İLK 10 ÜLKE ARASINDA OLMAK

Bu haber 21 Mayıs 2013 - 0:00 'de eklendi ve 979 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yaklaşık yarım asırdır ülkemiz vatandaşını karamsarlığa iten gelişmelerden biri, özellikle ekonomik bazda, içinde bulunduğumuz durumun hiçte iç açıcı olmadığıdır.
Öyle ki aynı zaman diliminde borçlu ülkeler arasında yer almaktan kurtulamadık.
Kimi zaman oldu, bir dönemin klasik deyimiyle 70 cente muhtaç hale geldik.
Hal böyle olunca, ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetler adeta diken üstünde oturdular.
Bir taraftan muhalif kanatta yer alan partilerin, iktidara saldırıcıları.
Hem de dozajı aşan türde.
Diğer yanda, bu tür bir ekonomik tablonun halkı karamsarlığa itmesi.
Buna karşın hükümetler, çare aradılar.
Ne var ki, ülke ekonomisini ayakta tutan temel noktaların başında ihracatın ithalatı gerilerde bırakması olduğu halde, üstesinden gelinemedi.
İç ve dış borç tahminlerin üzerinde kabardıkça kabarmıştı.
Peki çare neydi?
İlk akla gelen borç para almaktı.
Tabi bunun başını çeken IMF(dünya para fonu) idi.
İster istemez, borç alan kesesinden yer gerçeğine karşın aynı kuruluşun kapısına dayandık.
Hem de kaçıncı kez.
Sonuçta IMF’den para alındı.
Ama hangi şartlarda?
Aynı uluslar arası örgüt karşımıza öyle şartlar sürdü ki!
Bir yerde kabullenmek olası değil.
Fakat başkaca çare yoktu.
Dediler ki;
Şeker pancarı ekim alanları sınırlı olacak.
Tütüne kota getireceksiniz.
Memur ve işçi ücretlerinde indirime gideceksiniz.
Halk bu  yaptırımları duyduğunda isyan etti ama nafile.
Bir kere yakanızı kaptırmıştınız.
Sonra, öne sürdükleri talepler bunlarla sınırlı olsaydı.
Dediler ki;
Verdiğimiz kredi bizim kontrolümüz altında kullanılacak.
Şimdi…
Eğri oturup doğru konuşalım.
IMF heyetinin öne sürdüğü yaptırımların kabul edilebilecek yanı var mıydı?
Ama biz zorunluluktan kabul ettik.
Zira “denize düşen yılana sarılır” misali, tutunacak başkaca dal yoktu.
İşte geçtiğimiz süre içerisinde ülkemiz, ekonomik bazda böyle bir yaptırımlar silsilesiyle yüz yüze gelmişti.
Aynı tabloyu değerli büyüğümüz Hamle’nin kurucularından Hüseyin Nizamoğlu, “IMF’ye olan borç bitti” başlıklı yazısında, öyle güzel izah etmiş ki.
Hem de daha tafsilattı olarak.
***
Ve bugünlere gelindi.
Hani desek ki nereden nereye?
Kesinlikle abartı değil.
Zira ülke yönetiminde görev üstlenen AK Parti Hükümeti, IMF’ye olan borcun son taksitini geçtiğimiz hafta içerisinde ödeyerek, çok önemli bir başarıya imza attı.
Yanı sıra Türkiye bununla da kalmayarak, gerektiğinde başka ülkelere borç verebilecek konuma büründü.
Geçmişte burnundan kıl aldırmayan nice Avrupa ülkeleri borç batağında iken Türkiye’nin böyle bir konuma erişmesi, elbette ki çok önemliydi.
Hele Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 yılında, ekonomik olarak dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yerimizi alacağız açıklaması, asla küçümsenecek bir durum değildir.
Ümit edilir ki Türkiye bundan böyle, ekonomik açıdan da rüştünü ispatlayan ülke olarak adından sıkça söz ettirir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.