İşin ve İlişkinin Hakkını Verebilmek « Hamle Gazetesi

İşin ve İlişkinin Hakkını Verebilmek

Bu haber 26 Haziran 2019 - 1:59 'de eklendi ve 1.442 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

 İnsan ilişkilerinde yaşanan sorunlara baktığımızda, çoğu sorunun disiplinsizlikten kaynaklandığını görüyoruz. Aileler “Çocuğun yaratıcılığı köreltilmesin, özgüvenli yetişsin, istediği gibi hareket etsin, istemediği bir şeyi yapmasın, nasıl olsa 18 yaşına geldiğinde doğru ile yanlışı kendisi ayırt edebilir.” diye çocuklarını uyarmadan, sınırlamadan yetiştiriyor. Kural ve usul öğrenmeyen, aklına estiği gibi hareket eden çocuğun dünyasında “saygı” diye bir değer yeşermiyor.

Daha da acı olan şu ki, çocukların ve gençlerin saygısızlığı da anne babalar tarafından “özgüven” olarak kabul ediliyor. Buna bir de akademik başarı kaygısı eklenince, özsaygısı ve özgüveni zayıf bir genç nesil yetişiyor. Kabuğu alınmayan, yontulmayan, dalı budağı temizlenmeyen bir kereste…

Yıllarca kereste işi yaptık. Bir ağaç kesildiğinde kısa zamanda kabuğu alınmaz, dalı-budağı düzeltilmez ise ondan kereste alınamaz. Ağaç kısa sürede kurtlanır ve nihayetinde oduna doğranır. Bizim halimiz de böyle. Kaba saba, hoyrat, nobran, hadsiz, saygısız bir genç nesil…

Anne babanın şefkat ve koruma duygusu ile disipline edilemeyen çocuklar,  okulda da disipline edilemiyor. Oysa “eğitim”, insanı disipline ederek kalıcı duygu ve davranış değişikliği oluşturmaktır. Ne yazık ki, mevcut eğitim sistemi çocukların bu anlamda disipline edilmesini istemiyor. Her şeye rağmen öğrencisini eğitmek isteyen öğretmen ise veli ve mevzuat kalkanı ile karşılaşıyor. Zavallı veli de çocuğunu kendisinin eğitebileceğine, öğretmenin yalnızca öğretim yapması gerektiğine inanıyor.

Çocuklarımızın disipline edilmesinin önündeki bir engel de “eğitimci” olamayan öğretmenler. Sınıfa girince “Çocuklar, benim için ayağa kalkmayın.” diyen öğretmenler var. Ayağa kalkmanın yalnızca şahsına yönelik bir saygı davranışı olduğunu zanneden zavallı bir düşünce…

Oysa saygı davranışı; karşıdaki istediği için yapılan davranışlar değil, kişinin kendisinden doğan bir istekle yapılan davranışlardır. Öğretmeni sınıfa girince ayağa kalkmayan çocuk; anne babası, bir büyüğü, amiri içeri girdiğinde de ayağa kalkması gerektiğini öğrenemiyor. Bu çocuk, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” sözünün anlamını öğrenemediği için emeğe, değere, kutsala da saygıyı öğrenemiyor.

Oysa saygı istenmez, saygı gösterilir. Bunun ayırdına varamayanların “eğitimci” olmadığı da bir acı bir gerçek.

Oysa unutmamak gerekiyor ki; ahlak bir davranış disiplini, saygı ise bir duygu disiplinidir. Bu nedenle, ancak aileden başlayarak sokakta ve okulda disipline edilen, bu disiplinin etkisiyle duygusal dünyası şekillenen çocuklar ve gençler ile ahlaklı bir toplum oluşturulabilir.

Bu disiplini ailede ve okulda öğrenemeyen, içselleştiremeyen çocukların ve gençlerin hayatının ilerleyen yıllarında bunu yapması, belirli bir yaştan sonra duygu ve davranış gelişimini sağlaması pek mümkün değil. Dolayısıyla da ahlaklı bir toplum yaratmak hiç mümkün değil.

Eskiden bir nebze askerlik kurumu bu açığı kapatabiliyordu. Anadolu’nun farklı yerlerinden gelen gençler belirli konularda disipline edilebiliyor, gençler de duygularını ve davranışlarını olgunlaştırabiliyordu. Bu nedenle evlilik başta olmak üzere birçok konuda askerliğini yapmış olma şartı aranırdı. Askerlik kurumu bu işlevini kaybedeli çok oldu.

Günümüzdeki önemli toplumsal sorunların kaynağında, insanımızın çocukluğundan itibaren bu iç disiplini içselleştirememesi, dolayısıyla da özsaygısının ve özgüveninin oluşmaması yatmıyor mu?

Ailede disipline edilemeyen çocuklar, okulda disiplinden uzak bir eğitim alan gençler, ne yazık ki iş hayatına atıldıklarında da bu disiplinsizliğinin kurbanı oluyorlar. Birçok genç bir işte sebat etmeyi başaramazken, birçoğu da yalnızca daha az çalışıp daha fazla kazanmanın planı ile mesaisini tamamlıyor. İş disiplininden, dolayıyla da mesleki sorumluluktan uzak bir çalışanın işverenine ve devlete faturası ağır oluyor.

Anne babalar; çocukları uyarmalı, sınırlamalı, hayatın doğal durumları ile başetmelerine fırsat vermeli. Çocuğun her yaptığına göz yummanın, onlar için para harcamanın, hayatın doğal durumlarından korumanın çocuk eğitimi olmadığını unutmamalı ki, çocuklarını yarınlara hazırlayabilsin. Çocuklarımızda ilk yaşlardan itibaren davranış ve duygu disiplini oluşmalı ki, yarın işinin ve ilişkilerinin hakkını verebilsin.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.