Hürriyet Hapsedilmez

Bu haber 11 Ocak 2019 - 1:43 'de eklendi ve 623 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Gülten Şimşek

Özgürlükleri kısıtlanan toplum ileri gidemez…

Özgürlükler kısıtlanırsa bilim yapılamaz.

Sanat olmaz.

Toplumsal uzlaşı gelişemez.

Yaratıcılık ve üretkenlik olamaz.

Özgürlüklerin ne kadar önemli olduğunu elimizden uçup gidince anlarız.

Ne acıdır ki…

Geçmişte olduğu gibi bu yüzyılda da özgürlükleri konuşuyoruz.

Sanattan korkuyoruz.

Eleştirel yazanları kodese koyma sevdamız zaman zaman depreşiyor.

Dünya özgürlüklerin kanatlarının biçildiği tırpan tarlasıdır.

Ve bedenleri kodeslere koyulabilinir ama düşünceleri? Asla…

Ve…..

Bir gün orta Amerika’da bir ülkede darbe olur. Şairinden yazarına, öğretmeninden müzisyenine kadar tüm aydınlar kodese kapatılır.

Bir yıl boyunca kimsenin görüş izni yoktur.

Dünya genelinde çalışan hukuk örgütleri ve sivil toplum kuruluşları ise içeridekilere görüş hakkı tanınması gerektiğini, hiç değilse yılda bir gün sevdikleriyle görüştürülmesi gerektiği yönünde baskıları sonucunda içeridekilerin yılda bir kez ailelerinden bir tek kişi ile görüşmeleri hususunda kazanım elde edilir.

Düşünün yılda bir kez görüş… İnsan sevdiğini görmek ister.

Darbeciler içeri alınan aydınlara aynen şunları söylerler: Ailenizden yalnızca bir kişiyle görüşmenize izin veriyoruz; ama yalnızca bir kişi çağıracaksınız.

Özgürlükleri elinden alınmış çağdaşlar insanlar buna razıdır yeter ki ailenin bir tek ferdini görebilsinler. Sarılabilsinler. Koklayabilsinler.

Mahkûm şairlerden biri sekiz yaşındaki kızıyla görüşmek ister. Görüşmeciler sırayla salona girdikleri vakit, mahkûmların hepsinin de gözü kapıdadır.

Şairimiz de bir yıldır görmediği kızını beklemektedir. Kapıdan adımını atmasıyla şair baba, kızını görür ve geçen bir yıl içerisinde büyüdüğünü, daha da güzelleştiğini fark eder. Yüreği de pırpırdır…

Kız da babasını görür ve tam yanına gideceği sırada güvenlik görevlisi “Dur!” der.

Nedir o elindeki?” der güvenlik görevlisi. Kızın elinde çizdiği bir resim vardır. “Ne resmi?!” der sert bir sesle. Kız “Kuş…” der.

Sakıncalı eşyalar listesine bakan görevli, kuş resminin içeri alınmasının yasak olduğunu görür ve resmi alıp yırtar. “Hadi şimdi git babana!

Kız “Baba sana resim yapmıştım, yırttılar!” diyerek ağlar.

Şair ise kızını sakinleştirmek amacıyla, ağlama kızım, diyerek onu teselli eder.

Tam o sırada “Görüş bitti!” bağırtısıyla beraber beş dakikalık sohbet bu ağlamalarla sona erer.

Aradan bir yıl daha geçer ki…

Tekrar bir görüşme yapılır. Şair kızını tekrar çağırır. Kız gelir. Biraz daha büyümüş, serpilmiştir. Elinde yine bir kağıt ve görevli yine kızgın. ‘’Nedir o elindeki?!’’ der..

Kız bu kez bir ağaç resmi getirmiştir. Güvenlik sakıncalı eşyalar listesine tekrar bakar.

Ağaç resminin yasak olduğunu bulmak istercesine çevirir sayfaları. Güvenliğin amacı boşa çıkar; listede ağacın yasaklandığı üzerine bir bilgi bulunmaz.

Görevli tamam der…

Bu sefer resminin yırtılmadığını gören kız heyecanla resmi babasına verir.

Kızını gülerken gören baba da elindeki resmin kıymetini çok iyi anlar ve “Ne güzel bir ağaç bu!” der.

Baba: “Kızım! Ne güzel bir ağaç bu! Dallarında da meyveler var. Ne meyveleri bunlar?” diye baba sorar.

Kız, babasının kulağına usulca sokularak ‘’Aman baba!’’ der. Onlar meyve değil, kuş. Ağacın dallarına gizledim ki kimse anlamasın!

Korkup…

Özgürlükleri boğazlıyabilirisiniz…

Özgürlükleri ezebilirsiniz…

Unutmayınız ki…

Hürriyet hiçbir vakit hapsedilmez, hatta o tazyike uğradığı nisbette genişler. 

Ağacın dallarında ki kuşlar gibi…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.