İhbara dayalı sistem mi?!!

Bu haber 02 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 671 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla merkezde Kocamustafendi Caddesi’nin Turgutreis Caddesi’nin bir uzantısı olarak çağdaş bir düzenlemeye kavuşması üzerine, “O caddedeki görüntü kirliliği yaratan büfe ne olacak?” diye sormaya kalktım, Zabıta ertesi gün o büfenin işletmecisinin tepesine binmiş.
Şaşırdım… Sanki Muğla Belediyesi her eleştirimizi “iyi niyetli” bulup, ciddiye alıyor!..
Büfenin işletmecisi “engelli çocuğunu” kucaklamış, soluğu haber merkezimizde almış. Ben yoktum. Aynı gün büfenin önünden geçerken büfe işletmecisi önümü kesti. “Ben engelli çocuğuma nasıl bakacağım? Bir insanın ekmeği ile nasıl oynarsın?” diye tepki gösterdi.
Bizim mesleğin “zorluğu”… İki ucu şeyli değnek…
Meğer önümü kesen engelli babası o görüntü kirliliği yaratan büfenin arkasında çay ocağı işletiyormuş. Zabıta “Bu çay ocağı da kapanacak.” demiş.
Büfenin sahibi yok ortada!
 
xx      xx      xx
Neden benim önüm kesiliyor?
Zabıta görevlisi “Özcan Özgür sizi şikâyet etti.” demiş.
Peki, ben “O caddedeki görüntü kirliliği yaratan büfe ne olacak?” diye sormamış ve böylece “ihbar eder” duruma düşmemiş olsaydım ne olacaktı?
Biz, işletmeci ile tartışırken, tartışmanın üstüne Belediye Başkanı Osman Gürün geldi. “Kabak benim başıma patladı.” diye sitem etmeye kalktım. Başkan Gürün, “Seninle ne ilgisi var. Büfe ruhsatlı durumuna geri dönecek.” dedi.
Başkan Gürün’e göre, benimle ilgisi yok, ama Zabıta görevlileri, neredeyse “Özcan Özgür yazmasaydı, idare etmeye devam ederdik.” diyecek!
 
xx      xx      xx
Birkaç gün sonra Hacımemişağa Sokak’ta bulunduğu sokakta düzenleme yapılırken, düzenlemeye nezaret eden Zabıta görevlisi ile ayaküstü konuşuyoruz. Durumu anlatıyorum. “İhbar olunca gerekeni yaparız.” diyor.
Oysa ben kimseyi ihbar etmeden, sorgulamada bulunmuştum…
Bu defa “Yani sizin her gün önünden geçtiğiniz bir olumsuzluğu görüp, gereğini yerine getirmeniz için birilerinin ihbar etmesi mi gerekiyor?” diye soruyorum.
Zabıta görevlisi gülüyor… Yanıt vermiyor veya veremiyor…
 
xx      xx      xx
Görüntü kirliliği yaratan büfe yıkılmadı. SİT Bölgesi içinde Ruhsatlı imiş… Muğla’da Anıtlar Kurulu’nun yetkili ve etkili olmadığı yıllarda Belediye Ruhsatı ile yapılmış. Dönemin Belediye Başkanı Erman Şahin Cadde üzerinde konut bahçesine büfeye izin verirken, “Muğla mimarisine uygun olsun” demiş. Büfe için Y.M. Oktay Ekinci’nin bürosunda  “proje” yapılmış. Ortaya “Muğla mimarisine uygun” bir büfe çıkmış.
Daha Muğla’da koruma yokken, böyle bir uygulamanın yapılmış olmasını takdir mi etmeli, yoksa “Cadde üzerinde konut önüne büfe mi yapılır?” diye eleştiride mi bulunulmalı onu da bilemiyorum…
Olan olmuş… Yine de o zaman büfe güzel olmuş…
Ama işletmeci büfenin yıkılmadığına şükredeceğine “çay ocağı kapanıyor” diye tepki gösteriyor!
 
xx      xx      xx
Neyse, büfe elden geçirildi. Görüntü kirliliği yaratan unsurlar; ekmek camekânı ve tabelalar kaldırılarak, meşrubat dolabı geri çekilerek ortadan kaldırıldı. Daha derli toplu, estetik oldu…
Göze yine batıyor, ama hoş geliyor…
Yazdığıma pişman değilim. Ama üzgünüm, engelli çocuk sahibi işletmeci için üzgünüm. Sanki yasalara saygıdan, yurttaşlığın gereğinden değil de “benim yüzümden” oldu…
Peki şimdi, Açık Pazar yerinde, İsmet Çatak Caddesi’ne bakan belediye mülkiyetindeki ve “ruhsatsız” olduğu bilinen dükkânlar ne olacak?
Bu soruyu sorarken, “Yıkın” demiyorum. Ama o iş yerlerindeki düzensizlik, yarattıkları (özellikle saçakları ile) kötü görüntü ve kirlilik ne olacak?
Doğrusu çok merak ediyorum. Bu soru üzerine Zabıta gidip o iş yerlerindeki belediye kiracılarına “Ne yapalım Özcan Özgür yazmış” mı diyecekler?
 
xx      xx      xx
Muğla’nın her yanı görüntü kirliliği yaratan, ruhsatının dışına çıkmış, soğutucuları kaldırıma taşmış veya kaldırımı işgal etmiş; kaldırıma ekmek veya simit camekânları koymuş; saçakları veya gölgelikleri ile ya imara aykırı durum veya görüntü kirliliği yaratmış; tabela teröristliği yapmış iş yeri ile dolu…
Zabıta her gün onların önünden geçiyor.
Gördüğünü görüyor, görmediğini görmüyor!
Eğer o Kocamustafendi Caddesi’ndeki büfenin başına gelen benim yüzümden geldi ise Zabıta’nın da gördüğü, görmediyse görmesi gereken yerleri ben “ihbar etmiş” duruma düşmeyeceğim…
Yok, ben yazdım diye değil de, Belediye “belediye olmanın gereğini yerine getirdi ise” o gereğin Muğla’nın her yerinde yerine getirilmesini, Zabıta’nın görevini adam gibi yapmasını bekliyorum…
Beyler bu şehrin insanlarını “ihbarcı” haline getirip, birbirlerine düşürmeye hakkınız yok…
Belediye’nin onca zabıta memuru varken, kaldırımlara araç park edilmesin diye şehri metal direk ormanına çevirmeye de hiç hakkınız yok!
İşinizi düzgün yapın… Yapmıyorsanız; bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler!…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.