İçimizdeki Düşman

Bu haber 30 Nisan 2016 - 1:43 'de eklendi ve 906 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir süre bekledim.

Acaba, dış dünya ne diyordu!

Yanı sıra biz ne düşünüyorduk!

Kısaca, Trabzonspor-Fenerbahçe maçında yaşanan utanç üzerine oluşan hava nasıldı?

Gerçekten bu kabul edilemez olay, tartışmasız her kesim tarafından kınanıyor muydu?

Kayıtsız mı kalınıyordu?

Yoksa, ayranımız kabardığı için olup bitenin farkında değil miydik!

Dedim ya;

Olayın sıcaklığı geçsin.

Heyecanımız dindikten sonra daha sağlıklı düşünen bir yapımız olduğu için diyerek, bugüne kadar bekledim.

Nitekim yanılmamıştım.

Trabzonspor-Fenerbahçe müsabakasının bitimine dakikalar kala sahaya atlayarak hakemi darp eden bir kişinin eylemi üzerine, ilk planda maçın atmosferine kapıldıkları için sağlıklı düşünemeyenler, ancak kendilerine geldiler.

Olayın sıcaklığı ile asla kabul edilemez hadisenin sahipleri ve de tasvip edenler, bir zaman sonra ayıldıklarında, ancak kınamada bulunabildiler.

Zira galeyana geldikleri süreçte gözleri hiçbir şey görmüyordu.

Onlar için sanki dünyanın sonu idi!

Takımlarının mağlup olması üzerine öylesine halet-i ruhiye içerisine girmişlerdi ki!

Hiçbir şey umurlarında değildi.

Ne hakemi darp eden o genç.

Ne de ardından sahaya atlayanlar.

Bereket, saha mahşer yerine dönmeden emniyet güçleri ve asayişten sorumlu olanlar, anında devreye girdiler de olay çok daha vahim hal almadan, sadece yan hakem dışında önlendi.

Önlendi ama geride tarifi imkansız olmanın ötesinde telafisi mümkün olmayan izler bırakarak.

Hem de dünya efkarı umumiyesine karşı!

Aslında asla tasvip edilmeyen bu hadise kendi içimizde kalsaydı, bir şekilde tabir yerindeyse örtbas ederdik.

Ama anında dünya medya kuruluşlarına yansıyınca, bir kez daha utancımızla baş başa kaldık.

Böylelikle, asırlardır hakkımızda oluşan olumsuzluğu ortadan kaldırmak için uğraşırken, bu olay ülkemizi öylesine müşkül duruma düşürdü ki!

Bu durumda, ne etseniz ne yapsanız da zaten bahane arayanlara inandırmanız pek mümkün olmayacak.

Dedim ya onlar yıllar boyu tabir yerindeyse “öküz altında buzağı” aradılar.

Şimdi de farklı eğilim içerisinde olmayacaklar.

Nitekim olmuyorlar.

Öylesine ballandıra ballandıra, biraz da çarpıtarak anlattılar, anlatıyorlar ki!

Nasılsa onlara gün doğmuştu!.

Arayıpta bulamadıkları bir olay yakalamışlardı.

Anında üzerine gittiler.

Hem de bire bin katarak.

Ama siz fırsat verirseniz, onlar da Türkiye’nin aleyhine kullanmakta geri kalmazlar.

Zaten kalmadılar.

Her şeye karşın asıl müsebbip, maçın bitimine az bir süre kala sahaya inerek yan hakemi darp eden genç ve de tasvip edenlerdir.

***

Her şeye karşın nedendi?

Neden hala futbolun, seyir zevki yüksek bir müsabaka olduğunun idrakine varamıyoruz?

Sonra bu öfke niye?

Müsabakanın yönetiminden görevli birisine, olanca gücüyle saldırmanın nasıl bir açıklaması olabilir?

Olamaz.

Kim ne derse desin, nasıl bir açıklamada bulunsa da bu olayın asla tevil yanı yoktur.

Hiçbir gerekçe bu vahim hadiseyi haklı göstermez.

Üstelik dünyanın geldiği noktada, içimizdeki düşman sayesinde dosta düşmana öyle bir koz verdik ki!

Şimdi uğraş dur.

Sanki yarım asrı geçen sürede uğraştığımız yetmezmiş gibi!

Yine de inşallah bu son olur! demekten kendimizi alamıyoruz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.