Işıklı Türkülerimiz

Bu haber 18 Nisan 2016 - 23:22 'de eklendi ve 902 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Gençtiler, tartışıyorlardı. Dedim ki:

Millî kimliğinize mi sahip olmak istiyorsunuz; farklı olmak, bilinmek, onurlu ve başı dik mi Kalmak istiyorsunuz? Türkü dinleyin ve türkü söyleyin. Çünkü millî kültürümüzün ana sütunlarından biri musikimizdir. Musikimizin kalbi de türkülerimizdir.

Dünya daralıyormuş, yabancı kültürler evlerimize doluşuyormuş; varsınlar gelsinler, korkmayın ama türkü söyleyin.”

Nevzat Kösoğlu

 

Üniversitemizin AKM A Salonundayız. Her yer ışıl ışıl. Gençlerimiz çoğunlukta hemşehrilerimiz salonu tıklım tıklım doldurmuş. Ne de olsa Işıklı hocamızın türkü konserleri de her zaman unutulmaz güzelliktedir. Bu seneki başlığımız tam da yaşadığımız kaos ortamına güzel bir mesaj yolluyor: “Birliğimiz Dirliğimiz Türkülerimiz” Her bir kelime kodlandığında bugüne dair o kadar ayrı anlamlar yüklenerek bizleri kuşatır ki anlatamam.

“Birliğimiz”, her şeyin ötesinde yaşanan onca ızdıraba, çekilen onca çileye, her şeye rağmen dedirtecek kadar gösterilen sabra bir cevap niteliğinde! Onca şeye rağmen her şeyin üstünde biz “BİRİZ”, “İNSANLIKTA BİRLİĞİZ” diye haykırmaktır tüm dünyaya. Bıraksınlar, bırakalım artık haykıralım, tutmayalım nefeslerimizi sonuna dek haykıralım. “Biz unutmadık, unutmadık, unutturmayacağız!” Biz birken varız, birken güçlüyüz. İşte tarihimiz, mazimiz. İşte bugünümüz: “Kökü mazide olan ati”

“Dirliğimiz”, özümüze dönüşümüz, dirilişimiz. Can suyunu kana kana ruhumuza akıtışımız. Farklılıklarımızı zenginliğimize katıp birleri birleştiren “BİR”in tecelligahında dirliğe teslim oluşumuz. Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar hükmeden zamanın içinde özünü bulmuş, ayakta dimdik duran ve de başını asla eğmeyen canlarımız. Can suyunu bayrağımızdan, ezanımızdan, vatan toprağımızdan, atalarımızdan, ailemizden alan ve de zaman içerisinde kendisine muştulanan milletinin onurla taşıdığı kültürünü, kimliğini emanete hıyanet etmeden taşıyacak ruha sahip insanlarımız! Dirilişimiz, dirliğimiz!..

Ve de “Türkülerimiz”… Hele de sahibinin elinde, gönlünde, dilinde olunca Edirne’den Ardahan’a kadarla da kalmayan sınırlara ulaşır. Akarsular çağlar ummana varır, bir avuç toprak avucunda dağlara sırlanır gökyüzünün sınırsız ufkunda tüm kainat olur. Her bir mısrası, her bir nağmesi “BİZ”de tamamlanır, adı türküdür ne de olsa “Türk”te tamamlanır. Türk’ün sevdası, Türk’ün umudu, Türk’ün çığlığı, tüm varlığında birliğinde, dirliğinde “Türkü” olur.

Türkü can suyudur dedik. Işıklı Hoca’ma atıfta bulunmadan geçemeyiz. O da gerçek bir candır. İnsanlığında taşıdığı tüm güzellikleri, hasletleri, zarafeti, nezaketi, saygıyı, sevgiyi nakış nakış işlenmiş gönlünden “CAN” diye aktarır. Şeker dillerinden akan canlarda insan olmanın ne kadar huzur veren bir güzellikte paydalandığını görürsünüz. Hele her insanın ortak timsali gözleriyle öyle içten gülümser ki mayalandığı insanlık hamurunda yine “CAN” vardır. Seval Işıklı kızımızın varlığı bile bir ayrıcalık katar hayatımıza. Hele Muğla’daki öğretmenliğimin ilk yıllarında rastgeldiğimiz bu can güzelleri ileriki yıllarımıza da bir şevk katmıştır. İşte böyle bir yürekten, böyle bir güzellikten doğan türkü konserleri de candan şölenlere dönüşür.

Evet konser başlıyor, sunucunun ağzından dökülen Veysel sözleri tüm salonu kuşatıyor. Yaşadığımız bu gaflet uykusundan, hodbinlikten, umarsızlıktan ve de tüm akla gelebilecek kötü zamanlar kaosundan kurtulabilmenin şifreleri bu sözlerde saklı:

“Allah birdir Peygamber Hak

Rabbül âlemindir mutlak

Senlik benlik nedir bırak

Söyleyim geldi sırası

 

Kürt’ü Türk’ü ne Çerkez’i

Hep Adem’in oğlu kızı

Beraberce şehit gazi

Yanlış var mı ve neresi?”

Sazından, sözünden tüm Türklük çevreliyor her yanımızı. Gah ağlayarak gah gülerek hayatı aslolan ruhunda, özünde sırtlayıp kendimize getiriyor. Saz sanatçılarından, koroyo gurubun tamamı Anadolu’yu tamamlıyor. Bu konser her anlamıyla birliğimizi dirliğimizi temsil ediyor. Sazın sesinde, söyleyenin sesinde Anadolu ayaklanıyor, Anadolu çağlıyor, Anadolu kucaklıyor bizleri. Hele bazı duraklarda içimiz kanıyor, gözyaşlarımızı tutamıyoruz.

Dünyanın her yerinde çile çeken, zulüm altında inim inim inleyen, gözyaşları hiç dinmeyen Türk insanının acısını ta yüreğimizde hissediyoruz. İşte onlardan biri bir soykırım çığlığı: “Karabağ Mahnısı”. Yerimde duramıyorum. Al bayrağa sarılmış tabutlar saf saf olmuş gözümde canlanıyor. Şehitlerimizin ardı sıra bakakalan, gözyaşının sel olup aktığı, acıların mahnılardan ağıtlara çığlık çığlığa haykırıldığı bir ortamda eli böğründe çaresiz yetimler, eşler, analar babalar. Sonrasında hayat devam ediyor. Her şeye rağmen devam ediyor. Ezgiler ağıtlıktan şenliğe dönüyor. Bir nevi hayat acıdan mutluluğa tamamlanıyor. Tamamlandığında insan olunuyor. İnsanlık hatırlanıyor. Ve yine Anadolu irfanı, Anadolu arifi, Anadolu canı Veysel’de söz:

“Cümle canlı hep topraktan

Var olmuştur emir Hak’tan

Rahmet dile sen Allah’tan

Tükenmez rahmet deryası

 

Veysel sapma sağa sola

Sen Allah’tan birlik dile

İkilikten gelir bela

Dava insanlık davası”

Bir konserin ardı sıra düşüncelerimiz de birlik, dirlik yolunaydı. Canlar canı kızımız Işıklı hocanın dediği gibi “BİZİM DİLİMİZ, BİZE YARAŞIR DİL, TÜRKÜLERİN DİLİ” idi. Ve de bir DİK DURUŞ, BOYUN EĞMEYİŞ hatta KORKU OPERASYONLARINA ASLA TESLİM OLMAYIŞ’ın bir hâl lisanınca anlatılmasıydı. Varsın içinde Roman havası olsun, varsın Kafkas ezgileri olsun; isterse de bizden Zeybek hepsi hepsi bilcümle BİZDEYDİ, BİZİN İÇİNDEYDİ, BİZE SAYGIYDI. Bütün mana bu ince sezişte saklıydı. Bizi farklı kılan bu SEZİŞ, HASSASİYET, DURUŞ ve SAYGINLIK’ta saklıydı. Buna dünün aşiret toplulukları ASLA ve ASLA sahip olamazdı.

“Türk kalmak için, Türk olmak için türkü söyleyin. İçeride, dışarıda, yabancı kültürler karşısında en büyük gücünüz budur. Büyük lafları, “millî” vesaireleri bir kenara koyun; küçük işlerle uğraşın, küçük şeyleri kurtarın; derinden, inceden bir türkü tutturun. Türk olmak için de Türk’ü anlamak için de durmayın, türkü söyleyin.”

Nevzat Kösoğlu

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.