Hüseyin Kocabıyık Beni Yazmış

Bu haber 15 Mayıs 2017 - 0:19 'de eklendi ve 746 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozcanozgur@hamlegazetesi.com.tr
Özgürce

Geçen Cuma günü bu köşede kaleme aldığım “Vakıflar Ne İşe Yarar?” başlıklı yazımın altına okurlarımızdan Muhlis Karakaya vakıflarla ilgili yorumda bulunurken, “Engelliler Haftası” ile ilgili yorumda da bulunmuş.

Engelli haftası başladı bitiyor bu hafta bu konudan hiç bahsetmediniz. Pes etmezsiniz ama herhalde kargaşaya gelmesin dediniz. Ancak yazarsanız gerçek engellileri değilde komşudaki engelli çocuk için saldıran engelleri beyinlerinde olan entel okumuş öğrenmiş ama eğitilmemişleri yazın. Kaldırımların ortalarına elektrik direkleri ve işaret levhaları dikenleri yazın. 3. katta engelli sınavı yapanları yazın. Üst geçidin bir tarafını engelli rampası bir tarafını merdiven yapanları yazın…” demiş.

Muhlis Karakaya çok dertli görünüyor… Onca riyakarlığın, iki yüzlülüğün orta yerinde nasıl dertlenmesin? Hele o “okumuş öğrenmiş ama eğitilmemişleri” Rabbim bildiği gibi yapsın…

 

xx        xx        xx

Muhlis bey, merak etmesin hiçbir şey için pes etmiş değilim.

10 Mayıs’ta başlayan Engelliler Haftası yarın sona eriyor. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde olduğu gibi haftada da çok şey söylendi, çok şey yazıldı. Ne yalan söyleyeyim “Benimkisi eksik kalsın” düşüncesi içindeydim…

Gazetemiz yazarlarından değerli büyüğüm Hüseyin Kocabıyık ta geçen hafta köşesini bana ayırmış. Sağ olsun…

Kocabıyık’ın “Usta Gazeteci-Yazar Özcan Özgür’deki Özveri” başlıklı yazısını okumamıştım. Geçen Cuma bir ortak dostumuz “Hüseyin ağabeyin yazısını okudun mu?” diye aradı.

Merak edip okudum. Hüseyin ağabey beni övmüş mü yermiş mi anlayamadım…

 

xx        xx        xx

Hüseyin Kocabıyık’ın yazısının adeta özeti diyebileceğimiz bölümü şöyleydi:

Sevgili okurlarım, yılların tecrübesinden mi bilinmez Muğla bölgesinde yazmış olduğu köşe yazıları ile acaba bugün Özcan Özgür ne yazdı diye merak içinde olan çok sayıda okurlarının olduğu iyi bilinir, ama Sayın Özgür birini kafaya taktı mı aradan yıllar geçse de o kişi üzerinden tenkit yazıları devam eder. Hem de korkusuzca. Evet Özcan Özgür’ün yazılarını okumamak mümkün mü? Ben diyorum ki acaba oturduğu yerden her gün değişik türde yazıyı nasıl yazabiliyor düşüncesi içindeyim. Yani anlayacağınız sevgili dostum kardeşim Özcan Özgür’ün yazıları okunuyor ki internette bile en fazla okunan yazar durumunda. Ama kendisinin tek kabahati var o da benim dediğim dedik demeden kendini alamaz, işte böyle biridir bizlerinde değer verdiği Hamle Gazetesi Köşe Yazarı Özcan Özgür. Ha aklıma gelmişken şunu da söyleyeyim Muğla’da Özcan Özgür gibi değerli köşe yazarlarının olduğunu biliyorum ama Hamle Gazetesi’nde çalıştığı için kendisini onure etmek istedim.

 

xx        xx        xx

Yazıyı okuyunca ortak dostumuzun beni neden aradığını anladım. Güldüm…

Ama ortak dostumuz muradına eremeyecek. Hüseyin ağabeye “Abi Hamle Gazetesi’nde çalışmasam beni onure etmeyecek miydin?” diye başlayan bir yanıt vermeyeceğim.

Hüseyin Kocabıyık nev-i şahsına münhasır ağabeyimizdir. Benimle ilgili istediğini yazabilir. Pek anlayamadım, ama övdüyse de yerdiyse de sağ olsun.

Yazısında “Ben diyorum ki acaba oturduğu yerden her gün değişik türde yazıyı nasıl yazabiliyorlar..” demiş ya, ben sadece bu konuda kendisini aydınlatmak isterim…

Sanıyorum, Hüseyin ağabey gibi başka merak edenlerde vardır. Hatta zaman zaman “meslektaşlarımızla” tartışmalarımızda içlerinden “Ben senin gibi oturduğum yerden gazetecilik yapmıyorum” diyerek, kompleksini yenmeye, eksiğini, açığını kapatmaya kalkışanlar da olmuştur…

Tabi bende hep “Amuda kalkarak gazetecilik yapan var mı acaba?” diye merak etmişimdir!

Benim böyle bir yeteneğim yok. Ben oturduğum yerden yazıyorum. Üstelik meslektaşlarımın oturduğu gibi oturarak da yazamıyorum, ama çok şükür hala yazıyorum.

Tabi “kastedileni” de biliyorum. Bazı mesleklerde olduğu gibi, bizim meslekte de işini “masa başında” ve “alanda” yani sokakta yapanlar vardır.

Rabbime şükürler olsun senelerce hep alanda oldum. Üstelik laf edenleri o alanda göremedim!

                                          

xx        xx        xx

Engelli akademisyenlerimiz, hukukçularımız, psikolojik danışmanlarımız, bilgisayar programcılarımız vardır…

Ben hiçbir meslekte o mesleği icra eden engelliye “Sen bu işi nasıl yapıyorsun” veya “Ben senin gibi oturduğum yerden yapmıyorum” denildiğini görmedim, duymadım.

Ben bizim meslekte de başka yerlerde olduğunu sanmıyorum. Muğla’da oluyor işte…

Allah var, sıkıntı yok.

Üç yıldır sağlık sorunları yaşıyorum. Biraz da bu nedenle eskisi gibi evden çıkamıyorum. Kimse merak etmesin; haber, konu, bilgi, belge eve geliyor…

Tabi hiç çıkmıyor da değilim. Çıkıyorum, ama dışarıda çok kalamıyorum. Örneğin “belediye mülküSerpil Park’a takılamıyorum. Çünkü tuvaletine giremiyorum. Yine “belediye mülküAtapark’a (Ardore) da hiç giremiyorum, rampası bile yok…

 

xx        xx        xx

AK Parti Hükümeti’ni seversiniz, sevmezsiniz. Pek çok konuda eleştirebilirsiniz de. Ancak gelmiş geçmiş hükümetler içinde engelliler ile ilgili en çok sorun çözen, yasal düzenleme yapan hükümetin AK Parti Hükümeti olduğu bir gerçektir.

CHP’li Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin de engelliler için ürettiği hizmetler, yaptığı işler yadsınamaz.

Muhlis Karakaya da “Vakıflar Ne İşe Yarar?” başlıklı yazıma yorum yaparken, “Birde şunu belirteyim Muğla Büyükşehir Belediyesi Düğerek’te bulunan Kapalı Spor Salonu’nun alanına tekerlekli sandalyelilerin inebilmeleri için yürüyen yol yaptırmış. Tebrikler, teşekkürler” demiş.

Hizmettir, bende teşekkür ederim…

Ama tekerlekli sandalye kullanmayan ortopedik engelliler de var.

 

xx        xx        xx

Ben bu günkü halimle 3 yıl önce Nail Çakırhan Salonu’na inebiliyordum, şimdi inemiyorum. Reyhan Pastanesi’nin üst katına çıkabiliyordum, şimdi çıkamıyorum…

“Engelli” deyip geçiliyor. Oysa o kadar çeşitliyiz ki…

Nasrettin Hoca eşekten düşünce ne demiş? “Bana eşekten düşmüş birini getirin” demiş…  Uygulamalarda kime, kimlere danışırlar bilmem ki…

Muğla’da en çok vakit geçirdiğim yer “Rüyam AVM”…

Artık “bana saygı gösteren” Rüyam AVM sayesinde AVM’lere karşı değilim!!!

Otomobille gidip kapalı otoparkına giriyorsunuz. Pırıl pırıl düzayak tuvaletle karşılaşıyorsunuz. İsterseniz asansörle zemin kata çıkıp, oradaki “engelli tuvaletini kullanıyorsunuz. Arasta’da dolaşırsanız Pazar Camii tuvaleti var, girebilirseniz… Olmadı Kurşunlu Camii tuvaletine yetişirsiniz, inebilirseniz… (!)

Asansörlerden, asansörden önce merdiveni olan yapılardan, kaldırımlardan, sağlamların bile kaydığı veya tırmanamadığı rampalardan, kent mobilyalarından söz etmeyeceğim…

 

xx        xx        xx

En büyük engel sevgisizliktir.

Hayatı paylaşmak için gelin engelleri birlikte aşalım

Sözün sahibi Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş… Hafta başında cep telefonlarımıza bu mesajı atmıştı. Meğer yaygın bir sözmüş…

3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde ve 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nda etkili ve yetkililerimizin, seçilmişlerimizin günün anlam ve önemini anlattıkları konuşmalarında ve mesajlarında kullandıkları “Hepimiz engelli adayıyız” türünden beylik sözlerin yer aldığı internet siteleri bile var artık!. Onlardan “Engelliler Haftası Sözleri ve Sloganları | İnce Sözler” adını taşıyan siteye “Sude dedi ki:” imzasıyla yapılan yorum şöyleydi:

“Cook guzel sloganlar var sozlere bayildim projeme bu sozu ekliycem EN BÜYÜK ENGEL SEVGİSİZLİKTİR Bu cok muthis bir sözzzz”

Benim için artık 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde ve 10-16 Mayıs Engelliler Haftası pek çok gün ve haftalar gibi “güzel söz söyleme” ve “miş gibi yapma” günleri…

Hüseyin Kocabıyık iyi ki o yazıyı yazmış. Yoksa bu yazı olmazdı…

Evden daha az çıkmamın sebebi “sevgisizlik” değil, yerel yönetimler başta ilgili kişi ve kurumların “eyyamcılığı”…

Yine de siz sevmeyi ihmal etmeyin. Kendinizi, birbirinizi…

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
asım demirel 15 Mayıs 2017 / 20:57

Beyniyle gezenler ayaklarıyla gezenlerden daha hızlı gezerler. Özcan’da beynini iyi kullanan iyi bir düşünür ve düşündüklerini kağıda en iyi döken bir kişi. Gramere müthiş hakim. İngiliz bilim adamı Hevking hiç kımıldayamıyor sadece yüzündeki bir kasın hareketiyle bırakın dünyayı evreni tahlil ediyor. Özcan oturarak ta güzel yazar. Yeter ki, ellerine ve beynine bir şey olmasın.