İstanbul’un Seçimi Muğla’yı Karıştırdı!

Bu haber 09 Mayıs 2019 - 2:13 'de eklendi ve 2.676 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Dün Behçet Saatcı‘yı yazmaya başlamıştık. Bugün de devam edecektik.

Yüksek Seçim Kurulu malum “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini” iptal etti.

Facede 6 Mayıs Hıdrellez günü “Dilekleri gül ağacına, gençleri dar ağacına astığımız günlere Hıdrellez denir!!!” diye paylaşımda bulunmuştum. YSK adeta sözüme tüy dikti!

Mahkeme kararları tartışılmaz değildir. YSK‘nın İstanbul ile ilgili kararı da kaç gündür tartışılıyor.

Uzun zamanda tartışılacak görünüyor. Millet İttifakı taraftarları Cumhur İttifakı taraftarlarını; Cumhur İttifakı taraftarları Millet İttifakı taraftarlarını “hukuka saygılı olmaya” çağırıyorlar!

Hukuka herkes saygılı olmalı… Hukukun olmadığı yerde demokrasiyi yaşatamazsınız. Demokrasinin olmadığı yerde de “hukuksuzluk” egemen olur. Hukuka hukukun kendisi de saygılı olmalı…

Behçet Saatcı‘yı, bugün YSK kararını biz de tartışalım diye yarına bırakmadık tabi…

Genç meslektaşlarımızdan Ferdi Yavuz önceki gün yaptığı habere “İstanbul’un seçimi Muğla’yı karıştırdı!” diye başlık atmış. Meselenin bu Muğla yanını es geçemezdik tabi…

Tartışmaya ucundan biz de katılırsak; kararı beğenmiyorsanız kararı verenlere saygı duymak zorunda değilsiniz, ama beğensek te beğenmesek te mahkeme kararına saygı duymak gerekir. Yani İstanbul Büyükşehir Başkanlık seçimi 23 Haziran‘da yeniden yapılacak. Bu kararın tartışılacak yanı yok. Karara saygı gösterilecek ve seçim yapılacak. Ancak kararla ilgili soru sormak mümkün;

Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminda “kanunsuzluk” var. O “kanunsuzluğu” yapanlar Belediye Meclisi Seçimlerinde neden yapmamışlar? Yapmamışlar mı?

Düşünen insan bu soruyu sorar ve makul bir yanıt almak ister. Yanıt yoksa karar tartışılır hale gelir…

Bu da karara gölge düşürür ve bir de mağdur yaratır.

xx           xx           xx

Kararı verenler “Sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için itiraz yapıldı. Biz de inceledik ve bununla ilgili kararı verdik” diyecektir. Belki de demişlerdir.

Tabi “AK Parti seçimin tamamına neden itiraz etmemiş?” diye de soruluyor. Neden itiraz etsin.. AK Parti meclis üyeliklerinde ve ilçe belediye başkanlıklarında kayıpta değil ki… Kim kayıpta? CHP

CHP Büyükşehir Başkanlığını kazanmış, Belediye Meclisi‘ni kaybetmiş, ama buna itiraz da bulunmamış. CHP‘nin ilçe başkanlıkları bir yana, hiç değilse meclis seçimlerine itirazda bulunması gerekmez miydi?

CHP Parti Meclisi (PM) ve milletvekilleri, Yüksek Seçim Kurulu‘nun (YSK) İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararının ardından Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında olağanüstü toplandı. Cumhuriyet Halk Partisi PM Üyeleri ve milletvekilleri imzasıyla yayınlanan bildiride; ilçe belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği seçimlerinin de yenilenmesi gerektiği iddia edildi.

Daha önceleri nerelerdeydiniz?

xx           xx           xx

CHP‘nin YSK Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu da önceki gün YSK‘nın İstanbul kararı sonrası açıklamalarda bulundu. Yakupoğlu, “CHP yarın (dün), YSK’ya İstanbul’daki 39 ilçenin sandık kurullarının oluşumundaki usulsüzlüklerden dolayı ‘tam kanunsuzluk’ gerekçesiyle itirazda bulunacak” dedi.

CHP ilgilileri dün bu başvuruyu yapmış olmalılar. Gerçektende bir seçimin bir yanında (sandık kurullarında)  bir “kanunsuzluk” varsa ve bunun arkasında FETÖ’cülerin olduğu veya olabileceği düşünülüp söyleniyorsa, o “kanunsuzluğun” seçimin her yanında aranması gerekmez mi?..

O “kanunsuzluğu” yapanlar her kim, kimler ise CHP‘ye Büyükşehir Başkanlığı‘nı kazandırırlarken, meclis üyeliklerinin de CHP’lilere kazandırılmasını sağlayamayacak kadar salaklar mı? İstanbul seçimleri “muhtarlık” hariç tamamen yenilenmelidir… Kanunsuzluğu yapanlar da yargılanmalıdır…

Yoksa bugünkü YSK kararı, bir ‘karar’ sıfatını hak edemeyecektir. Karar olmaktan çıkıp, üzerinde hukuksal tartışma yapmak bile yersiz olacaktır.

Bir şeyler hissediyoruz” diyerek iptal ettirilen İstanbul seçimleri ileride, 1946 seçimlerini dahi geride bırakan bir skandal olarak hatırlanacaktır…

xx           xx           xx

Cem Eroğul ismini hiç duydunuz mu? Mülkiye’den emekli olmuş, yaklaşık yarım yüzyıllık bir anayasacı ve Türkiye’de ilk parti monografisi olan Demokrat Parti kitabının da yazarı… Cem Eroğul‘un, YSK kararının ardından Birgün Gazetesine yaptığı açıklama dikkat çekici ve öğretici. “YSK, verdiği bu kararla, demokrasi tarihimizin en güçlü kalesini, en değerli kazanımını yıkmıştır.” diyen Cem Eroğlu açıklamasında şu ifadelerde bulunmuş:

Türkiye’de, klasik demokratik haklar içinde, halk, bir tek seçim dürüstlüğü için kitlesel bir mücadele vermiştir. 1946-1950 arasında, dört yıl boyunca halk, Demokrat Parti önderliğinde, meydanları yüz binlerle doldurmuş, ‘Reyimiz namusumuzdur’ diye haykırmıştır. YSK, 1950’de, CHP iktidarının da bu sese kulak vermesiyle kurulmuştur. Az gelişmiş bir ülkede, seçimlerin yalnızca denetiminin değil, yönetiminin de yargıçlara bırakılmasıyla, tarihte ilk kez dürüst seçim güvencesi yaratılmıştır. Ülkemizde son 70 yılda, bütün olumsuzluklara karşın yine de dürüst seçim yapılabilmiş olması, bu büyük kazanım sayesinde olmuştur. Her şeye dokunan 12 Eylül bile, YSK’ya dokunamamıştır. Ne acıdır ki, 6 Mayıs 2019 günü İstanbul büyük şehir belediye başkanlığı seçimine ilişkin olarak verdiği kararla, YSK, demokrasi tarihimizin halk mücadelesiyle elde edilmiş bu en büyük kazanımını kendi eliyle yıkmıştır. Bu ülkenin bir anayasacısı olarak üzüntüm sonsuzdur.

Üzülmemek mümkün değil hakikaten. Çok yazık…

xx           xx           xx

Bir de kulislerde konuşulanlar var. Odatv.com‘dan Hikmet Çiçek, “İstanbul seçimlerinin iptali AK Parti’ye ve Erdoğan’a karşı bir tuzak mı, yoksa fırsat mı?” diye soruyor. Bu soruya Erdoğan’ın çevresindeki “Şahinler” ve “Uzlaşmacılar” farklı yanıtlar veriyormuş. Tabi “İstanbul seçimlerinin iptali AKP’ye ve Erdoğan’a karşı bir tuzak mı, yoksa fırsat mı?” diye sorulurken, sandık kurullarında aranan FETÖ’cüleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çevresinde de aramakta yarar var… (!)

Hikmet Çiçek‘e göre de Erdoğan’ın çevresindeki “Şahinler”i ‘3. Nesil AKP’liler‘ olarak nitelendiren, Erdoğan’a yakın tecrübeli bir yönetici, “Artık Reis’in sakince gidişini hazırlamalıyız” değerlendirmesinde bulunmuş. Aynı yönetici seçimlerin iptali ve AK Partililerin geleceği hakkında ise şu değerlendirmeyi yapmış:

AKP’yi ve Reis’i iktidara taşıyan güçler, artık Reis’in gitmesi gerektiğine karar vermiş görünüyor. Oluşturulan yeni konjonktür bunun işareti. TÜSİAD’ın hemen tavır alması ve çok sayıda sanatçının gösterdiği tepki, Reis’in bir an önce gönderilmesine karar verildiğini gösteriyor. İstanbul seçimleri kazanılsa da kazanılmasa da bu saat işleyecek. Eğer seçimler iptal edilmeseydi, bu sürecin 2023’e kadar bir çeşit koalisyonla süreceğini düşünebilirdik. ‘Türkiye İttifakı’ söylemi bizi umutlandırmıştı. Fakat 3. Nesil AKP’liler Reis’i ikna ettiler. Bunlar AKP’yi bir rant partisine dönüştürenler. Artık bize düşen, Reis’in sakince gidişini hazırlamak. Yoksa hem Türkiye, hem parti, hem de Reis ve ailesi kötü bir miras bırakacak.

xx           xx           xx

Ben de Cumhurbaşkanı ErdoğanKızgın demiri soğutalım” deyip, “Türkiye ittifakı”nı ilk telaffuz ettiğinde “Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul ve Ankara seçimlerini doğru okudu. İstanbul sonucunu kabul edip, Bahçeli’den vazgeçip, CHP ile koalisyon olmasa da işbirliği yapıp, sorunları ve gerilimi aşağı çekerek 2 yılda erken genel seçim yapabilir” yorumunda bulunmuştum.

Bugün “Yenikapı ruhu”na da “Türkiye ittifakı” söylemine de aykırı gelişmeler yaşanıyor.

Demir daha da kızgınlaşıyor… Sanki İstanbul seçimi yenilenmiyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili “güven oylaması” yapılıyor…  Cumhurbaşkanı Erdoğan sanki “seçim tuzağına” çekilmiş…

AK Parti bu tartışmalardan sonra İstanbul‘u kazansa ne olacak? Bu saatten sonra kim kime güvenecek? Demokrasinin gücü sandığın meşruiyetidir. Ülkemizi en zor zamanlardan, kritik eşiklerden çekip çıkaran milletimizin sandıkta ortaya koyduğu iradesi ve feraseti olmuştur.

Hile hurda olmazsa bu seçimden İmamoğlu güçlenerek çıkar… Kaybetse bile!

xx           xx           xx

Ferdi Yavuz‘un “İstanbul’un Seçimi Muğla’yı Karıştırdı!” başlıklı haberine bakalım derken nerelere geldik. İlk kez 28 Haziran seçimlerinde Datça Belediyesinin yerli turiste zekice “gelmeyin” çağrısı 23 Haziran seçimi için CHP’li belediyelerin yaratıcılıktan uzak taklit kampanyasına dönüştü. Ne söylediklerini herkes biliyor. Ferdi Yavuz onları paylaştıktan sonra haberinde AK Partili Kavaklıdere Belediye Başkanı Mehmet Demir‘in haklı tepkisine yer vermiş.

Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Gürün facede resmi hesabından “23 Haziran’da ne Muğla ne Antalya yüreğimiz İstanbul’da. #HerşeyÇokGüzelOlacak” paylaşımında bulunurken, bir de  “23 Haziran’da tüm yollar İstanbul’a çıkacak, #herşeygüzelolacak ” yazılı; CHP yönetimindeki belediyelerin isimlerinin üzerleri çizilip, tek yön olarak İstanbul‘un gösterildiği tabela fotosu paylaşmış… Başkan Demir de “Yazık… Yazık… Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının resmi sosyal medya sayfası…” diye başladığı yorumunu “Bu sayfa yöneticisinin basit.. ucuz ve seviyesiz siyaset yapma gayretlerinin  arenası değildir ve olmamalıdır.. bu resmî sayfa Muğla’da yaşayan 967.487 kişinindir.. Bu sayfada siyaset yapma gayretlerinizi bir kenara bırakarak Muğla’da yaşayan 967.487 kişinin dertlerini ve bu dertlerin çözümlerini paylaşın lütfen… İstanbul’un seçimini muhakkak İstanbullular sizlerden, bizlerden daha fazla düşünerek sahip çıkacaklardır..” diye sürdürüp, oradan Muğla‘nın meselelerini yazmasını önermiş…

Başkan Demir haksız mı?

Haklı.. Ben Başkan Gürün’ün yerinde olsam, böyle ucuz politika yapacağıma İstanbul’a gider, oradaki Muğlalılar Derneği’nde çalışırdım…

——————————                                                               ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: İnsan Gelişimi Bir Trene Benzer; Kendini Aşan İnsan, Garından, Haddini Aşan İnsan İse Rayından, Çıkmış Demektir…! (Alıntı)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Mehmet Keza KUNDAKÇI 09 Mayıs 2019 / 09:11

Günaydın değerli dostlar, hiç bir akp’Linin ortada böylesine siyasi bir karar varken adaletten uzak bu çok zararlı,hem İstanbul’a hem de ülkemize,milletimize zarar veren böyle, “hadi bi daha seçim yapalım,” kararı anlaşılacak bir şey değil, bu milletin parası, milletin zamanı, emeği,
bu anlamda akp icraatlarındaki bu kadar yanlış içinden, eli kolu bağlanmış CHP’nin, döner, ayran ve yevmiye vermeden, elinde hiç bir devlet imkanı olmayan CHP’nin, gönlünde, yüreğinde memleket ve vatan sevdası olan milleti ile yapmaya çalıştığı bu mücadeleye böyle, “laf ola beri gele,” tarzı atışta bulunmasını anlamak zor.
hayırlısı ile,
Her şey çok güzel olacak, kızgın demir soğuyacak, dostluk,kardeşlik,birlik,beraberlik kazanacak,piyasalardaki tedirginlik yerine verimliliğe bırakacak,
inşaallah, selam ve saygılarımla,
MKzK

İsmail zengin sağlıkçı 09 Mayıs 2019 / 11:14

Özcan abi istanbul seçimleri ile ilgili YSK nın tesbit edip açıkladığı gerekçelere göre bir hukuksuzluk olduğu aşikar. Neden sadece büyük şehir adayı seçimi için itiraz sorusuna, neden sadece büyük şehir adayı seçiminde hukuksuzluklar tesbit edilmiş, şeklinde bakarsak. Ysk belirtilen sandıklarda meclis üyesi ve ilçe belediye seçimlerinin evraklarında bir hukuksuzluk bulsaydı, o konuda da açıklama ve işlem yapmazmıydı. Bu noktadan birde şu soru çıkmaz mı, bu hukuksuzluğu yapanlar, yaptıranlar neden sadece büyük şehir adayı seçimi için yaptılar, amaçları ne. Maksat sadece istanbul büyük şehir başkanı seçimimi yoksa seninde belirttiğim üzere 1970 yılındaki sahneleri oluşturup Türkiye yi on yıllar geriye götürüp ülkemizin daha büyük zararlar görmesinimi amaçlamaktadır diye düşünülebilimi acaba.

mehmet mehmet 09 Mayıs 2019 / 18:38

Hayatımda okuduğum en boş yazı, 2 dakikamı çaldınız