İnsanlık Bir Yerlerde Hala Yaşıyormuş

Bu haber 30 Eylül 2015 - 23:19 'de eklendi ve 1.593 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Aykut Kaya

Gülcan Kaya

Bu isimleri tanımıyorsunuz. Bende tanımıyordum. Daha iyi şartlarda tanışabilirdik.

Adeta benim için, ailem için kıyametin koptuğu bir anda tanıştık.

 

xx           xx          xx

Ören bizde tutku haline geldi. Ne yapıp edip yalısında yürüyor, oksijeni ile iyotunu soluyoruz.

Melih Cevdet Anday’ı ve onunla birlikte Ören’in karşı kıyısı Datça’dan Can Yücel’i; Ören’in sağ tarafı Bodrum’dan Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’yı, Azra Erhat’ı, Safo’yu, Bedri Rahmi’yi; Ören’in sol tarafından Nail Çakırhan’ı, Oktay Akbal’ı ve İlhan Selçuk’u anımsıyoruz.

O güzel insanlar bizleri birer birer bırakıp gittiler.

Az kalsın bende sizleri bırakıp gidiyordum.

 

xx           xx           xx

Bu sene uzun bayram tatilinden istifade, Ören ’i iki gece yaşayabildik.

Dönüşte Halikarnas Balıkçısı Gökova Körfezi‘ne “Merhaba” dedik.

Ne zaman bir orman yangını çıksa, çevreciler ayağa kalkar, gazeteler “tesis yapmak için yaktılar” diye başlık atarlar. Buna karşılık orman yetkilileri de “yanan orman alanları hemen ağaçlandırılır. İmara açılmaz.” türünden savunuda bulunurlar.

Bu sözlerin Gökova kıyılarında bir hükmü yok mu bilmiyorum. Akbük-Turnalı arasında geçtiğimiz yıllarda yanan çam ağaçlarının yerini ot bürümüş.

Her ne hikmetse birde etrafı tel örgüyle çevrilmiş!

 

xx           xx           xx

Bayramın son günü Akbük-İzci kampı arası anacık babacık günüydü. Akbük ’ten sonra Çınar’da Deli Dumrul’un kumbarasına dönmüş! Çınar’a beraberinizde bir şişe suyla dahi sokmuyorlarmış. Keyfilik almış başını yürümüş…

Galiba Büyükşehir kıyılarımıza hiç yaramadı. Her şey para ve daha pahalı oldu.

Ören adıyla bütünleşen Otantik Kafe benim takıldığım tek mekandır. İşletmecisi Mehmet Bey’le sıkı dostluğumuz vardır. O gün kendisini telaşlı buldum. Meğer fosseptik çukuru dolmuş. Bu, mekan için felaket demek.

Bayram öncesi Bodrum’da yaşanan sel felaketinden sonra MUSKİ’nin Milas’taki bütün vidanjörleri Bodrum’a gitmiş. Eğer Otantik Mehmet o gün fosseptiği çektiremezse tatilcilere hizmet vermesi mümkün değil!

Sonunda rica minnet Bodrum’dan bir özel vidanjör getirtebildi.

Kıyılarda yetki karmaşası ve hizmet aksaması diz boyu. Ben yine de Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat’ı kutluyorum. Ören’de gece gündüz Zabıta bile vardı. Büyükşehirden sonra Ören köpeksiz köy haline gelmemiş. Bunu Akyaka ve çevresindeki turizm noktaları için söylemek zor.

Akyaka da iyi ki Jandarma var…

 

xx           xx           xx

Geçenlerde Akçapınar Tostçusunun tost yaparken at etinden üretilmiş sucuk kullandığı söylentisi çıkarılmıştı.

Adı üzerinde söylenti. Aslı yokmuş. Rakipleri dedi kodu üretmiştir, demek mümkün, ama Akçapınar Tostçusunun rakibi de yok. Akçapınar da adeta tek tabanca…

Orada tostumuzu yiyip Muğla’ya öyle geçelim dedik. Akçapınar Tostçusu, Allah daha çok versin karşısındaki iki mekanı da alıp modern bir kafeterya haline getirmiş.

Dedik ya “Ören köpeksiz köy haline gelmemiş, Akyaka sanki denetimsiz kalmış”…

Masaya oturmadan tuvalet ihtiyacımı gidermek istedim. Beni tuvalete götürecek yönlendirme işareti göremedim. Belki de yoktu! İçeride olabilir diye mekanın içine girmeye kalktım, karanlık değil ama loştu. 5-10 cm yüksekliğindeki boşluğa düştüm.

Muğla’mızın ortopedik engelli cadde, sokak ve mekanlarında ömrümüz düşe kalka sürecek ya da nihayet bulacak.

Kalkamadım.

 

xx           xx           xx

Bizim insanlarımız yardımseverdir. Aslında (meraklıdır) demek doğru olacak. Bir anda felaketlerimizi bile seyirlik hale getiriyoruz. Yardım etmeye kalkanların sayesinde neredeyse başka yerlerimizde kırılacaktı.

O an kızımdan ortopedi uzmanı da olduğu için Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevres Hürriyet Aydoğan’ı, ulaşamazsa dostum Op. Dr. Naki Bulut ’u aramasını istedim.

Seyircilerimizin içinden “seyirci” değil “insan” olan bir kadın adeta duruma el koydu.

İzmir Büyükşehir Belediyesinde çalışıyormuş. İlk yardım kursu almış. Bir taraftan beni konuşmaya zorlarken, bir taraftan da kanlar içinde kalan kafama tampon uyguluyordu.

Bu arada ambulans çağırılmıştı. Şaşırtıcı bir şekilde hemen gelmişti. Beni ambulansa alan iki sağlık görevlisi ile sürücüsüne de buradan teşekkür ediyor ve kutluyorum.

Bayram dönüşü trafik yoğunluğunda bir kere olsun ambulansı herhangi bir nedenle hoplatmadan, sarsmadan beni Muğla Acil’e yetiştirdiler. Acil de bekleniyordum. Yrd. Doç. Umut Canbek gereken müdahaleleri yaptı.

Bir görevli tarafından kafama dikiş atılırken bir anda karşımda Akçapınar’da ilk yardımı gerçekleştiren kadına şaşkınlık içinde bakakaldım.

 

xx           xx           xx

Ambulansa benimle birlikte kızımı da almışlar, ama kurallar gereği (bir kişi alabiliyorlarmış) eşimi almamışlardı. Eşim otomobilimizle peşimizden gelecekti. O kadın, eşimi yalnız bırakmamış. Yolda tanışmışlar. İşte o kadının adı Gülcan Kaya, eşinin adı da Aykut Kaya imiş. İzmir‘den Muğla’ya büyükleri ile bayramlaşmaya gelmişler geri dönüyorlarmış. Bizim gibi onlarda Akçapınar da tost yiyip yola öyle devam edelim demişler. Ne var ki yolları bizimle birlikte Muğla Tıp Fakültesi Araştırma Uygulama Hastanesi ‘ne çıktı.

Bana “Hala böyle insanlar kaldı mı?” dedirten Kaya ailesi tomografimin, filmlerimin çekilmesinden durumumun ne olduğundan ve ne olacağından bilgi sahibi olduktan sonra telefon numaralarımızı da alıp “Allah’a ısmarladık” dediler.

 

xx           xx           xx

Kafama 10 dikiş atıldı. Sağ kalçamda ve sağ omuzumda kırıklar vardı. Kamyon çarpmışa dönmüşüm ama abartılacak bir durum da yoktu. Çünkü emin ellerdeydim, bir ameliyat sonucunda kırıklar tamir edilebilirdi.

Ne var ki o kadar da kolay değildi. Birlikte yaşamaya alıştığım hastalığımın da normal bir ameliyata izin vermeyen yanları vardı. İzmir’e sevk edilirim diye bile düşündüm.

Böyle bir durumda bu köşede “Hani İzmir’e sevkler durmuştu” başlığı atmakta kaçınılmaz olurdu.

Dekan Prof. Dr. Nevres Hürriyet Aydoğan ve ekibi kılı kırk yararak başarılı bir operasyon gerçekleştirip kırıklarımı toparladılar.

Hastanenin fiziki koşullarını anlatmama gerek yok. Bu çağda Muğla için utanç verici bir hizmet binası … Böylesi artık Doğu’da, Güneydoğu’da bile kalmadı.

Hastanenin Akademik ve İdari personeli Üniversitenin M Kapısı karşısında inşaatı devam eden Hastane binasının tamamlanmasını umutla bekliyorlar.

Hastanede sabahları vizite öğrenciler nedeniyle oldukça kalabalık çıkılıyor. Yatışımın ertesi sabahı yapılan vizitte Prof. Dr. Aydoğan beni öğrencileriyle tanıştırdı.

Gözler parlayarak “Bu gençlerimizi gelecek yıl mezun ediyoruz. İlk mezunlarımız olacaklar.” dedi

Tıp Fakültemizin yetkin, yetişkin mezunlar vermeye devam edebilmesi, Muğla’dan İl dışına hasta sevkinin tamamen durması için asıl görev siyasilere düşüyor. Umarız yeni dönemin siyasileri Aydın’ın, Denizli’nin, siyasileri gibi olurlar.

 

xx           xx           xx

Benim aklım hala Kaya ailesinde. Onların yaptığını bende yapabilir miydim diye kendimi sorguladım. Sizde sorgulayın.

Kaya ailesi iyi ki varsınız. Umarım bir yerlerde sizlerden daha da vardır…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Muammer Özdemir 01 Ekim 2015 / 10:07

Çok çok geçmiş olsun. Ölümden dönmüşsün. Allah önce sevenlerine sonrada biz okurlarına bağışlamış. İyi insanlar Hızır gibi en ihtiyaç oldukları anda yetişirler. Toplumun çimentosu gibidirler. Toplum ve insanlık ayakta duruyorsa iyi insanlar sayesindedir. En zor anında sana yardım elini uzatan Kaya ailesine de teşekkür eder, sevgiler, saygılar sunarız.

resat oztepe 01 Ekim 2015 / 20:54

Gocuman; Çok geçmiş olsun. Engelleri kafamızdan atamadk da. 2007 de Kanun çıkarıldı. Hala da acep nasıl uzatalım diye talepler olurmuş Aile ve Ssoyal Politikalar Bakanlığına. Bakan’ın ağzındanişitmiştir. Kafamızdaki engelleri bir kaldırabilsek her şey güllük gülstanlık olmasa da normale dönüşecek. Tekrar geçmiş olsun. Allah sağlık versin. Geçmiş Kurban Bayramınızı bu vesile ile tebrik ederim. sevgi ve saygı.