İrtica ile İnönü Laikliği  

Bu haber 05 Ocak 2017 - 0:00 'de eklendi ve 764 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

27.2.2014’de çıkan yazının tekrarı.

İslamiyet’i, Osmanlı hakanlığının son elli yıllarından itibaren irtica ve tehlike olarak görenler, kendilerinin Mason olduğunu hep saklamışlardır. Çok partili döneme geçildiği tarihlerden beri iktidar olan millet çoğunluğuna karşı oldular.

Menderes hükümetlerine ( Saidi Nursi’nin sekreteri bunlar. İlk fırsatta irtica hortlayacaktır.) diyen günün muhalefet lideri olan İnönü’dür.

CHP’nin ortanın solunda olduğunu ilan etmişti. Ortanın sağı olarak Menderes hükümetlerini hep vatan haini olarak ilan etmiştir.1937 yılında Atatürk hasta yatakta iken çıkardıkları Laikliği, Ata’nın vefatından sonra her resmi toplantının başlangıcı olarak Laik Türkiye Cumhuriyeti diyerek başlamak şart olmuştu. Demokrat Parti’nin on yıl süren iktidarında bu geleneği tam tatbik etmişti. Adalet Partisi dönemi de aynı olmak zorunda idi. Çünkü 27 Mayıs ihtilali sonu 20 yıl süren temelli senatörlü CHP, aynı paralelde hareket etmişlerdir. Bu yüzden, hiç kimse göğsünü gere gere, ben Müslümanım diyememiştir. Müslümanlar hep boynu bükük ve mahsun olmuştur. Ne zaman 12 Eylül 1980 ihtilali oldu; işte o tarihten itibaren Müslümanlar biraz nefes almıştır. İhtilal lideri olan Kenan Evren halkın nabzını tutmuştu. 27 Mayıs’ın getirdiği birçok baskı rejimini yumuşatmıştır. Hatta okullarda din derslerini daha etkin ve geniş ölçüde getireceğini söylemiştir. Ancak bu teşebbüsünü, Demirel’in kendisine uzak durması yüzünden, etrafına saran ünlü mason ekip Kenan Paşa’yı frenlemesini bilmiştir.

Demirel’in iktidar hırsı yüzünden, özerk kuruluşların yetkisini daraltma fikrinden de vazgeçmiştir. Süleyman Demirel, uzun yıllarda iktidar olduğu yıllarda çektiği sıkıntıyı sanki hemen unutarak Turgut Özal düşmanı kesilmiştir. Oysa Turgut Özal, Demirel’in her iktidar oluşunda ekonomi ona teslim edilirdi. Millet Özal’ı, Adnan Menderes gününden tanıyordu.

Merhum Özal mecbur kaldığı zaman Ereğli Demir Çelik Fabrikaları’nın altında kendisinin imzası olduğunu söylemek suretiyle, Demirel’den daha evvel ve etkin olarak Menderes’in yanında olduğunu açıklardı. Cumhurbaşkanı seçildiği gün Cuma namazına Kocatepe Camii’ne gitmiştir. Bütün dünya basını etrafını sarmış ve önemli sualler sormuşlardır.

Sual; Türkiye Laikliği bırakıp İslamiyet’i mi getirecek, sizden önce açıkça camiye namaz için giden lider her halde yoktu?

Cevap; Ben Müslümanım hem de iyi bir Müslümanım. Mukaddes kitabımıza göre ibadetimi yapıyorum. Hıristiyanlar kiliseye gittikleri halde laik oluyorsa,  Müslümanlarda camiye gitti diye laik olamıyor mu diye cevap vermişti. Laiklik, inananların korunması için vardır. Bazı tabular gözden geçirilecektir. Bu fikir yüzünden kendisi aynı Menderes gibi şehit edilmiştir. Aradan geçen on sene Erbakan Hoca’nın tarihlere konu olan mücadelesi hiç unutulmamalıdır.

Ekonomi bir miktar iyi olabilseydi, hiç beklemeden ihtilal yaparlardı. Ama öyle olmadı suçüstü yakalandılar. Ekipten olan hukuk, duruşmaları uzatabildiği kadar uzatarak, onların hukuk oyunu ile kurtulmasını sağlamışlardır.

İhtilal için hazır olan, ordu kurmayları ( günlük tutan paşamız hariç ) hukuk yani hakimler ve savcılar yüksek kurulu, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, üniversitelerin kuruluşu olan YÖK, meşhur mason basın, en önemlisi postaldan iktidar bekleyen CHP hatta MHP beklenti içinde idi.

Ekonomi hep tersine gidince memur maaşlarını dahi ödemede zorluk çeken üçlü koalisyon mecburen zamanı gelince seçime gitmek zorunda kaldı. Hazır olan ihtilal kıtlık yüzünden yapılamadı.

Seçimde hiç beklenmeyen netice oldu. Yeni kurulan AK Parti tek başına iktidar oldu. Oldu amma kaybedenler ve hazır kurulu olan ihtilal örgütü ile kaynaştılar. Hep birlikte yeni hükümeti her yönden çembere aldılar. IMF alacaklı olarak, ülkenin iç işlerine karışmakta, milli birlik kurulu yani askerler, başbakana yapamayacağı şartlara imza ettirdiler. Bayramlarda hanımları kapalı diye PAŞALAR, YÜKSEK HAKİMLER, YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMU VE MUHALEFET törenlere iştirak etmiyordu. 30 Ağustoslarda genel kurmayın terfii ve emekli işlemlerinde, hükümetin aksine görüş getiriyorlardı. Bu örgütün tümünü birden, derin devlet deniliyordu. Şimdi bunun adı paralel devlet oldu. Bu defa paralel devlet içinde paşalar ve okullar yok. Onların yerine kısmen polis ve savcılar var. Şimdi program lekeleme suretiyle yıpratma politikasıdır.  Yeni bir ayıp ortaya çıktı. İRTİCA neymiş öğrendik. MASONLUK neymiş onu da öğrendik. Şunu da öğrendik; İrtica ile Laikler uzun yıllardan beri devleti yıkmak için kan kardeşi olmuşlar. Bunu da öğrendik. Özetleyince İRTİCA ile MASONLAR suçüstü yakalandılar. Bunlardan iktidar olsa ne yazar? Ülke bu günkü demokratik düzene gelebilmek için, dünyada eşi bulunmayan liderleri şehit verdi. Seçmenin yüzde 58’i Anayasa reformuna evet demiştir. Çatlasanız da bunları etkileyemezsiniz… Bunlara pek çok ilaveler olduğu görülecektir…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.