İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALMAYANLAR

Bu haber 01 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 588 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bu ne pervasızlık, bu ne dünyayı hiçe saymaktır.

Sen yıllar
öncesinde, başta ağa baban ABD ve bir kısım batılı ülkeleri arkana alarak, bir
başka ülkenin topraklarını istila edeceksin.

Arkasından,
mensup olduğun dinin başşehri Kudüs’ü bahane ederek, “burası benim vatanı”
diyeceksin.

Yetmezmiş gibi o gün bugün sınır komşusu
ülkelerden Mısır ve Filistin’e ait bir kısım toprakları da istilaya
yelteneceksin.

Bu düpedüz “dağdan
gelip bağdakini kovmak” tan başkası değildir.

Üstelik aynı süre içerisinde binlerce masum
Müslüman’ın kanı akıtılacak.

Daha vahimi, dünya böyle bir insanlık dramına
sessiz kalacak.

Şimdi sormak istiyorum.

Kim aksini
iddia edebilir?

Bunun
böyle olmadığı, söylenebilir mi?

Farklı
düşünce sahipleri olursa derim ki, bu akıtılan kanlar neyin nesi?

Kim
İsrail’e böyle bir hak verdi?

Dedim ya
arkasında birçok sözüm ona batılı ülke olursa, olacağı başkası değildir.

***

Evet…

Şu aşamada İsrail’in Ortadoğu’da çıban başı
olmasının nedeni bu.

Tabi,
böyle fütursuzluğun altında yatan temel noktalardan biri, Yahudi Lobisi.

Geçmişten
günümüze ABD Temsilciler Meclisini oluşturan grup içerisinde bulunan Yahudi
menşeli senatörler, her vesileyle ağırlığını hissettirmektedir.

Onlar,
ABD’nin İsrail’i eyaleti gibi görmesini istiyorlar.

Bu yüzden
İsrail’in, yıllardır izlediği saldırı politikalarını arka çıkmakta, işlenen
insanlık suçunu görmemezlikten gelmektedirler.

Dense ki
suçlu ayağa kalksın.

Sadece
İsrail değil, ABD ve birçok Avrupa ülkesi de ayağa kalkmalıdır.

Dolayısıyla
bu vahşetin sorumlusu Yahudi devleti kadar diğerleridir.

***

Geçmişte işlenen pervasızlık bir yana bugünü
baktığımızda, manzara öncekinden farklı değildir.

Üstelik bu defa işin içerisinde kendi ülkemiz
Türkiye de vardır.

Türkiye,
aç bil aç Filistin halkına, “Rotamız Filistin, yükümüz insani yardım” amacıyla
oluşturulan konvoya, Mavi Marmara isimli gemiyle katılmıştır.

Zira, Filistin halkının çok önemli bir kesimi
gerçekten açtır.

Bu yardım,
aynı zamanda mensup olduğumuz dinin temel buyruklarından biridir.

Buna karşın İsrail, “konvoyun Filistin’e insani yardımdan öte başka amaca yönelik güç
temini içindir” gibi bir vehme kapılmıştır.

Bu düşüncenin etkisiyle, insani yardım
gemilerinin Gazze’ye girmesine izin vermeyeceğim demiştir.

Bunun böyle olmadığı, oluşturulan konvoyun
insani yardım malzemeleriyle dolu olduğu açıklamalarına itibar etmemiştir.

Ama konvoy kararlıdır.

Tek amaç insani yardım olduğu için, İsrail’in
karşı çıkışını beyhude olarak görmüştür.

***

Derken olanlar oldu.

İlk gelen haberlere göre İsrail komandoları,
insani yardım gemilerine indirme yapmıştır.

Öne sürülen rakamlar farklı olsa da hayatını
kaybedenler vardır.

Üstelik 9 Türk’ün öldüğü.

Dolayısıyla, mesele çok daha farklı boyuta
çekilmiştir.

Türk Hükümetinin, İsrail yaptığı bu çirkin eylemin sonucuna katlanmalıdır açıklaması,
gelişmenin safhada olduğunun gösteriyor.

***

Sonuçta,
aynı süreçte yaşananlar, İsrail’in öne sürdüğü gerekçelerin gerçekleri
yansıtmadığının delilidir.

Bizatihi
İsrail hükümet yetkililerinin açıklamasına göre, Helikopterlerden inen askerlerimize
bıçakla saldırıldı vurgusu, insani yardım gemilerinde silah bulunmadığını
gösterir.

Demek oluyor ki farklı niyet taşıyan, yardım
gemilerinde konuşlananlar değil İsrail’dir.

Kısaca, sadece insani yardım amacı taşıyan bir
girişime karşı bir ülke, böylesine karşılık veriyorsa tek söyleyebileceğim,
asla insanlıktan nasibini alamadıklarıdır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.