İKİLİ OYNAYANLAR

Bu haber 08 Mart 2012 - 0:00 'de eklendi ve 955 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

27 Mayıs ihtilali sonrası ihtilalcileri haklı gösteren ekibin içinde adı geçen şimdi merhum olan bir Profesör vardır. Gerçi sonradan adının orada kendi isteği dışında geçtiğini defalarca açıklayan İsmet Giritli, öğrencilerinin soruları üzerine belgelerle açıkladığı “Nazım Hikmet’in dramı” başlıklı yazısını sunuyorum.
NAZIM HİKMET’İN DRAMI
İsmet Giritli
Hiç şüphe yok ki, Nazım Hikmet’in dramında en büyük rolü, Milli Mücadeleye katılmak için İnebolu’ya giden Nazım’ın orada Almanya’dan gelen Komünizm sempetizanı gençlerle teması sonucu, Batum  üzerinden Moskova’ya geçerek, 1922-24 yıllarında  KUTV Üniversitesi’nde ekonomi ve sosyoloji öğrenimi adı altında beyninin yıkanması olmuştur. Zira okuduğu üniversite, klasik bir öğretim ve eğitim veren bir kurum değil ve esas adı “ Komünist İçeskiy Universitet Turutyaşçiysya Vostoka”
“Doğu emekçileri Komünist Ünüversitesi “ olan ve kısaca, Rusça adının baş harfleri ile “ KUTV”olarak adlandırılan ve Rusya’daki Bolşevik-Komünist ihtilalini Doğu milletlerine sıçratmak ve yaymak isteyen ve bunun için bu ülkelerden kaçıp gelen gençlerin beynini yıkayarak, onları birer aktivist ve militan Komünist olarak yetiştirmeyi ve ülkelerine göndermeyi hedefleyen ideolojik bir kuruluştu.  Bilindiği gibi Mustafa Kemal’in Türkiye’de başlattığı Milli Mücadele karşısında Batı,
“Türkler medeni değildir” diyerek, Milli ve bağımsız bir Türk Devletinin kurulmasını, Anadolu içlerine işgal orduları sürerek ve Hilafetçi Anzavur’u ayaklandırarak, engellemeye çalışırken, Komünist enternasyonalin ikinci kongresinde kabul edilen Lenin’in tezine göre “Milli Kurtuluş, gaye değil, vasıtadır. Kurtuluş hareketini başarmış millet, milli ve bağımsız bir Devlet kurmamalı. Komünist Blokun bir üyesi olmalı idi” Nitekim bu karar 9 Eylül 1920’deki Bakü Doğu milletleri kurultayına yol açmış ve Sovyetler bu tezin gerçekleşmesi için kurdurdukları Türk Komünist Partileri ile Türkiye’yi Sovyet Federesyonu içinde, Azerbaycan,  Gürcistan,  Ermenistan gibi bir Federe Devlet yapmayı amaçlamışlardır.
İşte Mustafa Kemal ve Türk Milleti, Batı ile Doğu arasında, ateşten gömlek giyerek ve iki ateş arasından geçerek,  Türkiye’nin kuruluşunu gerçekleştirmiş, saltanatçı, komünist, sömürgeci, mandacı ve teokratik formülleri ve sistemleri red ederek ideolojik bir bağımsızlık yolunu çizmeyi başarırken, Nazım Hikmet ömrü boyunca Lenininst görüş ve tezin sözcüsü ve şairi olmuştur. Gerçekten, Nazım’ın Türk şiirine getirdiği iki yenilik, Zekeriya Sertel’in de anılarında beyan ettiği gibi, biçimde serbest Nazım, özde ise devrimcilik, yani “Komünist İhtilalciliğinden ibarettir.
Nitekim dünyanın ünlü sosyal demokratı  Bernand  Shaw bu anlamda; 20 yaşında iken komünist olmayan ( Kalpsiz ), 40 yaşına geldiği halde hala  Komünizm de takılıp kalan (Akılsız)dır.” demiştir.
49 yaşında iken Rusya’ya kaçan Nazım Hikmet ise, Stalin’in bütün cinayet ve rezaletlerinin ortaya çıkmasından sonra da, Markizm-Leninizm’in yanılmazlığına inanmış, daha sonraları Raymond Adon’un “özgürlükçü olmak isteyen bir isyanın istibdatla sonuçlanması Marksizm’in tarihi dramıdır” sözleri ile dile getirdiği gerçeği görememiş veya göremeyecek kadar “Robot”laşmıştır. Oysa, aydın olmanın ilk şartı fanatizme saplanmayarak rasyolizmi egemen kılmak değil midir? İşte bence Nazım Hikmet’in büyük dramı budur.
X       X       X
Görüldüğü gibi o bir Komünist idi. Atatürk’e tam ters olarak ülkemizi, Rusya sempatizanı yapmak için yaşadı. Onu savunmak Atatürkçülükle bağdaşmaz.
Atatürk’ün, Komünizm hakkındaki son sözü şudur;
KOMÜNİZM BİR FELAKETTİR.
HER GÖRÜLDÜĞÜ YERDE EZİLMELİDİR…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.