HUKUK VE MİLLET

Bu haber 04 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 753 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Anayasa
Mahkemesi’nin re’sen (doğrudan, otomatik) bir denetim yetkisi var mı?

Yani,
CHP müracaat etmeseydi, yine bir karar almak üzere Anayasa Mahkemesi toplanıp
konuyu görüşecek miydi? Yok öyle bir şey. Peki “anayasa değişiklikleri
Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenir” diye bir hüküm var mı? Tabii ki
yok. Anayasa Mahkemesi, dava açan olursa, yasaları inceleme faaliyeti gösterir.
Hiçbir zaman bir yargıçlar senatosu gibi çalışmaz, çalışamaz. Parlamento
isterse Anayasa Mahkemesi’nin bütün statüsünü değiştirebilir, hatta varlığını
da ortadan kaldırabilir. “Demokratik” denilen sistem budur.
Birilerine ters gelir yüz gelir ayrı mesele. Aslı budur. Anayasa Mahkemesi,
Sayıştay gibi bir denetim yapmaz. İhtilaf ve şikâyet halinde, başvuru üzerine
ilgili yasaları inceler. Şimdi öyle bir hava estiriliyor ki, sanki Anayasa
Mahkemesi; Parlamento’yu her zaman her kararıyla denetler,  Anayasa’nın rejimin Cumhuriyet’in bekçisidir!
Ve Parlamento ona bağlı bir kurumdur! Anayasa Mahkemesi’nin vesayeti denilir
buna; şeklen böyledir, aslında ise bürokrasinin bir siyasî ideoloji uğruna
vesayet tesis etmesidir. Ve böyle bir halin demokrasinin hiçbir biçimiyle
uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bu hal, yargının bağımsızlığı ile değil,
tarafsız olmayışıyla izah edilir. Demokratik literatürde de herhangi bir normal
karşılığı yoktur. Böylesi, “yargıçlar hükümeti” bile değil,
yargıçların taraf tuttuğu ve benimsediği siyasî görüşü-ideolojiyi hâkim
kılmasıdır; tam bir hukuksuzluktur. Hukuk, hakkaniyet ideali ile gelişir ve
meşruiyet kazanır. Mesela ihtilallerin ve darbelerin de hukuku vardır; ama
meşru değildir. Bir hukukun uygulanışında hakkaniyet ve adalet var mı, yok mu?
Yok ise, demokratik hukuk da yok demektir. Hukuk ahlâktan ayrı mütalaa edilir
ama, özellikle bizim kültürümüzde, ahlâkın hukukla hukukun ahlâkla ilgili
yönleri vardır. Bizatihi tarafsızlık, derininde ahlâkî bir mana taşır. Bu
“fikrî-entelektüel ahlâk” da diyebilirsiniz. Hukukî meşruiyet ve salabet,
ahlâkî faziletleri gerekli ve “zorunlu” kılar. Güven, bu
bütünleşmenin ifadesidir. Yani “hukuk özel bir uzmanlık dalıdır, onunla
ilgilenmek uzman görevlilerin işidir ve tekelindedir” denilemez.
“Hukuk işleri”ne toplum da bakar; eleştirel nazarlarla, hayatını ve
geleceğini ilgilendiren özel bir değerlendirme bilinciyle bakar. Mülkün temeli
(yalın) hukuk değildir; adalettir, hakkaniyettir, bunların hukukudur. Millet
teknik tabirleri bilmez ama, bu kavramları, ruhuyla çok iyi bilir. Yassıada
Mahkemesi’nde de hâkimler, hukukçular vardı. Kendine göre bir hukuk da vardı.
Sayısız hukuk Prof’u ve anayasa uzmanı o mahkemeyi destekliyordu. (Ali Fuat
Başgil dışında) Ama millet ne diyordu? “Bu zulümdür, işkencedir, gayri
ahlâkîdir…” diyordu. Milletin dediği mi doğruydu, bazı hukukçuların
dediği mi? 12 Eylül’den sonra 5 kişi gitti Parlamento’ya oturdu, “biz
yasama organıyız” diyerek. Çok gülünçtü, ama gerçekti. Yazılı hukuk,
eylemcilerin pozitif hukuku ona göre ayarlanmıştı. Darbenin hukukunda her şey
olur! Yargı millet adına karar verir. Niçin “millet adına”? Yetkinin
gerçek sahibi odur da ondan. Parlamento’da millet adına ve milleti temsilen
faaliyet gösterir. Kuvvetler Ayrılığı’nın merkez noktasında milletin iradesi ve
egemenlik hakkı vardır. Burada hepsi birleşirler. Eskiden “Âmme
Vicdanı” denirdi. Verdiğiniz kararlar milletin vicdanını incitmeyecek,
zedelemeyecek, sızlatmayacak. Âmme Vicdanı, yahut maşeri vicdan, Yassıada’nın
yüksek(!) hâkimleri tarafından ayaklar altına alınmıştı. Onlar askerî hâkim
değildi, sivil yargının içinden ve zirvelerinden gelmişlerdi. Kimse onları
zorlayamazdı, güle oynaya yaptılar o işleri. O zulüm heyeti, bir defa değil,
her gün idam etti onları. Hakaret ve istihza yağmuru altında yargıladılar.
Yaptıkları zulüm kendilerine keyif veriyordu. … Şimdi referanduma, sonra da
seçime gideceğiz. Bakalım millet ne diyecek? Millet, birtakım kalabalıklar
değildir. Aklı, vicdanı, şuuru olan bir varlıktır. Sonucu görünce herkes
anlayacak.

AHMET
SELİM/ZAMAN GAZETESİ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.