Irak’ın Makus Talihi Ve IŞİD

Bu haber 16 Haziran 2014 - 0:28 'de eklendi ve 890 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Dünyada son 10 yılı geçkin sürede damgasını vuran ülkelerden birinin Irak olduğunda şüphe yok.

Aksini düşünmek olası değil.

Aynı süre içerisindeki gelişmeler her şeyi açıklıyor.

Nice medeniyetlerin konuşlandığı devirler bir yana, zamanın devlet başkanı Saddam Hüseyin dönemi, dikkatlerin daha bir üzerinde toplandığı süreçti.

Öyle bir zaman dilimi ki, bugün hala tartışılmaya devam ediyor.

Sözüm ona Saddam’ın halkı üzerinde baskı uyguladığını bahane eden ABD ve İngiltere’nin başını çektiği ülkeler, bu ülkeyi istila etmekte tereddüt etmediler.

Edemezlerdi!

Onlar için asıl olan, Irak halkını Saddam rejiminden kurtarmak değil, Irak’ın sahip olduğu petroldü.

İçinde bulunduğumuz süreçte dünyanın en önemli enerji kaynakları arasında yer alan petrol, aynı ülkelerin iştahını kabartmıştı.

Dedim ya, söz konusu ülkelerin Irak halkını Saddam zulmünden kurtarmak eğilimi, işin bahanesiydi.

Aksi olsaydı Irak, o gün bugün olayların eksik olmadığı ülke olmazdı.

Böylelikle söz konusu ülkelerin hangi niyetle Irak’ı işgal ettikleri tescillenmiş oluyordu.

***

Şimdi, Körfez Savaşı üzerinden bunca zaman geçti.

Dolayısıyla zihinlerde oluşan birçok soru var.

Değil ya, hadi diyelim ki ABD’nin önderliğindeki girişim, barışın sağlanmasına yönelik olsun.

Peki sağlandı mı?

Yoksa Irak, daha da belirsizliğe mi sürüklendi?

O gün bugün aynı ülkede kaos devam ettiğine göre Körfez Savaşı, Sam Amca ve yandaşların çıkarlarına yönelik bir girişimden öteye geçmemiştir.

Dahası, aynı savaşın geride bıraktığı sadece enkazdır.

Ülkede baş gösteren ayaklanmalardır.

Aksi olsaydı ne Barzani ve Talabani ne de Haşimi’nin başını çektiği idare, yer yer ayaklanmaların önünü alır.

Kendini bölge içerisinde güç olduğunu göstermek isteyen illegal grupların eylemlerine imkan tanımazlardı.

Eğer bugün Irak’ta 3 ayrı grup, Sünni, Şii ve Araplar, kendinin güç olduğunu göstermek adına birçok eylemlere girişiyorsa, aynı ülkede belirsizlik sürüyor demektir.

Üstelik kargaşanın ne zaman biteceği adına zaman kestirmek te mümkün değildir.

***

İşte Irak’ta, Körfez Savaşının neden olduğu kaos sonrasında ortaya çıkan çetelerden biri IŞİD.

Irak Şam İslam Devleti.

Tabi buna ne derece devlet denirse!

Uzunca zamandır, Saddam Hüseyin yanlısı bir grup olarak faaliyet gösteren eylemciler, bu defa gözlerini Şam Büyükelçiliğimize çevirdiler.

İlişkin olarak elçilikte bulunan büyükelçi başta olmak üzere birçok görevlimizi rehin aldılar.

Üstelik bunlar arasında, TIR şoförlerimizde var.

Her ne kadar, sayıları 90 civarında vatandaşlarımızla ilgili her hangi bir olumsuzluk olmadığı açıklamaları yapılmakta ise de, başta aileleri olmak üzere Türkiye olarak teyakkuza geçmiş durumdayız.

Başka türlü hareket edilemezdi.

Sonuçta, onlar Türkiye adına görev yapmaktaydılar.

IŞİD’in eylemlerine kayıtsız kalınamazdı.

Nitekim, hiç kimsenin burnu dahi kanamasın diyerek çalışmalar sürdürülüyor.

Ne var ki, muhatap noktasında sıkıntı var.

Karşınızdaki bir terör örgütü.

Bir devletin bu grupla pazarlığa oturması ne derece doğru olurdu?

Sonra, IŞİD’n niyeti neydi?

Her ne kadar bazı kaynaklar, tutuklanın tır şoförleri için fidye istendiği şeklinde haber yayınlasa da, doğruluk derecesi bilinmiyor.

Peki şimdi ne olacaktı?

Tutuklananlar serbest bırakılsa, sorun çıkmazdı.

Aksi bir durumda, istenmeyen gelişmeler olacağında hiç şüphe yok.

Buna karşın asıl olan, Türkiye’nin kararlı bir şekilde olayın üzerine gittiğidir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.