İktidar Milletvekillerimiz

Bu haber 22 Aralık 2015 - 0:12 'de eklendi ve 916 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

1 Kasım seçimleri, Muğla için sürpriz olmadı. Seçimden hemen sonra yazdığımız gibi, Muğla’daki seçim sonucu, eski tas eski hamam… Muğlalılar, iktidar partisine 2, muhalefet partilerine milletvekili; yani muhalefete 2 kat milletvekili vererek, muhalefette kalmayı tercih etti. Halkımızın kararıdır, eleştiririm ama “Demek ki iktidar Muğla halkını ikna edememiş.” der, saygı duyarım.

Önceki dönemleri boş verelim ama 1983 yılından beri ANAP ve DOĞRU YOL ağırlığı olan Muğla’da 2002’den sonra bir türlü benzer ağırlık kazanılamadı. 1991’de %23’le 1 milletvekili (Erman Şahin) çıkaran SHP, koalisyon hükûmetinde Erman Bey ile temsil edilmişti ve bu temsil ediliş, Erman Bey’in şahsiyetinden de kaynaklanan son derece güçlü bir temsil ediliş idi. Muğla bir daha böyle bir temsil ediliş görmedi maalesef.
Erman Bey, kendi partisinin 1 milletvekili (Rakibi DYP’nin 3 vekili vardı.) idi ama siyasal güç açısından diğer parti milletvekillerinden çok büyük bir etki gücü vardı. Nitekim üniversitenin açılması, onun bu gücü sayesinde gerçekleşmiştir.
Erman Bey’den sonra bakan yüzü görmeyen Muğla’da, görünen o ki, Ak Parti 2 milletvekilliğine kilitlenmiş durumda. Erman Bey tek vekilken ve koalisyon dönemi olmasına rağmen, Muğla için çok şey yapmıştır. Pekiiii…. 2002’den beri hep 2 milletvekili çıkaran ama bir türlü Muğla’da fakir-fukaranın pek işine yaramayan TOKİ dışında, etkin bir yatırım gerçekleştiremeyen Ak Parti’nin vekillerine büyük işler düşüyor.
Gerek Hasan Özyer ve gerekse Nihat Öztürk, kendilerinden önceki yatırım durumunu ciddi bir şekilde gözden geçirmeliler ve gelecek 4 yıl için buna göre bir vizyon çizmeliler.
Tabii ki mesele sadece yatırım değildir. Temel sorun, 2002’den beri halkın, iktidar partisine bakışındaki endişe ve tedirginliğin ortadan kaldırılmasıdır. Bu gündelik siyasetle ilgili bir tespit değil, dünyanın ve Türkiye’nin genel vizyonu ile ilgili bir durumdur.
Son 15 yıldan beri görüyoruz ki, dünya ve Türkiye değişiyor ama bu değişim Muğla’ya pek yansımıyor. Yani Muğla, dünyanın gerisinde kalıyor. Türkiye’nin dünyaya açılan pencerelerinden biri olan Muğla, maalesef değişim konusunda dünyayı yakalayamıyor.
Rahmetli Hamza Sadi Özbek, 1957 yılında, zamanın Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri’ye sunduğu bir dilekçeye ”Ergenekon gibi dört tarafı dağlarla çevrili Muğla…” diyerek başlıyordu…
Hakikaten de Muğla, bir türlü şu zihniyet Ergenekon’undan çıkamadı. İlçelerdeki nisbî değişimlere rağmen, merkez ilçe Menteşe, 21. Yüzyılda ve hâlâ bir zihniyet Ergenekon’u yaşıyor.
Ak Parti de Muğla’ya pek önem vermiyor anlaşılan. 13 yıldan beri süren iktidar, Muğla’ya ciddi bir şekilde önem verdiğini göstermedi. Zihniyet devriminin kıvılcımının çakılması için bu defa Muğla’ya bir bakanlık verilebilirdi ama olmadı. O zaman milletvekillerine büyük iş düşüyor. Vekiller, gecelerini gündüzlerine katarak Muğlalılara, ciddiye alındıklarını hissettirecekler ve meclis çalışmaları dışında vakitlerinin çoğunu Muğla’da geçirerek her toplum kesimiyle yoğun bir ilişkiye girecekler. Bu performansı sayın vekillerimizden bekliyoruz.
Şunu da söyleyeyim; dediklerim basit bir Ak Parti destekçiliği şeklinde anlaşılmasın. İktidarda CHP ve MHP de olmuş olsaydı, benzer şeyleri yazardım.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Yucel Karacayir 24 Aralık 2015 / 13:57

Siyaset konusu çok uzun ve karmaşık. Bizden çok daha iyi bilenler vardır elbet o yüzden 1 oyluk siyasi bilgimizi kendimize saklayayım Ancak bir Muğla klasiği var. Başlangıcı aynı zaman olan Marmaray bitti boğazın altından metro çalışıyor. Karadeniz ile Doğu Anadoluyu birleştiren 12 şer km lik iki tünel bitiyor ve tabii ki geçiş ücretsiz olacak. Zaten geliş geçiş binek araçlardan 3,5 tl alınan Göcek tüneline, özür niteliğinde geçişlerin bedava olacağı ikiz tünel yapılmaya başlandı. Yapılamadı, yapılsa da açılamadı ve sanırım açılsa da ücretsiz olamayacak. Bu Muğlaya reva mı. Neymiş günahı Muğlanın yahu hala ödeyemedi. Aynı ücreti karadenizde doğu anadoluda almaya kalksa o tünel en geç ikinci gün havaya uçardı. üç günü görmezdi. Demek ki hak nasıl kazanılırmış belli …