İletişimde Plesebo Etkisi

Bu haber 29 Kasım 2017 - 0:12 'de eklendi ve 944 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

 

Mesainin ilk saatlerinden manzaralar: uykulu gözler, yorgun ve donuk bakışlar, göz teması kurmadan ve ağız ucuyla ortaya verilen bir selam, muhatabı olmayan basit bir “günaydın”…

Yıllar önce Denizli’ye görevlendirildiğimde abonelik işlemleri için bir Cuma sabahı Denizli Belediyesine gitmiştim. Mesai başlamadan Belediyenin kapısındaydım. Kapıdan giren herkes, her gördüğüne selam verip “Hayırlı cumalar…” dileğini iletiyordu. O gün herkesin güler yüzle selamlaşıp hatır sorarak ve güzel dileklerle güne başlaması çok dikkatimi çekmişti.

Görünürde günün sekiz saatini geçirdiğimiz, ancak sonuçları açısından on altı saatimizi etkileyen iş ortamının ikinci ailemiz olduğunu varsayarsak, evimize girer gibi işyerine girmek ve evden ayrılır gibi işyerinden ayrılmak gerekmez mi? Yalnızca “iş”e odaklanıp “ilişki”yi (iletişimi) ihmal ederek ya da etrafımızla mekanik bir iletişim kurarak başarılı ve huzurlu olmak mümkün mü?

Yapılan bir araştırmada, bir grup hastaya otomatik düzenekle ağrı kesici şırınga ediliyor. Ancak bu hastalar kendilerine ilaç verildiğini bilmiyorlar. Diğer gruba ise ağrı kesiciler hemşireler tarafından veriliyor. Araştırmanın sonucu şaşırtıcı: Ağrı kesici verilmesine rağmen ilk grup hastanın ağrılarında kayda değer bir azalma görülmüyor.

Görülüyor ki, insan elinin değmesi; ilgi, anlayış ve ikna ilaçların etkisini arttırarak iyileşmeye katkı sağlıyor. Bu “bir girişime bağlı olarak ortaya çıkan olumlu iyileşme etkisi”ne de “plesebo etkisi” deniyor. Bu araştırmayı okuyunca aklıma şu soru geldi: Acaba insan ilişkilerinin iyileştirilmesi için neler bir “plesebo etkisi” oluşturabilir?

Evet, küçük farkındalıklar ve adımlar ile sosyal ve kurumsal ilişkilerimizi geliştirebiliriz.

Öncelikle, bir baharatın yemeğin lezzetine lezzet katması gibi, ayrıntı ve önemsiz gibi görünen küçük şeylerin hayatımıza önemli katkılar yapabileceğini, küçük dokunuşların ilişkilerimize anlam kazandıracağını unutmayalım. Yeri gelmişken “Bu dünyada küçük şeyler yoktur. Bakmasını bilen göz için her şeyin bir anlamı vardır.” diyen Prof. Dr. Üstün Dökmen’nin “Küçük Şeyler” isimli dört kitabını mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Bu kitaplarda ilişkilerimizi ve işimizi iyileştirme adına küçük ama önemli ve uygulanabilir bilgiler bulacaksınız.

İletişim, insanlar arasında bilgi, duygu ve düşünce paylaşımında bulunmaktır. Sözlü iletişimin temeli de konuşmaktır. Sağlıklı bir iletişim sürecinde ancak konuşarak anlaşabiliriz. Konuşarak duygu ve düşüncelerin paylaşılamadığı durumlarda ise kokuşma başlıyor. Şüphe, dedikodu, kıskançlık, aklı meşgul eden sorular, sinsi bir virüs gibi ilişkileri kanser ediyor. Oysa konuşabilenler, iletişim kurabilenler; itişmenin anlamsızlığını görebiliyor.

Empati, iletişimin sihirliği değneği; kişinin kendisini muhatabın yerine koyması ve olayları onun bakışıyla değerlendirebilmesidir. Empatiyi dilimizden düşürmüyoruz. Oysa bireyselliğin, kişisel çıkarların bizi yönettiği bir dünyada kendimizi başkasının yerine koyarak olayları değerlendirmek ne kadar mümkündür? Ancak bu zorluk aşılabildiği oranda birçok memnuniyetsizlik, hoşgörüsüzlük ile gereksiz gerginlik, itişme, çatışma kendiliğinden ortadan kalkıyor. Empatik yaklaşımın ilk adımı ise, bize nasıl davranılmasını istiyorsak öyle davranmaya çalışmaktır.

Görselliğin öne çıktığı çağımızda ilk izlenim çok önemli. Çünkü insan duyduğuna değil, gördüğüne inanma eğiliminde. Diğer taraftan da insanlar sözlü iletişimden önce, ilk izlenim üzerinden sözsüz iletişime geçiyor. Bu nedenle bir iletişim sürecinde muhataba nasıl göründüğümüz önemlidir. Fiziksel görünüm, ses tonu, konuşma biçimi, mimikler ve olumlu beden dili ile ortaya konan olumlu imaj; iletişimde ilk izlenimin etkisini arttıracaktır.

Sonuç olarak; insan ilişkilerinde güler yüz, ilgi gösterme, değer verme, anlamaya çalışma, bilgilendirme, ikna edici iletişim kurma ve umut verme plesebo etkisi oluşturuyor. Konuşmak, anlaşabilmek, empati kurmak ve muhatapta olumlu ilk izlenim bırakmak, sosyal ve kurumsal ilişkilerimizde plesebo etkisi oluşturuyor.

Unutmayalım ki, küçük dokunuşlar, küçük adımlar büyük değişimlere kapı açıyor. İletişimde fişi çekilmiş buzdolabı gibi olmayalım.

Küçük adımlar atalım; gülümseyelim, selamlaşalım, tokalaşalım, kucaklaşalım, konuşalım ve iyi bir ilk izlenim bırakmanın yollarını arayalım.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.