İş Hayatında Mutluluğun Sırrı-2

Bu haber 09 Ekim 2019 - 0:10 'de eklendi ve 894 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Geçen hafta iş hayatında mutluluğun sırrından bahisle yaşama ve değerlere hizmetin öneminden bahsetmiştim. Bu hafta da bulunduğumuz ortamın huzuruna katkı vermek ve mutlu bir çalışan olabilmek için dikkat etmemiz gereken konulara değinelim.

Öncelikle işimize zamanında gelmeliyiz. Unutmayalım ki, mesaiye riayet yalnızca yöneticiye/patrona karşı bir sorumluluk değil, aynı zamanda bir kul hakkı meselesidir.

Kılık-kıyafetimize ve kişisel bakımımıza dikkat etmeliyiz. Çünkü işe, konuma, ortama, mevsime göre giyinmesini bilmek önemli bir görgü kuralıdır.

İşimizi iyi yapmalıyız ki, kimse bize işinizi ve sorumluluklarımızı hatırlatmasın. Makama/ofise “Şunu neden yapmadın?”ın hesabını vermeye değil, “Şunu yapabilir miyim?” diye onay almaya gitmek prensibimiz olmalı.

Konuşmalarımıza dikkat etmeliyiz. Masum konuşma ve sıradan muhabbetlerin, kimleri kızdırabileceğini, kimlerin ağzına sakız olabileceğini ya da hangi yöneticinin kapısının altından içeri sızacağını bilemeyiz. Beden dilimiz konuşmalarımızı desteklemelidir. Göz teması kurmalı, gülümsememizi giyinmeliyiz. Özellikle doğru tokalaşma, elleri doğru konumlandırma ve doğru oturma usulleri konusunda bilgi sahibi olmalıyız.

Kurumsal iş ve ilişkiler ile ilgili sorunlarımız varsa, yöneticiye/patrona yalnızca şikayetimizi değil, şikayet ile birlikte çözüm önerimizi de aktarmalıyız. Aksi halde yönetici bizi de sorunun bir parçası olarak görecektir.

Duygularımızı ve tepkilerimizi kontrol etmeliyiz. İş hayatının ve kurumsal ilişkilerin bir hiyerarşisi, kendine özgü kuralları ve görgüsü vardır. Dolayısıyla her şey istediğimiz gibi olmayabilir, olaylar istediğimiz istikamette ilerlemeyebilir. Bu durumlarda zarar görmemek için duygularımızı ve tepkilerimizi kontrol edebilmeliyiz.

Önünüz kesildiğinde ya da yol daraldığında çarpılmamak için yana çekilmeyi; psikolojik olarak yıpratıldığımızda, enerji toplamak için dinlenmeyi bilmeliyiz. Kariyer yolculuğunda hep ileriye doğru adımlarla değil, bazen de yana doğru adımlarla yürünmesi gerektiğini unutmamalıyız.

Hata yapmaktan değil, yanlış insan olmaktan korkmalıyız. Hata yapmama mücadelesi bir süre sonra gerginlik ve verimsizlik olarak geri döner. Önemli olan hata yapmamak değil, ihmal ve istismar etmemektir. Asıl önemli olanın hatalardan ders çıkarmak olduğunu unutmamalıyız.

Etrafınızda olanlara güven vermeli, onlara güven duymalıyız. En azından insanların bir yalanını veya yanlışını görünceye kadar onlara güvenmek zorunda olduğumuzu unutmamalıyız.

İçinizden geldiği gibi değil, profesyonelce davranmalıyız. Profesyonelliği göz ardı ederek akrabalık, hemşericilik, arkadaşlık, etnik veya siyasi mensubiyet gibi yerleşik ilişkilerin öne çıkarılması ve kurumsal ilişkilerin bu düzeyde sürdürülmesi; ilişkilerde güveni ve kurumlarda güven ortamını olumsuz etkileyecektir.

Kurumsal ve sosyal ilişkilerimizde seçilmiş davranışlar sergilemeliyiz. Profesyoneller kalabalıklar içinde fark edilen kişilerdir. Ortalama insanlar ise her zaman başkalarının kendisi için takdir ettiğini kabul etmek zorundadır. Bu nedenle tavır ve davranışları da sıradandır.

İnsanlar ile içten, samimi ve maske takmadan iletişim kurmalıyız. Görgü, nezaket ve protokol kurallarının birer saygı davranışı olduğu ve bu kurallara uymanın kişinin doğal halinden soyutlanması, farklı bir kişiliğe bürünmesi olmadığını unutmamalıyız. Maske takmamalıyız. Özünde iyi olmak yetmez. Özümüzdeki güzellikler sözlerimize, davranışlarımıza ve görünüşümüze de yansımalıdır.

Hedeflerimiz ve bir kariyer planımız olmalı. Hedefe ulaşmanın hak yemekten değil, hak etmekten geçtiğini unutmamalıyız.

Tevazu sahibi olmalıyız. Tevazu; alçak gönüllü, esnek, hoşgörülü olmak ve sürekli öğrenmektir. Çünkü mütevazı insanlar sürekli öğrenme yolundayken, kendisini yeterli ve üstün görenler ise hükmetme derdindedir.

Bu dünyada en iyiye sahip olmak mümkün değil. Bunun içindir ki, eksik ve elimizde olana sahip çıkmak, “hiç”e göre çok daha iyidir. Dolayısıyla gerçek mutluluk, elinde olana razı olmak, elinden geleni yapmak ve sonrasına razı olmaktır.

Unutmayalım ki gerçek kabul, gerçek mutluluğun anahtarıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.