Hızır Mısın? Demiştim

Bu haber 10 Ekim 2019 - 10:37 'de eklendi ve 757 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

Yazının başlığını devamı başsağlığı ilanından sonra devam edecektir.

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI

Merhum Halil İbrahim ve Sadike Kocabıyık kızı, Merhum Ahmet Zaptikar’ın eşi, Ali Kocabıyık ablası, Zerrin Tekin’in annesi, Memduh ve Halil İbrahim Zaptikar’ın anneleri SÜZAN ZAPTİKAR hakkın rahmetine kavuşmuştur. Yukarıda adı geçen yakınları dediler ki; bu acı günümüzde bizleri yalnız bırakmayan eş dostlarımıza candan teşekkür ederiz.

SEN HIZIR MISIN DEMİŞTİM?

Yıl 1955 ben tüccar terziyim. O yıllar tütün her ailenin ilgisi olan bir mahsul idi. 1950’den evvel tütünü Muğla merkezde ağalar yapardı. Dağ köylerin insanları amele olarak ağalara çalışırlardı. 1950’den sonra köylere Ziraat Bankası kooperatifler vasıta ile kredi açmıştır. Bu defa ameleler kendileri ağa oldu. İşte bu gelişen ortamda köylerde düğünler kışın yapılıyor, ödemeler mayıs gibi zamanda oluyordu. Bu vaziyette 8 veya 10 gibi kalfa ve çırak çalışıyorduk. O sene yani 1955’de Mart ayında evlenmiştim. Yukarda adı geçen Ali Kocabıyık ile aynı ay içinde o zaman geçerli olan mahalli düğün ile evlenmiştik. Dolayısıyla aileler arasında yakınlaşma vardı.

Bizim terzi dükkânımıza kız evi ile erkek evi birlikte gelerek damat ve yakınlarına elbise ısmarlardı. O tarihlerde erkek giyim konfeksiyon olarak az bulunuyordu. Çarşı hep tütün satımına vade ederdi.

Şimdi olayımıza geçiyorum. Kumaşları İzmir ve İstanbul’dan vadeli alıyorduk. Borçlarımızı nisan ve mayıs ayına senet veriyorduk.

Evlendikten kısa süre sonra ödemem vardı ama tütünler daha evlerde idi. Ödeme günü ilk defa borç para aradım. Arastadaki esnaflardan 5 bin lira topladım. Borcumu ödedim ancak bazıları yarın sabah isterim diyordu. Pek mesele etmedim çünkü ertesi gün tütün tüccarının biri ödeme yapacaktı. Bir aksilik oldu tüccar ödemeyi bir hafta sonraya bıraktı.

ŞİMDİ NE YAPILABİLİRDİ!

Gencim çarşıda yeniyim. Birisine derdimi anlatmak çok zordu.

O gece sabaha kadar yatakta döndüm durdum. Dua ediyordum. Eğer bu para ödenmezse sanki öleceğim gibi düşünüyordum. Ertesi sabah namazdan önce gittim dükkânımı açtım. Hiç bir şey düşünemiyordum. Dükkânım arastanın Tabakhane Caddesinde idi. H. İbrahim Kocabıyık amcada aynı caddede kahvehane işletiyordu.

EN HEYECANLI KISIM

Bu saatte yoldan Ulu Cami’ye doğru bir ayak sesi duydum. Acele dışarı çıkınca gelenin H. İbrahim Kocabıyık amca olduğunu gördüm. O zaten bana doğru geliyordu. Dedi ki oğlum bu saatte ne işin var burada tuz torbası desem daha erken kovdular desem sana kim kıyabilir ki?

Amca sana bir şey soracağım sen Halil İbrahim Kocabıyık mısın yoksa HIZIR MISIN?

Deyince hemen anladı ve ne kadar diye sordu. Ben dedim ki çok beş bin lira. Hiç hayret etmedi ve ne ile gidelim diye sordu. Nereye gidiyoruz dedim. Çayır ucuna gidiyoruz, orada ablan tütün kırmakla meşguldür.

Bu arada ulu camii tarafından bir korna sesi geldi. Ben gelen arabayı tanıdım, bahçeli Niyazi geliyor. Sanki biliyor gibi indi ve buyurun nereye gidiyoruz? Özetlersek çayır ucuna vardık. H. İbrahim amca dur dedi ve indi tarla içine doğru gitti. Az sonra elinde bir bohça ile geldi. Dedi ki al oğlum 5 bin lira imiş dedi.

Ben amca vadesi ve karşılığı derken beni sus diye azarladı. Oğlum biliyorsun ablan seni sever, yavan laf konuşma dedi.

HİÇ UNUTMADIM

O tarihten itibaren hep dua ettim. O gün o borç ödenmemiş olsaydı benim çarşıda itibarım kalmayacaktı.

Diyorum ki; Merhum olanlara Allah’tan cennetler nasip etmesini dilerim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.