İddialar Sübut Bulmadan

Bu haber 27 Ocak 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.069 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER
Acaba diyorum?
Geçmişten günümüze ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetler, şu sıra AK Parti gibi saldırılara muhatap olmuş mudur?
Elbette aynı süre içerisinde, özellikle yerel ve genel seçimler sürecinde, partilerin birbirlerine ne denli eleştirilerde bulunduklarını tanık olduk.
Çoğu kez dozajı aşan açıklamalar hala belleklerimizde.
Ne var ki şu sıra iktidar partisi AKP’ye olan yüklenmeler, galiba geçmişi arattı.
Baksanıza ana muhalefet partisi CHP olmak üzere diğer muhalif parti MHP ve de mecliste grubu bulunan BDP, eleştiri oklarını iktidar partisine çevirmiş vaziyette.
Özellikle 17 Aralık sürecinde ortaya çıkan gelişmeler üzerine ortalık, birbiri ardı sıra eklenen ithamlardan geçilmiyor.
Hal böyle olunca, ulusal bazda yayın yapan medya organlarından görsel ve yazılı basının manşetlerinde aynı olaylar var.

***

Peki nedendi?
Neden, muhalif kanatta yer alan siyasi teşekküller, eleştiri oklarını AK Parti Hükümeti üzerine çevirdi?
Buna neden, 17 Aralık sürecinde ortaya sürülen iddialar.
Özellikle hükümetin 4 bakanı ve de onların çocuklarıyla ilgili olmak üzere rüşvet, yolsuzluk ve haksız kazanç sağlandığı savları, gündeme bomba gibi düştü.
Bunun üzerine söz konusu bakanların istifa ettiği herkesin malûmu.
Elbette bu tür iddialar gündeme gelince, bakanların istifasından başka seçenek olamazdı.
Buna karşın hala sular durulmuş değil.
Her gün yeni bir iddia ortaya atılınca, ortalık toz duman.
Muhalif partiler, bir ülkede asla kabul edilemez gelişmeler olduğunda, iktidar partisinin biran önce görevden uzaklaşması gerekir diretmesinde bulunuyor.
Demokratik ülkelerde bu tür bir olumsuzluk olduğunda, hükümetlerin bir dakika bile iş başında kalmadıklarının altını çiziyor.
AK Parti kanadı özellikle başbakan, ortaya sürülen iddiaların komplo olduğunda diretiyor.
Bunların yaklaşan yerel seçimler öncesinde düzmece iddialar olduğunun altını çiziyor.

***

Şimdi…

Gerçek olan şu ki, muhalefet partilerin ortaya attığı iddialar sıradan olmaktan çok uzak.

Olamazdı.

Muhatap alınan kişiler devletin bakanları ve onların yakınlarıydı.

Ve de AK Parti Hükümeti.

Tamam da olay mahkemeye intikal etmiş.

Dolayısıyla soruşturmalar sonuçlanmamışken, ilgililer hakkında böylesine suçlamalarda bulunmak, ne derece doğru?

“Her kim olursa olsun suç sabit oluncaya kadar masumdur” ilkesi ortada iken, üstelik kesinleşen bir karar olmadan, ilgilileri zan altında bırakmak, hakkaniyet ilkesiyle ne derece örtüşür?

Ha, suç sabit olur.

Yapılan incelemeler ve mahkeme sonrasında ortaya atılan iddiaların doğruluğu anlaşılır.

O zaman dilediğiniz söylersiniz.

Dolayısıyla haklılık payı vardır.

Ne var ki şimdi olduğu gibi masumiyet karinesine aldırış etmeden ve de suç sübut bulmadan suçlamalarda bulunmanın, hiçte adil bir yaklaşım olduğunu sanmıyorum.

***

Tekrar altını çizmek istiyorum.

Kabul edilir ki ortaya sürülen iddialar, yenilir yutulur cinsten değil.

Buna karşın gözden ırak tutulmaması gereken temel bir nokta var.

İddialar geçerlilik kazanırsa, gereği yerine getirilir.

O takdirde her kim olursa olsun suçunu çeker.

Yasalar önünde herkes eşit olduğuna göre bakan veya yakınları olsun farketmez.

Zira şeriatın kestiği parmak acımaz.

Ama, ortada kesinleşen bir hüküm olmadan, kişiler hakkında hüküm verircesine ithamlarda bulunmak, sağlıklı bir yaklaşım değildir.

Onun için her kim olursa olsun, söz konusu olayın sonucunu beklemelidir.

O zaman bakıp görüldü, iddialar gerçek.

Mutlak surette gereği yapılır.

Yok eğer, iddialar asılsız, dolayısıyla suç sübut bulmaz ise bunun faturası birilerine çok ağır kesilir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.