum.

Yok, eğer Şadi Pirci’nin liste çıkarması engellenmez ve Ankara tarafından ilçe başkanlarına, il delegelerine baskı yapılmaz ise Pirci sandıktan çıkan isim olacaktır.

Bu durumda Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu gereğini yapmak üzere yarın kesinlikle kongreye gelecektir, ama partinin Genel Başkanı, Başbakan Sayın Davutoğlu yarın ya Aydın’dan geri dönecektir ya da Muğla İl Kongresi’nin açılış konuşmasını yapıp, kongre sürecine “ortak olmadanMuğla’dan ayrılacaktır…

Yoksa Başbakan’ın hazır bulunduğu kongrede Ankara’nın aday gösterdiği ismin kongre kazanması hoş olmaz…

xx        xx        xx

Bence asıl üzerinde durulması gereken nokta partilerde “parti içi demokrasi”…

CHP’liler hep “parti içi demokrasiye” sahip olmakla övünürken, bu konuda AK Parti eleştiri konusu yapılmıştır. Oysa CHP’deki parti içi demokrasi de tartışılır…

CHP İl Başkanı Mustafa Öztürk milletvekili olma hevesi ile görevini bırakınca yerine Mürsel Alban dayatıldı. Parti içi demokrasi kültürü rafa kaldırıldı!

İşin garip yanı ilk kez böyle bir dayatma karşısında CHP Muğla teşkilatları sessiz kaldı.

Tabi bu pek hayra alamet değil… Sessizliğin ardı fırtınadır. Ben hala bir hukuksal hak arayışı bekliyorum…

xx        xx        xx

Parti içi demokrasiden kastedilen kongrelerde listelerin yarışması ve adayların ön seçim ile belirlenmesi ise AK Parti’deki “istişare kurumu” dikkate alınmalı…

Doğrusu o istişare kültürü veya kurumu AK Parti’de demokrasi sorununa bir başka türlü çözüm getiriyor… Ancak galiba bu sefer AK Parti’de de o kültür bir kenara bırakıldı… İstişare kültürüne bağlı kalınsaydı, aday adayı olarak Ankara’ya giden onca isim ve özellikle Murat Dere incitilip, değersizleştirilmiş duruma düşürülmezdi…

Tabi AK Partililerin de şaşırtıcı bir şekilde CHP’liler gibi boyun eğmedikleri görülüyor…  Şadi Pirci adaylığı ile ilgili olarak “Bu bir isyan ve başkaldırı değil, bu sadece bir demokratik haktır” diyor.  Aslında buna “parti içi demokrasi” demek gerekir…

AK Parti’de böyle bir gelişme, tabi partinin Genel Merkezi tarafından engel çıkarılmaz ve dayatma yapılmaz ise alkışlanır ve kökü önemli ölçüde Karamanlılara dayanan Menteşelilerin diyarı Muğla’ya bu yakışır…

xx        xx        xx

Bu günlerde yazılarımdan Gazetemizin patronu Sayın Hayati Nizamoğlu’nun sıkıntıya girdiğinin de farkındayım. Ama bu yazımda O’nun demokratlığına sığınılarak kaleme alınmış bir yazıdır. Kendisi yazılarımı gazetede çıkınca okur. Umarım bu gün gazetede yazımı okuyup, elinde gazete “Bu nasıl yazı?” diye odama dalmaz… Demokrasinin hastalıklarının çaresi yine demokrasidir…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.