İsim Ver(eme)me

Bu haber 12 Aralık 2018 - 0:18 'de eklendi ve 1.410 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Enteresan bir ülkede yaşıyoruz. Birçoğumuzun adı veya soyadı nüfus kütüğüne yanlış yazılmış. Anlamsız soy isimlerimiz var. Çocuğuna 6 kelime ve 43 harften oluşan isim verip bununla övünenler var. Çevremiz uzun uzun isimlerin yazıldığı tabelalarla dolu. Oysa bir kişiye veya yere isim vermek çok önemli bir karar.

Öncelikle isimle verildiği kişi/yer arasında bir uygunluk olmalı. Örneğin her tarafı dökülen Esenler Otogarı’nın adını “15 Temmuz Demokrasi Otogarı” olarak değiştirmek ne kadar doğru? Mekân ile ismini aldığı kavramın manevi değeri arasında bir uyum var mı?

İkinci olarak da isimler fonetik olarak güzel ve anlamlı olmalı. Bebeklerimize isim verirken yetişkin bir bireye verir gibi isim vermeli. İsim verirken anne-babalar şu soruya cevap aramalı: Çocuğumun ismi bir kitap kapağında veya makam odasının kapısında yazılı olsaydı nasıl görünürdü?

İsim verilirken buna bir de fonksiyonelliği eklemek gerekiyor. Gereksiz kelimeler ile uzatılan ve insanın zamanını, kalemin mürekkebini boşa tüketen birçok isim ve o isimleri sığdırmaya çalıştığımız koca koca tabelalar… Örnek mi istiyorsunuz?

Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı: Sözlüklerde koruma, “bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden uzak tutmak”, kontrol ise “bir şeyin gerçeğe ve aslına uygunluğuna bakmak” olarak açıklanmış. Ancak bir şeyi koruyabilmek için bir dış etki veya tehlike olup olmadığının kontrol edilmesi de gerekir. Bu açıdan kontrol, korumanın doğal bir parçası değil mi?

112 Komuta Kontrol Merkezi: Koruma” ve “kontrol” gibi “komuta” ve “kontrol” de birbirinden çok farklı anlam ifade eden kelimeler midir? Bir kurum, görev alanına giren konularda yönetim, denetim (kontrol) ve değerlendirme yapmak üzere oluşturulan bir organizasyon değil midir?

Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi: Bertaraf” nedir Allah aşkına? Acaba bir yerlerde düzensiz depolama tesisi var mı merak ediyorum. Bir başka örnek de “Park, Bahçeler ve Yeşil Alanlar Dairesi Başkanlığı”…

Hafriyat kamyonlarının dorselerindeki “İnşaat Atığı Taşıma Aracı” yazısını görmüşsünüzdür. Her gün kaç insanımız bu kamyonların altında kalarak can veriyor? Bize bu kamyonların hangi malzemeyi taşıdığını öğretmeye çalışanlar, acaba şoförlerine bu araçların nasıl kullanılması gerektiğini öğretmek için ne yapıyor?

On kelimeden oluşan okul, salon ve kültür merkezi isimleri var. Özellikle okullara uzun isimler vermek; zaman, kâğıt, mürekkep, emek kaybından başka nedir? Kodlamayla da, yazmayla da, söylemeyle de bitmiyor. Sokaktan geçen on kişiyi çevirsek, kaç kişi okuduğu okulun adını doğru ve tam söyleyebilecek?

Diğer taraftan okullara şehitlerimizin isimlerini verirken onların rütbelerini de tabelaya yazıyoruz. Buna gerek var mı? Şehitlik en büyük rütbe değil mi? Bunun yerine okulun girişine yapılan özel bir köşede şehidimize ait fotoğraf ve bilgiler yer alsa daha doğru olmaz mı?

Bir gerçek var ki, vatandaş günlük yaşamda fonksiyonel olmayan uzun isimleri kırpıp kırpıp hayali tabelalar asıveriyor duvarlara. Uyumlu, anlamlı ve fonksiyonel olmayan bir isim, toplumun dünyasında karşılık bulmuyor.

Bir başka sorun da okul isimlerinin değiştirilmesi. Okuduğumuz okullar bizim için önemli. Yıllar sonra bile bu okullar ile aidiyet kurarak kendimizi tanıtıyoruz. Kendimizi bu aidiyet ile daha güçlü hissediyoruz. Bu nedenle insanımızı bir şehre, bir yere, bir düşünceye bağlayan bağları koparmak doğru değil. Dolayısıyla marka olmuş, o şehrin adını alan köklü okulların isimleri asla değiştirilmemeli.

Bu durum Millî Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nde Tarihi kimliğe kavuşmuş, kurum kültürü ve hafızası oluşmuş, çevresinde adıyla tanınmış kurumların adları değiştirilemez.” şeklinde hükme bağlanmış, ama okulların isimleri değiştiriliyor.

İsim verirken uygunluk, anlamlılık ve fonksiyonellik önemli. Geleneksel olanı yaşatmak önemli. Geleneksel kurumları daha ileriye taşıyabilmek önemli. Anlık durumlar üzerinden verilen kararlar, sosyal hayatımızı ve toplumsal aidiyet duygumuzu kökünden sarsıyor.

İsim konusunda karar verirken biraz daha düşünmek lazım.

Karar verirken, değerler üzerinden gereksiz tartışmalara zemin oluşturmamak lazım.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.