İçimizdeki Diktatörü Kırmak

Bu haber 07 Şubat 2013 - 20:00 'de eklendi ve 1.316 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Nasıl bir dünya istiyoruz?
Nasıl bir gelecek istiyoruz?
Sadece bir birlerine benzeyen insanların yaşadığı mı, yoksa farklı farklı kültürlerden, faklı geçmişlerden gelen kişilerin ortak değerler etrafında birleşmiş kültürlerin birbirlerini zenginleştirmesi ile daha yaşanılır bir dünya yaratılması mı?
Yoksa ayrışmamı?
Günümüzde biz ve ötekiler söylemi top yekün ayrıştırıcı bir dil değil midir?
Neden klişeli bir bakış açısı ile kızgın ve öfkeli insanlar sanki arena meydanında gibi birbirlerini boğmaya çalışıyorlar.
İnsanlar neden yaratıcılıklara limon sıkmak için elinde mengene ile beklerler.
Neden meslekleri tekelleştirirler?
Hele ki bazı meslekler tekel değildir. Lakin tıp mesleğini yapmak için diploma bir tekel görevi görür.
Hepimiz doğuştan nice yeteneklerle doğuyoruz. Aynı evde aynı anne ve babanın yetiştirdiği her birey farklı karakterde olduğu gibi farklı yaratıcılıkta olabiliyor..
Neden yatıcılıkları yekpare bir şekilde silmek için topyekün elimizde silgiler ve silgiler kadar, ağır bir dil ile karşı kaleyi yok etmeye çalışıyoruz..
Neden peyderpey dünyayı klişeli balonun içine sokmak istiyoruz?
Niçin baskı var ki?
Bireylere yapılan baskılarla toplumu Tek Tipleştirme. Pısırtma.
Mongollaştırma..
Aynılaştırıp, düşünce özürlü yapma çabası gırla gitmekte..
İnsanları; neden TORNADAN çıkmış mahlukat yapma isteği var ki? Bilmiyorum..
Neden en bilgi çıplağı borazan gibi ötüyor.
Neden bir ön kabüllerimiz ve yıkamadığımız tabularımız var? Sadece biz yazarız sen yazamazsın kabulü şişme balon gibi ortalıkta dolanmakta.. Yazmak için diploma mı istiyorlar? İsterlerse de ben de diploma çokkkk
Neden farklı bireylerin, farklı meslek gruplarının, farklılıklarla harmoni yapmasını engellemeye çalışıyoruz?
İnsanları tek tipleştirmeye çalışanların, düşüncelere karşı tolerans ve dinlemeye karşı hoşgörüsü olmadığı için, içlerinde bir diktatör var.
Gelin bu diktatörleri, akıl çekici ile bir putu kırar gibi kıralım….
XXX XXX XXX
Dingo’nun ahırı mı burası?
İnsanların futursuzca yaptıkları işlerde aklıma, Dingo’nun Ahırı gelir ve gülümserim..
Dingo kimdir? Nedir? Ne iş yapar? Neden futursuz yapılan işlerde, Dingo’nun Ahırımı….. deriz..
İç sesimle toplumsal yaşamda o kadar Dingo’nun Ahırı’nı akla getiren olaylar var ki .
Ne acı değil mi? Ağzı olan konuşuyor.. Hani birde dolu konuşsa.. Ciğerim yanmaz.. Adam sanki Dingo’nun ahırında.. İster hekimlik yaparım ister yazarlık. İster sağlık yazarım, ister sosyal konular.. Hak ve Özgürlükleri yok mu? Bu ülkede..
Dingo’nun ahırını hepimiz biliyoruz değil mi?
Günümüze kadar muzipçe anlatarak gülümsediğimiz ve iyi ki de olmuş bir olay. Yoksa nasıl anlatacaktık futursuzların yaptıkları işleri.
Atlı tramvayların olduğu ilk yıllarda, tramvay idaresinin çeşitli semtlerinde ahırlar varmış..
Tramvaylara koşulan atlar, belli saatlerde çalıştırıldıktan sonra, bu ahırlara teslim edilirmiş..
Günün birinde Taksim’deki ahıra Dingo lakabında alkole çokça düşkün bir rum kahya vermişler.
Dingo ahırda pek durmaz, iki de bir bitişikteki ahırda kafayı çekermiş..
Tramvay sürücüleri, yorgun atları getirir ahırda Dingo’yu bulamayınca, kendi bildikleri gibi bir çift atı tramvaya koşmak için alıp götürürlermiş. Bazen de biraz önce başka sürücünün getirdiği yorgun atları, dinlenmiş atlar sanarak alırlarmış.
Dingo’nun ahırı aşağı, Dingo’nun ahırı yukarı tabiri keşmekeşlikten, karmaşıklıktan kimin ne yaptığı belli olmadığında kalmış.
Adam sanki Dingo’nun ahırında.. Hak ve Özgürlükler ne oluyor?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.