İstiklal Marşı 12 Mart 1921 Günü

Bu haber 15 Mart 2017 - 23:19 'de eklendi ve 915 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Mecliste Alkışlarla Kabul Edildi

Hüseyin Nizamoğlu

İstiklal Savaşı bütün hızıyla devam ederken yazılan marş, zaferin muhakkak bizim olacağının müjdesini veriyor. Büyük İslam Şairi Mehmet Akif Ersoy, zaferin Allah’ın izni ile milletimin olacak.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Marş yazıldığı zaman düşmanın gücü karşısında bizim çok güçlü imanımız var. Allah’ın izni ile zafer bizim olacak diye haykırıyor. 12 Mart 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ittifakla kabul edilen, İstiklal Marşı’mız günler ve yıllar geçtikçe daha fazla anlam kazanmaktadır. 12 Mart 2013 günü Muğla’mız da, hiç beklenmeyen bir gelişme oldu; Muğla Atatürkçü Düşünce Derneği genç üyeleri, İstiklal Marşı’nın bir tablosunu dağıttılar. Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un portresi yerine Atatürk’ün portresi olan tabloyu ben alırken pek duygulandım.

Bu dernek, hep yanlış yapmakla ünlü iken, nasıl oldu da Atatürk’ü hatırladı. Onun hayran olduğu milli marşımızı ve yazarını omuzlarda taşıdı!!! Umudum odur ki, aslımızı temsil eden ata yadigarı olan her güzelliğe sahip çıkarlar. Millet ekseriyetine örf ve adetleri ile yaklaşırlar.

Büyük Atatürk, komünizmi bir büyük tehlike ve afet olarak takdim etmiştir. Buna rağmen, İstiklal Savaşı sırasında Ruslarla dostluk anlaşmamız var.

Ermeniler ile Doğu Anadolu’yu tehdit eden Rumların zararsız hale gelmesi ve sınır çizilmesi konuları, 19 Mayıs 1919 tarihinden bir ay önce gerçekleşti. Türk tarafını temsil eden Kazım Karabekir Paşa antlaşmayı imzalamıştır. İstiklal Savaşı’mız boyunca Rus tarafından bize destek gelmiştir. O tarihte yapılan anlaşma halen yürürlüktedir.

Tek cephede savaşın devam etmesi için güneyde, ta ki Muğla’ya kadar olan kısımda şehirler kendilerini savunmuştur. Yerli Ermeni olan yerler mesela; Maraş, Antep’de halk büyük mücadele ederek düşmanı Fransızları kovmuşlardır. Cumhuriyet meclisleri bu gibi illerimizin adına ilaveler etmiştir. Bunlardan Maraş, Kahramanmaraş olurken. Antep adına gazilik ilave edilerek, Gaziantep olmuştur. Muğla’ya İtalyanlar gelirken tepki gösterilmemiş, giderlerken de aynı durum oldu denildi. Biz gazeteci olarak Muğla’nın 5 Temmuz’da İtalyanların Muğla’yı terk ettikleri, gün olarak (Kurtuluş günü ) olmalı diye bazı girişimler yaptık. Muğla Güzelleştirme Derneği üyeleri olarak konuyu bir toplantıda gündeme getirdik. Fikir, Ünal Türkeş ile benim idi. Dernek üyeleri İtalyanların Muğla’ya zararı olmadı gibi veya buna yakın sözlerle ekseriyet olmuşlardı. Ancak, aramız da bulunan merhum Başöğretmen Osman Kasapoğlu söz istedi; Kasapoğlu aramızda en yaşlı ve çok saygın kişiliğe sahip, dedi ki; “İtalyanlar Muğla’da iken ben 15 yaşlarında idim. Savaş zamanı olduğu için o yaşlar askerlik çağı sayılırdı. İtalyanların lideri Doktor Nagarata vardı. Bu adam, Konakaltı denilen yerde ekibi ile gelir orada olan tek büyükçe ağacın gölgesinde otururlardı. Bizler onları uzaktan izlerdik. Onlara devamlı ev sahipliği yapan belediye reisi ve ona benzer ön adamları orada bulunurlardı. Bizimkiler Yaylada onlara büryan davet ederler, onlarda karşılık gene Yaylada başka çeşit et daveti ederdi. Bir gün, Konak altı yolundan bir genç sırtında odun, odunun da üstünde eskimiş pabuçlarını bağlamış vaziyette geçerken, Doktor Nagarata derki, şu odunla geçen adamı çağırın, ona yardım edelim. Orada bulunan bizimkilerden birkaç kişi fırlar adama veya gence seslenirler. Dur ulan sana yardım edecek İtalyan doktor, hadi çabuk… Çocuk sırtındaki yükü unutur ve dimdik olarak şöyle der: Siz onun için mi geldiniz? Gidin söyleyin ona, buralardan bir an evvel çekip giderlerse ben o zaman mutlu olurum. Elçi olanlar dönüp mahçup vaziyette durumu anlatıyorlar. Dokdorun cevabı şöyledir: Sizin yapamadığınızı o yaptı. İstikbalinizi parlak görüyorum” demiştir.

O tarihten sonra Osman Kasapoğlu ve onun zamanındaki öğretmenleri hep sevdim. Esat Caner, Basri Tözün, Osman Ünsan, Nejmi Yener, Mustafa Sökmen bunlar bize yakın insanlardı.

Bunların emsalleri daha pek çok değerler vardı.

Sonradan öğretmenlik mesleği halka rağmen yanlışların içinde oldu. Tarihin yüz karası dernek Töb Der’den sonra mesleğin itibarı daha yeni yeni toparlanmakta. Bu suretle bizim Muğla’nın düşmandan kurtulmadığını İtalyanların komşu evine kahve içmeye gelmiş olabileceğini yuttuk ve yutturmaya çalıştık.

Not: Bu yazı yıllar evvel yazıldı. Genel istek üzerine üçüncü defa tekrar edildi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.