İSTİFALARIN ARDINDAN

Bu haber 04 Mayıs 2012 - 0:00 'de eklendi ve 705 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

 Bir süredir Muğla merkez ilçede bazı partilerde sıkıntılar olduğu gözden kaçmıyordu.
Özellikle muhalefet partilerinde bu durum daha barizdi.
Yine de parti bünyesinde oluşan sıkıntılar aşılır mıydı?
Yoksa, partiye kayıtlı üyeler arasında kopmalar başlar mıydı?
Derken olanlar oldu.
Birde gördük ki, yıllarını mensup olduğu parti çatısı altında geçirenler ya siyasetten eliniz eteğini çekiyor, ya da saf değiştiriyor.
Hem de aralarında, yönetim kurulu üyeliği ve ilçe başkanlığı gibi bir görevin sahipleri olduğu halde.
Önce, değişik dönemlerde DP il yönetiminde görev üstlenen Ramazan Pekün, bir grup partiliyle istifa ettiğini açıklıyor.
Bunun üzerine Pekün’ün, 2 dönem Muğla DYP Milletvekilliği yapan Latif Sakıcı’nın adamı olduğu için onun direktifiyle partiden ayrıldığı iddiaları ortada dolaşmıştı.
Evet Ramazan Pekün, Latif Sakıcı’nın Muğla’daki sadık dostlarından biri.
Ne var ki, bir talimatla partisinden ayrıldığı iddiaları inandırıcı olmaktan uzak.
Zira Sakıcı, her ne kadar aktif siyasetten elini eteğini çekse de DP’den ayrılmış değil.
Ramazan Pekün’e, neden partiden ayrılması yolunda telkinde bulunsun?
Şahsen, kendi iradesiyle DP’den ayrılıp AK Parti saflarına katıldığını düşünüyorum.
*** 
Mensup olduğu partisinden ayrılarak AK Partiye katılan 2 kişinin durumları daha bir farklı.
Bunlar 3 dönem MHP İlçe Başkanlığı yapan Şevki Hışır ve 2 dönemdir DP İlçe Başkanlığı yapan Erdoğan Ünal.
Her ikisi de partilerin istifa edip AK Partiye katılıyor.
İlişkin olarak AK Parti İl Başkanlığında düzenlenen bir törenle, bizatihi başkan Nihat Öztürk tarafından rozetleri takılıyor.
Şimdi, kabul edelim ki her iki istifa, sıradan gelişmeler olmaktan uzak.
Eğer her ikisi, yıllarca MHP ve DP ilçe başkanlığı yaptığı halde, tercihlerini AK Partiden yana kullanmışsa, bunun altında geçerli bir takım sebepler var demektir.
Yoksa, onca delegenin teveccühüyle ilçe başkanlığına getirilenlerin birden istifa edip bir başka siyasi partiye geçmeleri, o denli basit olay değildir.
En azından vicdanları rahat bırakmaz.
Peki buna karşın bu iki istifanın arkasında ne var?
Bir kere, parti içerisindeki çekişmelerin istifade önemli rol oynadığını kimse yadsıyamaz.
Özellikle DP Parti ilçe başkanı iken ayrılan Erdoğan Ünal için.
Ünal, ANAP saflarında politika yapmakta iken DYP ile birleşme sonucu DP saflarına katılan bir politikacı.
Ne var ki gözlemlediğimiz kadarıyla DP İl Başkanı Erdal Eroğlu ile yıldızı bir türlü barışmadı.
Bu durum kısa bir süre öncesinde yapılan DP İl Başkanlığı Kongresinde tamamen su yüzüne çıkıyor.
Öyle ki, her siyasi partinin geleneğinde, büyük kongre için ilçe başkanları bir yerde tabiî delege olmalarına karşın Erdoğan Ünal, Ankara delegesi yapılmıyor.
Onunla birlikte Yatağan DP İlçe Başkanı İhsan Özmen’de il başkanı tarafından aynı akıbete uğruyor.
Bu olay sonrasında bizzat Erdoğan Ünal’la görüştüğümde;
Bu tür taraflı politikanın yapıldığı partide daha fazla durmanın anlamı yok demişti.
3 dönem MHP ilçe başkanlığı yaptıktan sonra partisinden ayrılan Şevki Hışır içinde durum farklı değil.
Görebildiğimiz kadarıyla parti içi çekişmelerden rahatsızdı.
O da partisinden ayrılma yolunu tercih ediyor.
Aslında bu tür durumlar, Türk siyasetinde sıkça gözlenen gelişmeler.
Elbette kişilerin tercihleri kendilerini bağlar.
Hiç kimse başkasının hür iradesi üzerinde ipotek koyamaz.
Ancak…
Gerek MHP, gerekse DP ilçe başkanlarının partilerinden ayrılmaları, ülkemizde gözlenen kısır siyasi çekişmelerin doğurduğu sonuç olması bağlamında, gerçekten üzüntü verisi.
En azından siyasetin sağlam temeller üzerinde yapılması anlamında.
Onun için kimler nasıl bir yorumun sahibi olsa da, bir partinin önemli kademesinde görev yapan kişiler arasında kişiselliğe dayanan çekişmelerin o partiye sağlayacağı bir fayda yoktur.
Hele o partiler, Türk siyasetinde olmak veya olmamak noktasında iseler.
Bu nedenle söz konusu istifaları normal karşılamak olası değildir.
***
Her şeye karşın çok da normal olmayan bir başka durum, bir partinin önemli kademesinde görev üstlenenlerin, parti içinde mücadele etmek yerine gemiyi terk etmeleridir.
Dolayısıyla Şevki Hışır ve Erdoğan Ünal, bir noktada haklı olmalarına karşın, sonrasında izledikleri politikanın çok da etik olduğunu düşünmüyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.