İÇİMİ SIZLATAN TESPİTLER

Bu haber 10 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 855 kez görüntülendi.
CIZ
CIZ cizciz@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye’nin önde gelen marka danışmanlarından Muhterem İlgüner’in Stockholm, Barcelona, ve Shangay gibi büyüklü küçüklü yüzlerce şehrin markalaşma yolunda rekabet üstünlüğü kazanmasında önemli katkıları olan Avrupa’nın önde gelen şehir stratejisti Christer Asplund ile birlikte yazdıkları “MARKA ŞEHİR”(*) kitabının son sayfasında çerçeve içine alınmış yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü benzer ifadeleri yıllardır o kadar çok tekrar ettim ki; bu kitabı okuyunca Bodrum adına içim sızladı.
“Türkiye’de bir şehrin yöneticisi tartışmasız belediye başkanıdır. Bir şehir belediye başkanının ufku kadar gelişir ya da gelişemez. Çağımızda belediye başkanlığı, temel ihtiyaçları karşılamanın ötesinde misyona sahip ve bunu karşılayacak yeterlilikte olmalıdır.
Devir kazma-kürek iş yapma devri değildir. Elbette hala, yol ve kaldırım ihtiyacı varsa, bunlar en iyi şekilde karşılanacak, ancak bu yetmeyecek, şehrin günü kurtarılırken, geleceği de şekillendirilecektir.
Çağımız, ileri görüşlü yöneticilerin vaktinde idrak etme ve vaktinde uygulama çağıdır. Aksi ciddi kayıptır.”
Kitapta ayrıca bir şehri yönetenlerin kaldırma kapasitelerini ve stratejilerini oluştururken öngörülerini ve özgüvenlerinin geliştirmeye yardımcı olacak 12 kurala yer verilmiş.
Hedefi 12’den vurmaya talip başkanların veya başkan adaylarının adeta yol haritası niteliğindeki bu kurallara başlıklar halinde göz atalım.(s.334)
1-Vizyoner önderlik ve kişisel yüreklilik
2-Talep odaklı yaklaşım
3-Farklı unsurları bir araya getirebilme kapasitesi
4-Kültürler arası deneyim, global görüş ve düşünce
5-Temsil yeteneği ve etkili girişkenlik
6-İletişim üstünlüğü
7-İnandırıcılık ve genel kabul
8-Durması (ve bulunması) gereken yeri ve zamanı kestirme
9-Şan ve şöhreti en aza indirecek alçakgönüllülük
10-Beklentilerin ötesini de gerçekleştirme
11-Birbirleriyle çatışan, akıl çelen fikirler arasından, belli başlılar üzerine odaklanabilme becerisi
12-Yeni akım ve gelişmeleri sindirebilme
Yukarıdaki kriterlere göre kendisini geliştiren ve yetiştiren bir belediye başkanı elbette rekabetçiliği geliştirecek ve farklı şeyler sunacaktır. Bu da başkanı vizyoner, cesur görüşlü, özgüven sahibi, sağlam karakterli örnek gösterilen şehir yöneticisi yapacaktır.
Takım çalışmasını, görev tanımlamasını, şefkati ve empatiyi de unutmamak lazım. Ücretini ve emeğinin karşılığını maddi-manevi alamayan bir takımla asla başarı elde edilemez. Hele işin içine kul hakkı girdiği zaman vay o başkanın haline. Başarı, ancak yüksek motivasyonlu, inanmış, hedefe kitlenmiş, bir ekiple elde edilir.”One man show”‘la bir noktaya kadar.
Günümüz belediyecilik anlayışlarının mihenk taşını BÜTÇE oluşturmaktadır. Bütçe yönetmek ve tutturmak insan yönetmekten daha zordur. Gerçek liderlik bütçe yönetmekle başlar. İstanbul, Kayseri, Gaziantep gibi belediyelerin başarılarının temelinde önce kaynak üretmek sonra da onu yönetmek vardır.
İdeoloji değil, insan merkezli yöneticilik anlayışı yöneticinin beynine ve dünyasına hakim olmadıkça o belediye ebediyen iflah olmaz. Ne demek istiyorum? Yüce Yaratıcı kel dememiş, kör dememiş, beyaz dememiş, siyah dememiş, dinli dememiş, dinsiz dememiş insanları ayırt etmeksizin sonsuz hazinesinden rızıklandırmış.
O halde insanlar üstünde ideolojik veya siyasi gücü baskı unsuru olarak kullanmak ideal yöneticilikle asla bağdaşmayan bir acizliktir. Çünkü özgüveni olan yönetici farklı fikir ve eleştirilerden korkmaz, bilakis onlardan güç alır. Burada adalet ve empatik tavrın lider için ideal bir fren gibi devreye girmesi gerekir.
İstişareyi, danışıp düşünmeyi ihmal eden, beyin fırtınasını oluşturamayan başkanların yakalanacağı en büyük hastalık megolomanlıktır. Bu tipler (ister egoist deyin, isterseniz narsist) kendilerini adeta yarı tanrı sanırlar. Ama unuttukları bir şey vardır; koltuk da, hayat da fanidir. Kalıcı olan kişilerin dünyada bıraktıkları iyi isimleri ve güzel hizmetleridir.
Sakın yanlış anlamayın. Kimseye sözüm yok. Bağcıyı dövmek değil üzüm yemek isteyenler kıssadan hisse kapsın istedim. Umarım bu çığlıklarım Bodrum’da bir yankı bulur.
Baki’nin dediği gibi,
Avazeyi bu aleme Davut gibi sal
Baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş.
Hoşçakalın!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.