İlahi Muhakeme

Bu haber 28 Ekim 2014 - 21:42 'de eklendi ve 643 kez görüntülendi.
Bahar Erdenbaharerden@hamlegazetesi.com.tr

Sokrates öncesi Yunanlı filozof Heraklitus’a göre, evrende maddenin ve özün sürekliliği ve istikrarlılığı yoktur. Aksine, daima mevcut olan sınırsız bir değişim süreci vardir. Evrende var olan her nesne değişir. Heraklitus’a göre “hiç kimse aynı nehire iki kez ayağını sokamaz” ki nehir sürekli olarak akmaktadır. Ne kadar hızlı hareket edersek edelim, her seferinde ayağımızı soktuğumuz nehir artık farklı bir nehirdir. Bu var olmanın sürekliliğinde, evrende kalıcılık bulabileceğimize inanırsak, kesinlikle yanılıyor oluruz. Varlıkların sürekli olarak değiştiğini söyler Heraklitus. Madde görünüşte sabit ve değişmezdir fakat bu değişmezlik belli prensipler dahilinde olur. Evrendeki tüm değişim, “logos” ilkesi ile yönetilen, değişmeyen bir ilkeye bağlıdır ve bu ilkeler zıtlıklar arasında etkileşimi gerektirir. Bir bütün olarak, bu karşılıklı etki bir uyum ve düzen yaratır. Çünkü eğer her şey değişiyor ve hiçbir şey aynı kalmıyorsa, sadece çeşitlilik olur fakat “özdeşlik” yani “aynılık” olmaz. Bu yüzden de hiçbir gerçek ve sürekli varolan nesne olmaz. Eğer hiçbir şey aynı kalmıyor ve herşey sürekli olarak değişiyorsa, hiçbir şeyin uzun süreli olarak ve gerçek nesneler olarak kalabilmesi mümkün değil. Bu, elbette ki biz insanların da herhangi bir kimliğe sahip olmamızı mümkün kılmazdı. Aristotle aracılığı ile, Heraklitus zamanından günümüze kadar gelmiş eski bir hikayesi vardir bunun. Hikaye Efes’te geçmektedir. Heraklitus ile aynı zamanda yaşayan bir zat hırsızlık suçundan dolayı yargılanmaktadır. Zat, mahkeme tarafından suçlu bulunarak tutuklanır ve cezası beş yıldır. Cezaevine götürülmeden önce hakim suçluya mahkeme heyetine söylemek istediği son bir sözü olup olmadığını sorar. Suçlu der ki: “Tabii, elbette söyleyecek bir sözüm var: eğer Heraklitus’un söylediği gibi, hiçbir şey aynı kalmıyor, her şey sürekli olarak bir değişime uğruyor ise beni cezalandırmanız tamamen bir haksızlık. Eğer hiçbir şey aynı kalmıyorsa, şu an önünüzde duran ben, hırsızlık suçundan yargıladığınız ben olamam.

Heraklitus yıllarca her şeyin sürekli olarak değişimine dair “yaşamın bu bilmecesi” nin cevabını aradığını söyler. Eğer her şey değişiyorsa, insan nasıl böyle bir dünyanın içinde yaşayabilir? Bu dünyada yaşayan “ben” nedir ve kimdir? Sonunda yaşamın bu bilmecesinin cevabını bulduğunu söyler bize. Yaşadığı dini bir tecrübe esnasında ilham yolu ile bulmuştur bu sonucu. Bu dini tecrübe esnasında, ona ilham olunan şeyin “LOGOS” olduğunu söyler. Heraklitus bu kelimeyi kullanan ilk kişidir. “LOGOS” u iki düzeyde anlamıştır: kişiye mahsus (özel) ve evrensel (genel) düzeyde. Kişiye mahsus düzeyde “Logos” tan anladığı anlam: sözcük, kavram, ve muhakemedir.

“Sözcük” ile yazılı ve sözlü dilden bahsetmektedir. Bunlar, yazarken ve konuşurken yaptığımız kelimeler ve işaretlerdir. “Kavram” ile demek istediği, düşünürken ve sebep-sonuç ilişkisi kurarken zihnimizde meydana gelen içsel düşüncelerdir. “Muhakeme” ile söylemek istediği ise düşünürken ve sonuç çıkartırken vuku bulan iç sürecimizdir. Beş duyu organımız vasıtası ile her algıladığımız verinin (ses, koku, dokunma, görme ve tat alma), düzensiz ve karmaşık bir şekilde algılandığına inanır. Bu karmakarışık veriyi alması, organize etmesi, yorumlaması, süreçten geçirmesi ve muhakeme etmesi gereken de yine insan zihnidir. Sonuç olarak, muhakeme prosesinin yaratıcı ve devingen bir süreç olduğuna inanmıştır. Aynı zamanda, duyu organımızla algıladığımız ve tamamen aynı olan duyusal veriyi düzenlemenin bir çok yolu olduğuna inanır. Heraklitus’a göre bazı insanlar bu veriyi organize etmek te daha iyi ve daha yaratıcıdırlar. Muhakeme prosesinin, beş duyu organlarımız ile algıladığımız verilerin karmaşasını algıladığımız ve düzenlediğimiz bir çeşit tertip mekanizmasi olduğuna inanir. Bu kaos içinde sürekli olarak bir düzen kurmaya çalışırız ve bunu yaparken kendi, bireysel, iç psikolojik dünyasını yaratan ve düzenleyen küçük “mucitler” gibiyizdir. Muhakeme veya düşünme ile meşgul olduğumuzda, kendimiz ile bir çeşit sessiz konuşma veya monolog yürütmekteyizdir. Ve logos işler durumdadır. “Logos” kelimesinin en iyi ingilizce karşılığı “düşünmek” veya “muhakeme etmek”tir. Ve ne zaman bir kişi düşünme ve muhakeme etme ile meşgul olursa, bu, kendine özel düzeyde logos’a bir örnektir. Heraklitus logos’un bir ‘şey’ değil, proses olduğuna inanmıştır. Heraklitus’a göre, iki veya daha fazla kişi, yan yana oturarak ve aynı duyu verilerine maruz kalarak aynı manzaraya bakıyor olabilir. Fakat veriyi daha farklı proses edip deneyimleyebilirler. Bu sadece zihnin veriyi nasıl organize ettiğine ve yorumladığına bağlıdır. Bazı insanlar daha yaratıcıdırlar. Heraklitus, veriyi duyu organlarımız vasıtası ile almamızın yeterli olmadığını söyler. Zihnin de, organize etmek ve yorumlamak gibi bir şeyler yapması gerekir.

Heraklitus bir panteistti ve tanrının her şeyin içinde var olduğuna inandı. Fragmanlarından birinde demiştir ki “Balın peteğinden sızması gibi, tanrı da kainat aracılığı ile sızmıştır”. Heraklitus’a göre, her insanın içinde devam eden bir düşünme ve muhakeme etme olduğu gibi, tüm evrenin içinde de kocaman bir düşünme prosesi gibi bir şey vardır. Bizim kendimize özgü muhakeme etme prosesimizin sürekli olarak bu karmaşadan bir düzen oluşturması gibi, tüm evrenin içinde olan düşünme prosesi de daima bu karmaşadan bir düzen meydana getirmektedir. Aslında o, dünyada gördüğümüz tüm bu intizamdan sorumlu olan “evrensel logos”tur. Heraklitus buna sıklıkla “ilahi muhakeme”, bazen de sadece “Tanrı” demiştir. Dünyada olduğunu gördüğümüz tüm değişikliklerin karmaşık ve düzensiz olmasını önleyen bu “ilahi muhakeme”dir. Evrendeki her olayı evrensel muhakeme yönetir ve olan her değişimin bir şekiller düzeni içerisinde olmasını sağlar. Bu değişim modeli sadece düzenli değildir. Bu modeller tahmin edilir biçimde yeniden oluşur(mevsimlerin oluşumu, yerçekimi gibi). Her şey sürekli olarak değişiyor olsa da, yaşadığımız hayatı sürdürmemizin mümkün olması da bu yüzdendir. Bu aynı zamanda, modern bilimi de mümkün kılan şeydir çünkü bu muntazam biçimde yeniden oluşan modellerdir bilim adamlarının çalıştığı. Evrende olan değişimler rastgele değil, oldukça hesaplı ve mantıklıdır. Bu yüzden, her şeyin değişmesine ve hiçbir şeyin aynı kalmamasına rağmen, paternler (şekiller dizisi, örüntüler)nesne değildir yeniden oluşabilir ve aynı kalabilirler.

Peki etrafınızda gördüğünüz herhangi bir nesne bir patern midir(örüntüler dizisi)yoksa sadece bir şey(nesne)midir? Bir modern bilim insanına elimdeki kalemin neyden ibaret olduğunu sorsam, moleküllerden diyecektir. Yani spesifik bir örüntü(patern)den oluşan moleküller toplamıdır ama “kalem” kelimesi sadece moleküllerin toplamı hakkında konuşmanın kısa yoludur diyecektir. Peki molekül nedir? diye sorsanız “atomların bir araya gelerek toplanması” olarak tanımlayacaktır. Dolayısı ile molekül de gerçekten bir ‘şey’ değil, bir araya gelerek toplanmış atom örüntüsüdür. Atom ise bilim insanına göre subatomik parçacıkların bir araya gelerek toplanmasıdır. Dolayısı ile her nesne, paternlerin bir araya gelerek toplanmasından oluşan bir başka paterndir. Bu ne kadar ileriye gidebilir? Hindistan’da anlatılan eski bir hikaye vardır. Küçük bir çocuk dünyayı neyin destekleyerek yukarda tuttuğunu sorar babasına. Baba der ki dünya çok büyük bir kaplumbağanın sırtına bağlıdır. Çocuk tekrar sorar. Peki o büyük kaplumbağayı tutan şey nedir? Baba bir başka kaplumbağa der. Çocuk tekrar sorar: “peki onu tutan nedir?” Baba: “bir diğer kaplumbağa” Peki bu ne kadar böyle gider diye sorduğunda yol boyunca tamamen kaplumbağa olduğunu söyler baba. Pek çok yorumcu der ki Heraklitus’a göre herşey paternlerden ibaretdir. Bir diğer deyişle, fiziksel olarak algıladığımız nesneler form, kalıp, yapı ve paternlerdir sadece.

Kaynaklar

Barnes, J., 1982, The Presocratic Philosophers, revised ed., London: Routledge & Kegan Paul.

Dilcher, R., 1995, Studies in Heraclitus, Hildesheim: Georg Olms.

Hussey, E., 1982, “Epistemology and Meaning in Heraclitus,” in Language and

Logos, M. Schofield and M. Nussbaum (eds.), 33–59, Cambridge:

Cambridge University Press.

Vlastos, G., 1955. “On Heraclitus,” American Journal of Philology, 76: 337–378.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.