İlerleyelim Beyler!..

Bu haber 12 Şubat 2018 - 23:52 'de eklendi ve 1.517 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

 

Belediye otobüsü gibi hayat.

İlerleyelim, beyler, ilerleyelim beyler!.

Sonra…?

Avni BUĞDAY

 

Avni Buğday, Muğla’mızın mümtaz şahsiyetlerinden biri. Emekli tarih öğretmeni. Benim eğitim yıllarımda adını hiç duymamıştım ama; benden yaşça küçük kardeşlerimin dilinde efsane olmuş öğretmenlerimizden biri. Kendisiyle ayaküstü birkaç kere sohbet etmişliğim olmasının yanı sıra Akyol Cami’de cuma namazlarında selamlaştığımızda oluyor.

Uzaktan ilk kez gören bir insana göre ilk intibam bakışlarındaki zeka ve pırıltı ile çehresindeki manidar bir gülümsemenin paylaşımı bir aydınlık ile tarif edebilirim. Hocamın benim üzerinde bıraktığı asıl güzellik ise bir sosyal iletişim ağında günü birlik paylaşımları diyebilirim. Hatta bir karşılaşmamızda sormuştum, “niye gazetelerde yazmıyorsunuz?” diye.. Cevabı “yazmak bizim işimiz değil” tabirinden hafif bir havale ile geçiştirmekten ibaret oldu. İlerleyelim Beyler!..

Avni Hocamın daha önce bir yerlerde yazıp yazmadığını bilmiyorum. Ama; kesinlikle yazmalı. Münevverlerin topluma bir katre hesaba dahil olsa da yazma dahil varlıklarındaki cevherleri paylaşma sorumlulukları devam ediyor. Etmeli de.. Istırap çekmeyen insan bir şey üretebilir mi? Tamamlanabilir mi? Üslubundaki akıcılıkla, mizahi dokundurmalarıyla, her paylaşımında bir eğitimcinin hissesine düşen paydan bir şeyler paylaşma gayretiyle ve de en önemlisi insanı saran dokundurmalarıyla günümüz gençlerinin, insanımızın bu değerli öğretmenimizden alacağı çok şey var. İlerleyelim Beyler!..

Avni Hocam sosyal iletişim ağlarında “Avnoca” mahlası ile yazılarını, mısralarını paylaşıyor. Okudukça zaman içerisinde bu kadar lezzetli paylaşımların tiryakisi oluyorsunuz. Bu tiryakilik neye mi benziyor? Televizyon yayınlarından sıkılıp radyo dinlemeye yöneldiğinizde ruhunuza yansıyan huzur gibi. Hayatımızdaki anlamsız debdebelerden, çıkmaz yollara girdiğimiz çelişkilerden ve de bizi istila eden tüm umutsuzlukların kaynağından çıkıp bir bardak çay eşliğinde günbatımı Akyaka’da yaşayacağınız mutluluğa bedel. Nasıl olsa sayın hocamdan iznimizi aldık. O güzel yazılarından birkaçını paylaşmak istiyorum. İşte ilki… İlerleyelim Beyler!..

“İslâmı köyümüzdeki mahallemizdeki imamdan müezzinden, dedelerimizden ninelerimizden öğrendiğimiz devirde belki ibadette eksiğimiz, kusurumuz vardı ama itikadımız ve imanımız tamdı.
Sarhoşlarımız bile kutsala lâf söyletmezdi.
Ne zaman ki, herkes ulema kesildi, şıhı şeyhi, yazarı çizeri siyasetçisi, fetöcüsü işitçisi din öğretmeye kalkıştı, işler karıştı.
Şekil düzeldi, görüntü iyileşti ama içi boşaldı.
Namazında niyazında diye hürmet edilen yaşlılara bile şüpheyle bakılır oldu.
Yaşını başını almış biz emsaller yolda belde çocukları okşayarak sever, cebinden bir kâğıtlı şeker çıkarıp ikram ederdi. Çocuk da elini öper koşarak giderdi.
Şimdi, ben dahi torunlara tembih ediyorum. Yaşına başına bakma yabancıya yaklaşma gibisinden.
Yanlış gidiyor bu işler yanlış…”

Anı güzelleştiren, muştulayan paylaşımlardan biri. Ne kadar da doğru dedirtiyor, değil mi?. Değerlerimiz diyoruz. Bir insanın hayatındaki en değerli varlıklar kimlerdir? Anneler, babalar, çocuklar yani ailemiz. Onlarla paylaştığımız sevgi bizi hayata karşı güçlü kılar. Bu güç aileden topluma ahlakla, edeple, vicdanla, sevgiyle, adaletle, irfanla taşınır. Bu yapı toplumların dinamiğidir, gerçek gücüdür.

Yaşlılarımızı gözümüzden esirgedik, çocuklarımızdan uzaklaştık, yapayalnız kaldık. Bakın hocamın değinmelerine her şeye rağmen bu dinamiği koruyabilseydik; en azından sevgimizi, manevi bağlarımızı, ahlakımızı koruyabilseydik insan insana aşina kalırdı, uzaklaşmazdı. Hocamın sadece bir paylaşımı bile ufkumuzda ne kadar geniş dalgalanmalar yaratıyor? Bir paylaşım daha hocamızdan. İlerleyelim Beyler!..

“Hep hayranlık duymuşumdur, bir şey olmaz, sakinliğine.
Bizde o mod eksik. Telaşe müdürü derdi büyüklerim. Öteki müdürlükler bitti ama telaş müdürlüğü kaldı uhdemizde.
Sabahtan beri fırtına var. Tam karşımda, sokakta komşulardan birinin motoru. Üstünde muşamba örtü.
Bir esiyor. Örtü havada. Bende telaş.
– Gitti, gitti, gitti. Uçtu komşunun muşambası…

Oh, neyse, uçmadı.
Hadi bir daha.. Hadi bir daha… Film çekiminde sahne tekrarı gibi.
Baktım şimdi, halâ yerinde.
Komşunun umurunda değil anlaşılan. Bir şey olmaz modunda.
Üstüme vazife imişçesinde telaşı bende.
Stres sonradan duyulan lâf. Yürek oynağı denirdi köyde.
Ya gidip adam gibi bağlayıverecektim. Ya da yürek oynağı olmayacaktım.
Üşengeçlikten ikinciyi tercih ettim.
Bizim bu yörenin özendiğim tesellisi,’de len ne oluyoru bu’.
İstifa ettim müdürlükten.
Kaykıldım divana.
Uçarsa uçsun muşamba.”

Bir zamanlar Salâh Birsel de böyle bir tiryakilik bırakmıştı üzerimde. Başka söze ne hacet!. Avni Hocam, istirham ediyorum sizden lütfen yazılarınız sosyal iletişim ağlarında kalmasın. Gazetelerimizde köşeleri tutsun, hatta kitap olarak belleklerimizde gelecek nesillere bırakacağınız mektuplar olsun. İlerleyelim Beyler!..

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Ramazan KAPLAN 13 Şubat 2018 / 13:43

Hocama gaz verme. Yardan attıramassın. Hayatta ne kadar yol, kasis, viraj, stabilize varsa bilir. Çakıla kaptırdığını gören olmamıştır. Bu yaştan sonra dama girmesin. Rolanti de seyretsin gari.