İşimiz Allah’a Kalmış Durumda!

Bu haber 29 Mart 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.149 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Önce bir geçmiş olsun.

MUTSO Başkanı Bülent Karakuş’un değerli kızı Özge trafik kazası geçirmiş bulunuyor. Biz olayı iyi haberlerle haber yapalım kararı almıştık. Ancak bazı yayın organları bizim gibi düşünmediler. Saklı tutulacak bir şey kalmadı. Dualarımız İstanbul’da tedavi gören Özge ile…

xx        xx        xx

Ve bir seçimin daha sonuna geldik.

Hala nereye değil, kime oy vereceğinin kararını vermeyen kaldı mı bilmiyorum. Ama hala sandığa gitmeme kararlığında olanları biliyorum.

Tepkisini böyle koymak istiyor. Yanlış yapıyor. Tepkilerimizi öyle veya böyle oylarımızla ortaya koymalıyız.

xx        xx        xx

Demirel, seçimde Konyalılardan oy istemiyor, “Kırat’ın alnı Konya’da yeniden güneş görecektir.” diyordu. Bunun anlamı, Konya‘da kazanacağız demekti. Alandaki öğrenciler arasından “Sana Konya’dan oy yok…” sesleri yükseldi. Demirel aldırmıyor, konuşmasını “Benim selamlarımı…” diye sürdürüyordu. Alandan da “Sana Konya’dan oy yok!..” karşılığı geliyordu. Öğrenciler İmam Hatip Okulu’ndandı. DemirelHerkes bize oy verirse neremize koyacağız arkadaşım. Sende oy verme…” diye yumuşatmak istedi, ama slogan yine geldi:

İmam Hatip okulları…

Demirel bu, sonunda karşılığı “İmam Hatip okullarını ben açtım, ötekiler kapattı. Gücün varsa, sen git kapatılanları aç.” diye patlatır.

Bu seçimlerde böylesi diyalogları göremedik.

Nerede o hoş görülü siyasetçiler?

xx        xx        xx

Bu seçimlerde köylünün muhtar yapmayacağı adamları belediye başkanı adayı olarak gördük.

Demokrasi bu… Yasal engeli olmayan herkes aday olabilir.

1957 seçimleri… Milletvekili olmak için adaylardan diploma istemezler. Ama okuma, yazma bilmesi şarttır. Hürriyet Partisi adayına okuma yazma bilmiyor diye itiraz etmişler. 55 yaşındaki adayı sınava çekmişler. Adamcağız kem küm ettikten sonra sınavı zorla verebilmiş de milletvekili olmuş!

Şimdi böyleleri yok. Bu seçimde (Dr.) unvanlılar bile vardı. Ankaralının Kahvesi’nde oturuyoruz. Biri şöyle dedi:

Elimde yetkim olsa, bunların yarısını aday ettirmem.

Neden?” diye sordum, adam doluymuş, “Ehliyet alırken, işe girerken, hatta askere giderken sağlık raporu isteniyor. Bir yere aday olunca neden istenmiyor bu meret?” diye karşılık verdi.

Gerçekten milletvekili, belediye başkanı adaylarından “akıl ve ruh sağlığı” raporu neden istenmez?

Aday ya şizofren veya Alzheimer ise? Üstelik bir de seçilirse…

xx        xx        xx

1977 seçimleri… Bayar‘la Demirel buluşacaklardı. Caddebostan‘daki evin telefonu çalar. Telefonu açan “Siyasi Şube’den arıyorlar” der. Bayar, bunun üzerine Orhan Cemal Fersoy‘a “Sen bak, ne istiyorlar.” deyince Fersoy, telefonda “Burası Bayar’ın evi ne istiyorsunuz?” diye paylar. Telefonun ucundaki “Kapıdaki bizim memurla görüşebilir miyiz?” der. Fersoy öfkeyle “Görüşemezsiniz.” deyince,  telefondaki ısrarlı “Öyleyse size sorsam, Bayar’la Demirel buluştular mı?” diye sorar. Fersoy telefonu kapatıp kızgınca salona girer. Oturanlara “Bizimle ilgili istihbaratı bile bizden öğrenmek istiyorlar, bu kadarı da fazla.” der.

O yıllar böyle işte. Ne kamera var, ne ses kayıt cihazı…

xx        xx        xx

Şimdi herkes yarın sandıktan kim çıkacak onu merak ediyor.

Seçimlerden biri işte… Haritayı açmışlar, üstünde seçim tahminleri yapıyorlar. Genç, ateşli partili parmağı ile göstererek konuşurmuş:

“Önce şurada ki seçimleri almalıyız, sonra şuradakini, daha sonra da şurayı…

Yaşlı partili gülmüş ve “Eğer parmakla seçim kazanılsaydı senin dedikleri olurdu.” demiş.

Ha parmakla, ha anketle. Şimdi de anketlere bakılıyor. Bu işler anketle olsaydı, seçime ne gerek vardı?

xx        xx        xx

Bizim ülkemize has mıdır bilemem. Koltuğa oturan kalkmasını bilmez. Demokrasi, özgürlük nutukları ile iktidara gelirlerde, sonra akıllarından bütün muhalifleri silmek geçer…

Yine seçimlerden birinde kürsüye çıkmış olan aday, “Falanca parti komünisttir, ona oy vermeyin!” diye atıp tutuyor. Kitle “Yaşa…” deyince “Filanca Genel Başkan masondur, ona oy vermeyin.” diye ekliyor.  “Varol…” sesi yükseliyor. Bu sefer “Şu parti de dinsizdir, ona da oy vermeyin!” diyor, “Nurol…” sesi geliyor. Sonunda kalabalığın arasından biri “Peki kime oy verelim?” diye soruyor.

Bana oy verin, bana…

xx        xx        xx

O yıllarda facebook, youtube, twitter neyin yok! Seçimlerden birinde Demirel Isparta‘da konuşurken gazeteciler sorular soruyordu. Birisi “Konuşan Türkiye mi istersiniz, susan mı?” diye sorunca Demirel düşünmeden “Konuşan.” der. Ardından “Vatandaşlar kime güvensin?” diye soru gelince Demirel:

Allah’a…

Doğru demiş. Bu gün bile işimiz Allah’a kalmış durumda.

Yine seçimlerden birinde, bir aday, rahmetli Doğan Nadi’nin odasında, “Kimler var?” diye soruyor. Aday, “Ömer Rıza, Vasfi Rıza, Necmi Rıza var.” yanıtı alınca şöyle diyor:

Bütün Rıza’lar toplanmış demek, bir Allah’ın rızası eksik…

Seçmenin rızası tamam da Allah’ın rızası da önemli tabi!

xx        xx        xx

Evet, nerede o eski seçimler? Her seçimde olur… Ellili seçimlerde Konya‘da duvarlara asılı olan “Topraksıza toprak, toprağa tapu, ürüne fiyat.” şeklindeki afişleri okuyan köylü iktidar adayına “Ne zaman olacak bunlar?” diye sorunca aday gayet rahat yanıt verir:

Her seçimde, her seçimde…

Tabi her seçimde vaat var. Ama bu seçimde vaatler değil, korkular vardı. Bakalım kimin korkusu ağır gelecek!

xx        xx        xx

1950 seçimlerinde oyunu kullandıktan sonra, köylü seçmen geri döner sandık kurulu başkanına “Bey oy pusulamı geri istiyorum.” der, sandık başkanı “Geri verilmez, niçin istiyorsun?” deyince; köylü pusulaya adres yazacağını söyler. Sandık Başkanı şaşırır “Pusulaya adres yazılır mı be adam!..” diye tersleyince köylü şöyle der:

Geçen seçimde adresi yazmadık ta oylar başka partiye gitti. Yine olmasın…

Bakalım bu seçimde oylar başka partiye mi nereye gider hep birlikte göreceğiz. Ama siz siz olun yarın mutlaka sandığa gidin.

Partinize veya adayınıza tepkili misiniz? O zaman size en yakın gelen parti veya adaya oy verin…

Oyunuzu mutlaka verin. Şimdiden hayırlı olsun…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.