İdam Yüreğimizi Serinletir Mi?

Bu haber 11 Temmuz 2018 - 2:51 'de eklendi ve 1.037 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Kayıp çocuklar ve cinsel istismar haberleri arka arkaya gündeme düşüyor. Son bir hafta içerisinde Eylül, Leyla, Ufuk ve Sami Yusuf’un cansız bedenlerine ulaşıldı. Bu çocukların en büyüğü 8 yaşında. Toplum olarak yine sarsıldık, vicdanlarımız kanadı. Bu olaylar ve failleri için hangi kelimeyi kullansam diye düşünüyorum, ama hiçbir kelime beni tatmin etmiyor.

Toplumu sarsan olayların arttığı bu günlerde idam ve cinsel katrasyon (kimyasal hadımlaştırma) yüksek sesle tartışılıyor. Cinsel katrasyon, bir cezalandırma yöntemi olarak mı yoksa bir tedavi yöntemi olarak mı öneriliyor, bilemiyorum. Ancak burada idam tartışmalarını farklı bir yöne taşımayı düşünüyorum.

Öncelikle mevcut ceza ve infaz yasalarının caydırıcılıktan uzak olduğunu söylemeliyim. Yapılan düzenlemeler de çoğu kez soruna çare olamıyor. Oysa 5275 sayılı Kanun’da ceza infaz sisteminin temel amacı “ …genel ve özel önlemeyi sağlamak, hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek…” olarak açıklanmış. Yani cezalandırma ve hapsetme ile toplumun korunması ve olumlu davranış değişikliği sağlanarak suçlunun topluma kazandırılması hedeflenmektedir.

Mevcut infaz yasasına göre adli bir suçtan 20 yıl hapis cezası alan kişi, cezasının 6 yıl 4 ayını kapalı ceza infaz kurumunda, 5 yılını açık ceza infaz kurumunda infaz ettikten sonra denetimli serbestlik kapsamında salıverilmektedir. Son 2 yılı da denetimli serbestlik kapsamında toplum içinde geçiren hükümlü, toplamda 13 yıl 4 ay sonra şartla tahliye edilmektedir. Yani 20 yıl hapis cezası alan bir kişi, 11 yıl 4 ay sonra aramıza dönmektedir. Uyuşturucu ticareti veya cinsel bir suçtan 20 yıl ceza alan bir kişi, cezasının 12 yılını kapalı ceza infaz kurumunda, 3 yılını açık ceza infaz kurumunda infaz ettikten sonra, yaklaşık 15 yıl sonra aramıza geri dönmektedir.

Çağdaş infaz sistemi, infaz sürecinde uygulanan eğitim ve iyileştirme programları ile hükümlüye kendini yenileme ve davranışlarını değiştirme olanağı sunmaktadır. Bir ıslah ve rehabilitasyon süreci olan infaz süreci; kişinin eğitimi, iyileştirilmesi ve sağlıklı bir birey olarak topluma geri dönmesini amaçlar.

Ancak bilimsel bulgular ve sahada elde edilen deneyimler, infaz sürecinde herkesi ıslah etmenin ve topluma kazandırmanın mümkün olmadığını göstermektedir. Güncel sorunlar ve idam tartışmalarına geri dönersek; çözümün idamda değil, özel infaz rejiminde olduğunu düşünüyorum.

Önerim şu: Çocuk istismarı gibi vicdanları yaralayan suçların failleri; yani bir dış etkiye bağlı olmaksızın, bilerek, isteyerek ve sonucunun farkında olarak bu suçu işleyenler; cezalarını mevcut infaz yasasına göre değil, özel bir infaz rejimine göre infaz etmelidir.

Çünkü tedavi, eğitim, iyileştirme gibi programlarla normalleşme ihtimali olmayan, tedaviyi kabul etmeyen ya da belirli bir süre sonunda tedaviye cevap vermeyen hükümlüler için, aldığı ceza ne olursa olsun, mevcut infaz yasası caydırıcılıktan uzaktır.

Farklı nedenlere bağlı olarak, bilinçli bir iradeyle ve sonucunu bilerek bu suçları işleyen insanlar için idam bir cezalandırma değil, kendileri açısından iyi bir finaldir. İdam, failin aslında isteyip de cesaret edemediği bir sonun başkaları eliyle gerçekleştirilmesidir. Ayrıca uzmanlar mevcut kabullerin aksine, idamın pek de caydırıcı olmadığını söylüyor. Bu nedenle bu kişilerin idam edilmesi değil, özel infaz yasasına tabi tutulması daha caydırıcı olacaktır. Bunu, ıslahı mümkün olmayan kişiden toplumun ümidini kesmesi olarak değerlendirebiliriz.

Peki, özel infaz sistemi nasıl olmalı?

Özel infaz sistemi; yargılama öncesinde yapılan tetkikler ve adli tıp raporları doğrultusunda özel ihtisas mahkemelerince verilen hapis cezalarının herhangi bir iyi hal indirimi, koşullu salıverme, eğitim ve iyileştirme programları, sosyal ve sportif imkân, ziyaret vb. geniş haklar olmaksızın kapalı cezaevinde infazını öngörmelidir. Hükümlü cezasının tamamını bu kanunla kurulan özel koşullu “depo cezaevi”nde tamamlamalı, bu süre içerisinde hükümlü günlük iaşesi ve temel sağlık desteği dışında başka bir imkândan yararlandırılmamalıdır.

Unutmayalım ki, ne kadar acı olursa olsun, bir anlık son olan idam toplumu korumaktan çok faili kurtarmaya hizmet edecektir. Bu nedenle idam dışında daha caydırıcı bir yöntem bulunmalı; verilen ceza ve cezanın infaz şekli de toplumun yüreğini serinletmelidir.

Diğer taraftan yalnızca cezalandırma ile bu suçların önüne geçmek mümkün değildir. Devlet bütün kurumları ile vatandaşlarının eğitimi, sosyal ve ekonomik gelişimi için farklı adımlar atmalıdır.

Son olarak; idam hiç mi olmamalı? Yalnızca istisnai durumlarda uygulanan sembolik bir ceza olarak elbette idam olmalıdır. Ancak bu konuları iyi tartışmamız ve sağlıklı yaklaşımlar ortaya koyabilmemiz lazım.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.