İş Hayatında Mutluluğun Sırrı

Bu haber 02 Ekim 2019 - 10:30 'de eklendi ve 1.406 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Çalışanların mesai saatlerinin başında kuruma gelişleri ve mesaideki ilk saatler; kurum kültürü, kurumsal aidiyet ve kurumsal ilişkilerin tarzı hakkında önemli ipuçları içerir. Bunun için mesainin ilk dakikalarında kurumun girişinde durup, çalışanların birbirleri ile ilk karşılaşma anlarını gözlemlemek yeterlidir.

Zorla, hatta silah zoruyla mesaiye gelen eli mahkumlar…

Hiç kimseyi görmek istemiyorum.” dercesine kimseyle göz teması kurmadan yanınızdan geçip giden körler…

Siz selam vermediğiniz sürece asla selam vermeyen selamsızlar…

Verdiğiniz selamı alıp almadığını bir türlü anlayamadığınız dilsizler…

Suratı iki karış; selamdan, kelamdan etkilenmeyen duvarlar…

Ve az da olsa neşeli, selam veren, hatır soran gülen yüzler…

Elbette insan davranışlarının altında yatan birçok neden var: Para için, onaylanmak için, cezadan kurtulmak için, mahcup olmamak için, suçluluk duymamak için, kendisini güvene almak için, ihtiyacını karşılamak için… Ya da görev bilinciyle…

Çalışanın kişiliğinden, aldığı eğitimden, içinde yetiştiği kültürden ve muhatabının yaklaşımından beslenen bu nedenler; davranışlarını da şekillendiriyor. Daha da detaya inersek; insan kendisinin, ihtiyaçlarının ve değerlerinin/değersizliğinin yararına olacak şekilde davranışta bulunuyor.

Buna göre para, onaylanma, cezadan kurtulma, mahcubiyet ve suçluluk duymama, kendisini güvene alma ve kişisel faydayı elde etme isteğiyle davranışta bulunmak; bir açıdan “kendine hizmet” etmek anlamına geliyor.

Oysa davranışlarımızın altında bunların ötesinde, daha insani nedenler olmalı.

Örneğin; içinde yaşadığımız dünya için çalışmak, çok daha güzel bir neden olabilir. Dünyamızı ve ilişkilerimizi güzelleştirmek gibi… Yani “yaşama hizmet”…

Örneğin; bunun bir adım ötesinde, insanlığın genel yararına, mutluluğuna ve dünyanın geleceğine katkıda bulunmaya çalışmak da olabilir. Yani “değerlerine hizmet” …

Yaşama ve değerlere hizmet, çok daha insani bir davranış değil mi?

İşte yalnızca kendisine, kendi keyfine, kendi çıkarına, kendi faydasına,  kendi arzularına odaklanan ve etrafında olup bitenleri yalnızca bu açıdan değerlendirenler; genellikle işine silah zoruyla getiriliyormuş gibi davranıyorlar.

Oysa yaşama ve değerlerine hizmet etmek için çalışan, ihtiyaçlarını da sahip olduğu değerler bağlamında karşılama çabası içinde olanlar; sabahın ve çalıştığı kurumun/iş yerinin neşesi oluyorlar.

Yıllar önce eşimin yaşlı bir akrabası, bir karşılaşmamda bana “İşin nasıl yeğenim?” diye sormuştu. Ben işimle ilgili sorulara hep “şükür” diye cevap veririm. O gün de “şükür” demiştim.

İlkokul mezunu ve emekli bir maden işçisi olan Fikri amca, cevabım üzerine şu muhteşem cümleleri kurdu: “Oğlum, sen iyiysen işin de iyidir. Severek ve hakkını vererek çalışanın işi iyidir. Ama bazen işler aksine gider, senin istediğin gibi olmaz. Aksi insanlar ile karşılaşırsın. O zaman da; ya işini değiştir ya iş yerini ya da kendini değiştir.

İşte iş hayatında mutluluğun sırrı…

Yıllar önce telefonuma not aldığım bu sözü okuyucularımla paylaşmak bugüne nasipmiş.

Günümüzde istediğimiz ve eğitimini aldığımız işi yapmak, pek az kişiye nasip oluyor. Bu durum ülkemizin bir gerçeği. Çoğumuz başka bir alanda ve bulabildiğimiz bir işte çalışmak zorunda kalıyoruz. Bu nedenle de çoğu çalışan da mutsuz. Dolayısıyla çoğumuz işe silah zoruyla getiriliyor gibiyiz.

Ne yazık ki, birçoğumuz için istediğimiz ya da eğitimini aldığımız işi yapma imkanı da yok. Fikri amcanın tavsiyesindeki gibi işimizi veya iş yerimizi değiştirme imkanımız da pek yok.

Bir ömür boyunca asık suratla, öfkeyle, nefretle, isyanla da çalışılmaz. Geriye bir yol kalıyor:

İşimizi sevmek, işimizi keyifle yapmak…

Bunun için de gerekiyorsa kendimizi değiştirmek…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.