İnsan Kokulu Gülüşler!..

Bu haber 15 Aralık 2015 - 0:02 'de eklendi ve 678 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Dinleyin ey vakti duymak doruğuna erenler!

Sıyırın kahkaha sırçasını cildinizden
omzunuzdan vaveylâ heybesini atın
boşa çıksın reislerin, kâhinlerin, şairlerin kuvveti
güler yüzlü olmak neydi onu hatırlayın
neydi söğüt gölgesinde gülümsemek
ağız dolusu gülmeden taşlıkta..”
İsmet Özel (Bir Yusuf Masalı’ndan.)

Epeydir kitaplığımın rafları arasında kalmış, bir türlü elim varmadığından okuyamadığım bir kitaptı İsmet Özel’in “Bir Yusuf Masalı!..” Küçük bir risale formunda basılmış eseri, yazı puntoları artık gözlüksüz okuyamayacağım küçüklükte de olsa zar zor okumaya başlıyorum. Mısralar arasında dolaştıkça Hz Yusuf’un şahsında eşref-i mahlûkât olan insanın hikâyesini dinler gibiyiz. Yaradılmışların en güzeli, en hayırlısı insan seni Yaradan nelere kadir kılmış ki kainat senin nazarında hükmüne eriyor. Güzel manası sırrınca sen de, Hüsnü Yusuf’da hikmetine varıyor: “Haz / Güzellikten ayrılmak istemezdi / Arınmak isterdi haz / Hazzı arıtmaya güzellik yeterdi.”
Dem be dem güzel insan kokularını aramaya düşüyor gönlümüz. Sözünde, bakışında, yüreğinde, edasında güzele yürüyen, güzelde tamamlanan insanlara hasretliğimiz depreşiyor. İnsanların hayırla yoğrulmuş hayatları gözümüzde tütüyor. Öncelikle bu gözlerin sahibi kendi gafletinden tasavvur etmekte zorlansa da, haddimizi aşarak gül kokulu peygamberimizi anıyor. Salavatlar eşliğinde hasretle mübarek ismini zikrediyoruz. Çünkü kainatın efendisinde sırlanmıştı insan kokulu güzellikler. El almıştı insanlar ondan. Bir emaneti sahiplenircesine ruhlarında taşımışlardı ondaki güzellikleri. El vermişlerdi evlatlarına emanetin asıl sahibine teslim oluncaya dek. ” Aklı zorlayan bir yer o perdenin ötesi / Bir bahçe. Gerçekten buraya bahçe mi demeli? / Ağaç, yaprak, meyve, kuş hepsi tamam / Tastamam hepsi.. İnsan bir resmin içine / Bu kadar girebilir.”
Yeni doğmuş bir bebeciğin cennet kokusunda, azıcık yaşı ilerlesin çocukluğunda masum gülüşünde, biraz daha ilerleyelim gençlik deminde aşka kanatlanan göz yaşlarında, vakti zamanı geldiğinde teslimiyetin verdiği huzur dolu gülümsemelerde de aynı insan vardır. İşte o insanda; insan kokuludur tüm gülüşler. Hayattayken karşımıza çıkan ibret levhalarını sadece seyretmekle kalmıyorsak; içimizde, özümüzde kalmış, bize sığınmış insani melekelerimize yol verirsek adı vicdandır, adı hayadır, adı namustur, adı şefkattir, adı ahlaktır, adı erdemdir, adı onurdur dem dem olgunlaşırız ve de aslımıza rücu edercesine insana döneriz. “Ne diyelim? / Resim içinde resim mi? / Edebiyat burada bize yardım etmez.”
Hakikaten de sözle erişemeyiz güzelliğe, renklerle de, notalarla da. İçimizdeki insan kokusunda saklıdır tüm sır. O insanı tanımazsak o insanda yaşayamayız. O insanda yaşamazsak insanlıkta tamamlanamayız. İnsanın sırrı yine insandadır. İnsanca hâllenmededir. İnsanca dertlenmededir. Neme lazımcılıktan sıyrılmadan, insanların gözyaşlarında yıkanmadan, insan kokulu gülüşlere hep uzaktan bakarız. O insanı ancak içimizde yeşerterek, içimizdeki aşkla yeni sürgünler vererek canlandırabiliriz. Yusuf’un çilesinde, Yusuf’un sabrında, Yusuf’un teslimiyetinde varabiliriz can suyuna. ” Hüsnü Yusuf masalı / Onlar / Cümle el âlem / Muradın erince bitti / Herkes Yusuf’a kavuştuk diye pek seviniyor.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.